Sonu DORUK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "doruk" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu doruk ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında doruk olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde doruk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

YAYVANDORUK

10 harfli kelimeler

GÖRENDORUK

9 harfli kelimeler

ESENDORUK, KARADORUK

8 harfli kelimeler

DİMDORUK, TANDORUK

7 harfli kelimeler

AKDORUK, ÖZDORUK

5 harfli kelimeler

DORUK

Bazı kelimelerin anlamları

DORUK

Dağ, ağaç vb. yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri, zirve, şahika. En üstün başarı düzeyi. Heyecan, sevinç, coşku vb. duygularda ulaşılan en üst nokta.

DİMDORUK

Tepe, uç, en yüksek yer: Kavağın dimdoruğuna çıktın mı?.

YAYVANDORUK

Şanlıurfa kenti, Harran ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

GÖRENDORUK

Siirt kenti, Eruh ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ESENDORUK

Erzincan kenti, Başköy bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

AKDORUK

"Beyaz" anlamındaki ak ile "tepe, en yüksek yer, uç, zirve; en üstün başarı düzeyi; kibirli" anlamlarındaki doruk sözlerinden oluşan bir söz.". Diyarbakır şehri, Ağaçlı bucağına bağlı bir yer.

TANDORUK

Şafak vaktinde doğmuş gururlu kimse.

ÖZDORUK

Özü yüce olan kimse.

KARADORUK

Samsun kenti, Beşpınar bucağına bağlı bir bölge. Sivas şehri, Konakpınar bucağına bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında DORUK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DORUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DORUKMAK

Bir şey birikmek, toplanmak: Senin işlerin de benim başıma doruktu. Takılmak, takılıp kalmak: Değnek çama doruktu.

DUPBUR

Tepenin en yüksek noktası, doruk.

DMGILİK

Tepe, uç, doruk.

HACIKABAK

Çamlıkların arkasından yükselen çıplak tepe, doruk.

ZİRVE

Doruk. Bir işte ulaşılan en üst aşama.

DORUKLAYIN

Yukardan beri anlamında kullanılır: Gelen kızı doruklayın görünce dizimin bağı çözüldü.

ŞAHİKA

Doruk, zirve. En üst derece.

ANNAK

Tepenin en sivri yeri. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer. Anlayış, duygu. Anlayış, bellek, zekâ. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Görülebilen yer. Karşı, ön taraf. Doruk, gözetleme yeri, siper. Duygu. Hatıra. Alan, meydan.

DİNBURÇ

Doruk, uç.

ÇO

Eşeği, hızlı yürütme ünlemi. Tepe, doruk: Çoğun başına çıkınca köy görünür. Köz.

DINKALAZU

Tepe, uç, doruk.

DORUKUCU

Üzerinde kar aşındırmasının etkilerini taşıyan genç ve yüksek dağlarda, yan yana dorukların testere dişi ya da horozibiği görünüşündeki uçlarından her biri.

DORUKLAMA

Doruklamak işi. Tepeleme.

DİVRİK

Dağın tepesi, doruk. Müdevver.

ADEMCİLİK

Yirminci yüzyılın başında Rusya'da ortaya çıkan bu edebiyat çığırı, simgeciliğe (symbolisme'e) karşı bir tepki olup eşyayı sanki Âdem'in göziyle görüyormuş gibi mistikçilikten uzak bir kavrayışla kavrıyarak gerçek anlamında kullanılmış kelimelerle anlatmak yoludur. Bu çığıra DORUKÇULUK (Acméisme) de denir. XX. yüzyılın başında simgeciliğe karşı bir tepki olarak Rusya'da ortaya çıkan bir edebiyat akımı.

DORAK

Kekik. Yoğurt ve kaymaktan yapılan bir çeşit yağlı peynir. Yağı alınmış sütten yapılan peynir. Yumuşak taştan yapılan ve yoğurt süzmekte kullanılan bir çeşit süzgeç. İçine yoğurt konan oyuk taş. Dereotu. Tepe, en yüksek yer, uç. Süzülmüş yoğurt, çökelek. Tepe, en yüksek yer, doruk. Bursa şehrinde, Söğütalan bucağına bağlı bir bölge. İçel şehrinde, Tarsus belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

DOROK

Tepe, uç, zirve, doruk. Çam, ardıç, katran, köknar fidanı.

DİNGE

Fidan. Kalın dikme. Başörtüsü kalıbı. Gelinlerin taktığı ipekli örtü üzerine gümüş, altın dizili başlık. Kadınların başlarına giydikleri hasırdan örülmüş külah. Tahtadan bir kasnak üzerine bez sarılarak başa oturtulan ve üzerine fes konulduktan sonra tülbentle bağlanan, bazen üzerine süs eşyası da takılan, yalnız kadınların kullandığı bir çeşit başlık. Tepe, uç, doruk. Tavana dayanan direk, sütun. Eski türkçe ten: başlık; keçe külah veya kasnak üzerine 'vala' sarıp üzerini kulplatılmış paralarla süsleyerek meydana getirilen başlık; türkmen kadınları arasında yaygındır; bk. ayrıca kofi / Kofiyh.

KATABASİS

Bir oyunun gelişiminde doruk noktadan, dönüşümden itibaren gerilim açısından düşüşe geçtiği kesim. Aristoteles'in Poetika'sında kullanılan bir terimdir. Düşüş. Dönümden (bk. peripeti) sonraki olayların gerilim yönünden gevşeyişinde, bir iniş durumu almasına Aristoteles'in Poetika kitabında verdiği ad.

DARUH

Doruk: Daruh bekçisiz olmaz.