Kelimeler arşivi içinde; sonunda "damga" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu damga ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında damga olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde damga olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DAMGA
Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç. Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum. Bu araçla basılan nişan, işaret. Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik.
ALTDAMGA
Bir terimin ya da öğenin sağ altına vurulan damga. Örnek. deki i damgası.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAMGA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ISTAMPA
Ağaç, metal vb. üzerine oyulduktan sonra bir yere basılan biçim. İçinde, mühür, damga vb.ni mürekkeplemeye yarayan çuha bulunan kutu. Bu tür biçim veya resimleri basmaya yarayan kalıp, damga, mühür.
ARTIKLIK
Bir verinin doğruluğunun korunup korunmadığını sınama olanağı veren, gereksiz olmakla birlikte veriyle tümleşmiş biçimde kullanılmak üzere eklenmiş veri öğesi. bk. eşlik ikili, sağlama sayısı, eşlik damgası.
DAĞ
Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü. Büyük üzüntü, acı. Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılmış olan yanık.
KAŞELEMEK
Resmî bir belgeyi kaşe ile damgalamak, mühürlemek.
PUL
Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası. Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık. Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık. Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt. Akçeden küçük metal para. Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri. Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık. Küçük ve ince tabakacıklar. Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık.
DAMGACI
Damga vurmakla görevli kimse. Damga yapan veya satan kimse.
DAMGALI
Damgası olan, damgalanmış olan. Kendisine yüz kızartıcı bir suç yüklenmiş olan.
EN
Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı. Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret. Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime.
SİKKELEMEK
Hayvanları sikkeye bağlamak. Damgalatmak, mühürletmek.
DAMGASIZ
Damgalanmamış, damgası olmayan.
DAMGALAMAK
Bir şeyin üzerine damga ile işaret yapmak, damga vurmak. Bir kimseye, gerçeğe dayanmadan herhangi bir özellik veya nitelik yüklemek. Birine yüz kızartıcı bir suç yüklemek.
ALTTAKI
Bir imlecin sol ya da sağ altına, ötekilerden ayırt etmek için ya da işlemsel bir özellik taşıdığım belirtmek için konulan damga.
VURGULAMAK
Vurgu ile söylemek. Belirlemek, damgasını vurmak. Bir yazı veya konuşmada sürekli olarak öne sürülen, önemle belirtilmek istenen düşünceye dikkati çekmek, belli bir noktayı altını çizerek belirtmek.
BÜZÜLÜM
Sıcaklık, kuvvet gibi bir dış etki ile ya da özdecik devinimi ile bir cismin boyutlarının küçülmesi. Bir karma gereyde eşdeğişkin damgalardan biriyle karşıdeğişkin damgalardan birini özdeşleyerek ve bu damga üzerinde toplam yaparak yeni bir gerey elde etme.
DAĞLAMAK
Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak. Acısı yüreğine işlemek. Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak. Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak.
MÜHÜR
Bir kimsenin, bir kuruluşun adının veya unvanının tersine kazılı bulunduğu, metal, lastik vb.nden yapılmış araç, damga, kaşe. Bu araçla basılan ve imza yerine geçen ad.
DAMGALANMAK
Damgalama işine konu olmak.
SİKKE
Madenî para. Mevlevi dervişlerinin giydikleri yüksek ve tepesi düz keçe külah. Madenî paralara vurulan damga. Hayvanları bağlamak için yere çakılan demir veya ağaç kazık.
DAMGALAMA
Damgalamak işi.
DAMGALATMAK
Damgalama işini yaptırmak.