Kelimeler arşivi içinde; sonunda "doygu" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu doygu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında doygu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde doygu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DOYGU
DOYGU
Yaşamayı sağlayacak besin, rızık.
Bu bölümde tanımı içerisinde DOYGU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TAPINCAKÇILIK
Fetişizm. İçerisinde büyüsel bir güç olduğuna ya da belli bir cinin eğleştiğine inanılan taş, boynuz, pençe, post, deri, bez parçası ve benzerleri nesnelerden yarar umma; onlara korkuyla karışık dinsel ve büyüsel saygı duyma. Nesnelerle bireylerin kendilerine değgin olmayan ruhlarca ele geçirilmelerine ilişkin halk öğretisi ya da tapıncakla ilgili olarak yapılan dilekte bulunma, kurban kesme ve kutyasaklara kesinkes uyma gibi uygulamalardan oluşan bir saygınlık düzeni, bk. tapıncak. karşılığı din, büyü, cancılık. Herhangi bir nesne ya da varlığa karşı duyulan aşırı ve tapınmaya benzer bağlılık. Karşı cinsle ilişkisi olan giysi ve benzeri şeylerle cinsel coşku ve doygunluk sağlama durumu. İlkel sayılan toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan doğal ya da yapay, cansız ya da canlı nesnelere tapınma.
TATMİN
İstenen bir şeyin gerçekleşmesini sağlama, gönül doygunluğuna erme, doyum. Doygunluk. Cinsel isteklerini giderme.
ÇÖZÜNÜRLÜK
Bir maddenin başka bir madde içinde çözünme özelliği, resolüsyon. Ekrandaki görüntünün veya yazıcı tarafından basılan şekillerin netliği. Birim nicelikte çözelti ya da çözgen içinde, belli sıcaklık ve basınçla çözülebilen özdek niceliği. Belirli oylum ya da tutardaki bir özgende çözünebilen özdek niceliği. Katı, sıvı ya da gaz çözünenin, belirli koşullarda çözücüsü ile tektürel bir çözelti oluşturabilmesinin sınırı. Bir maddenin belirli bir sıcaklıktaki doygun çözeltisindeki derişimi. Bir çözünenin, bir çözendeki çözünme kertesi. (Genellikle, belirli bir sıcaklıkta yüzde olarak belirtilir.). Bir maddenin çözelti oluşturma kapasitesi. Birbirine komşu iki noktanın ayırt edilebilme gücü. Mikroskobik olarak birbirine komşu iki farklı görüntünün ayırt edilebilme duyarlılığı, rezolüsyon.
FETİŞİZM
İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesnelere tapınma, tapıncakçılık, putperestlik. Karşı cinsin giysi vb. şeyleriyle cinsel coşku ve doygunluk sağlama.
TRİKLOROMELAMİN
Formülü NC(NHCl)NC(NHCl)NC(NHCl), doygun sulu çözeltisindeki pH değeri 4, kendiliğinden tutuşma sıcaklığı 160 °C olan, yangın tehlikesi bulunan, organik reaktif malzemelerle temasında ani olarak tutuşan, suda ve buzlu asetik asitde az çözünen, karbontetraklorür ve benzende çözünmeyen, sağlığa az zararlı, beyaz ince bir toz madde.
DOYGUNLUK
Doygun olma durumu, gönül tokluğu, istiğna, tatmin. Bir isteğin yerine gelmesi, bir şeyin elde edilmesi, varılmak istenen bir hedefe ulaşılmasından doğan duygu, tatmin.
İSTİĞNA
Önerilen bir işe karşı nazlanma, nazlı davranma. Doygunluk, gönül tokluğu.
SATÜRASYON
Doygunluk.
MÜSTAĞNİ
Elinde olanla yetinen, doygun. Nazlı davranan.
GÖZETLEMECİLİK
Soyunan ya da cinsel ilişkide bulunan insanları gözetleyerek cinsel doygunluk sağlama.
BIKMAK
Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek, usanmak. Dayanamaz duruma gelmek.
HAZ
Hoşa giden duygulanma, hoşlanma, zevk. Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku. Ezgi. Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma.
MARTENSİT
Su verme işlemi sonucu, kesmeli dönüşüm yoluyla oluşup, dördül prizma kristal biçimli, karbonun demir içindeki aşırı doygun çözeltisi olan, çok sert ve gevrek faz.
DİRİKLİK
Geçici bir zaman içinde de olsa, doygunluk elde etmek ya da gerginlikten kurtulmak için, bir davranış yolunu izlemede gösterilen direnç.
SATURASYON
Doygunluk durumu.
DOYGUNLAŞMA
Doygunlaşmak işi.
YAŞLANMA
Yaşlanmak işi. Organizmanın belirli ömrünü tamamlaması. Aşırı doygun bir katı çözeltinin, dengeli duruma geçerken çökelme yaratması olayı. Döllenme ile ölüm arasında yayılan gelişme ve büyüme aşamaları.
GİDERGENLİK
Doygunluğa dek mıknatıslanmış bir özdeğin mıknatıssal üretimini sıfıra düşürmek için görekli mıkmatıssal yeğinlik.
DOYGUNLAŞMAK
İyice doymak, doygun bir duruma gelmek.