Sonu DEVLETLE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "devletle" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu devletle ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında devletle olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde devletle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DEVLETLE

"Güle güle" anlamında kullanılan bir esenleme sözü.

  -   -   -  

Anlamında DEVLETLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DEVLETLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İNGİLİZCE

Hint-Avrupa dil ailesinden, İngiltere'de, biraz farklı biçimiyle Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya ve İngiliz uygarlığını benimsemiş olan ülkelerde kullanılan dil, İngiliz İngilizcesi. Bu dille yazılmış olan.

İMAM

Cemaate namaz kıldıran kimse. Hz. Muhammed'den sonra onun vekilliği görevini üzerine alan halifelere verilen unvan. Bazı küçük İslam devletlerinde devlet başkanı. En önde bulunan kimse, önder. Müslümanlıkta mezhep kuran kimse.

ANLAŞMA

Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.

HİTİT

MÖ XX-XII. yüzyıllar arasında Anadolu'da, XII-VIII. yüzyıllar arasında Hatay ve Kuzey Suriye'de devletler kurmuş olan eski bir ulus, Eti.

DOLAR

Amerika Birleşik Devletleri, Kanada vb. devletlerin para birimi.

ENTERNASYONAL

Uluslararası. Devletlerin proletaryasının katıldığı uluslararası topluluk.

ÇÖKÜŞ

Çökme işi. Çömelip yere oturuş. Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması, inhitat, dekadans. Yıkılma.

DÜŞMAN

Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).

BÜROKRAT

Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran, kırtasiyeci, şekilci, formalist.

BEYLİK

Bey olma durumu. Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi. Hükûmet. Devletle ilgili, devlete özgü olan, devlet malı olan, mirî. Rahat yaşama. Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret, mirlik. Basmakalıp. Herkesin kullandığı, herkesin bildiği.

BLOK

Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.

AMANNAME

İslam devletlerinde düşmana güvenlik içinde olduğunu bildirmek üzere verilen belge.

AMERİKANCA

Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılan İngilizce, Amerikan İngilizcesi. Bu dille yazılmış olan.

ATABEY

Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.

AMERİKALI

Amerika Birleşik Devletleri halkından olan kimse.

FATİH

Zafer kazanan, fetheden (kimse). İslam devletlerinde bir ülkeyi veya bir şehri savaşarak alan hükümdar ve komutanlara verilen unvan. İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. Büyük ve önemli bir iş bitiren (kimse).

KAMULAŞTIRILMAK

Kamulaştırma işi yapılmak, devletleştirilmek.

DÜVEL

Devletler.

GÜÇ

Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Zorlukla. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.

BAĞLAŞIM

Eşleme. Bir dizgenin veya alt dizgenin başka bir dizge üzerindeki etkisi. Aralarında ortak çıkar bulunan devletler ilişkisi.