Kelimeler arşivi içinde; başında "damga" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. damga ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu damga ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde damga olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DAMGALAYABİLMEK, DAMGALANABİLMEK, DAMGALANIVERMEK
DAMGALANABİLME, DAMGALANIVERME, DAMGALAYABİLME
DAMGALANMAK, DAMGALATMAK
DAMGACILIK, DAMGALAMAK, DAMGALANIŞ, DAMGALANMA, DAMGALATMA
DAMGALAMA
DAMGASIZ
DAMGACI, DAMGALI
DAMGA
DAMGA
Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç. Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum. Bu araçla basılan nişan, işaret. Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik.
DAMGALANIŞ
Damgalanma işi.
DAMGALAYABİLME
Damgalayabilmek işi.
DAMGALANIVERME
Damgalanıvermek işi.
DAMGALANMAK
Damgalama işine konu olmak.
DAMGALANIVERMEK
Çabucak dalgalanmak.
DAMGALANMA
Damgalanmak işi.
DAMGALAMAK
Bir şeyin üzerine damga ile işaret yapmak, damga vurmak. Bir kimseye, gerçeğe dayanmadan herhangi bir özellik veya nitelik yüklemek. Birine yüz kızartıcı bir suç yüklemek.
DAMGALANABİLME
Damgalanabilmek işi.
DAMGALATMAK
Damgalama işini yaptırmak.
DAMGALAYABİLMEK
Damgalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
DAMGALATMA
Damgalatmak işi.
DAMGALANABİLMEK
Damgalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DAMGALAMA
Damgalamak işi.
DAMGACILIK
Damgacının yaptığı iş.
DAMGASIZ
Damgalanmamış, damgası olmayan.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAMGA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SİKKE
Madenî para. Mevlevi dervişlerinin giydikleri yüksek ve tepesi düz keçe külah. Madenî paralara vurulan damga. Hayvanları bağlamak için yere çakılan demir veya ağaç kazık.
BÜZÜLÜM
Sıcaklık, kuvvet gibi bir dış etki ile ya da özdecik devinimi ile bir cismin boyutlarının küçülmesi. Bir karma gereyde eşdeğişkin damgalardan biriyle karşıdeğişkin damgalardan birini özdeşleyerek ve bu damga üzerinde toplam yaparak yeni bir gerey elde etme.
DAĞLAMAK
Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak. Acısı yüreğine işlemek. Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak. Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak.
İKİL
İkili öğe; 0 ya da 1 gibi iki damgadan oluşan bir damga takımının öğesi. En küçük veri öğesi. Veri saklama sığası birimi. Bilgi ölçü birimi. Bazı dillerde bir şeyden iki tane anlatmak üzere kullanılan gramatikal isim veya fiil şekli, ki buna GRAMATİKAL İKİL (D. grammatical) de denir. Bundan başka, iki göz gibi aslında daima iki olan şeyleri anlatan ve DOĞAL İKİL (D. naturel) adını alan şekiller vardır. Bir de, konuşma arasında bahsi geçen iki şeyi anmak için "'her ikisi" anlamına kullanılan kelimeler var ki onlara da ORUNLAMALI İKİL (D. anaphorique) denir. Bunlardan başka, birinin adı söylenince ötekinin hatırlanması tabii iki şeyi anlatmak için kullanılan ve yalnız birinin adı ile yapılan ikillere EKSİLTİLİ İKİL (D. elliptique) derler.
ÇOKLU
İçinde birden çok işlev barındıran. 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ya da n ikilden (ya da İkili öğeden) oluşan veri birimi. Bir birim olarak işlem gören, genellikle sözcükten daha kısa, ikili damga dizgisi, bk. ikili II, üçlü, dörtlü, beşli, altılı, yedili, sekizli. Çok yanaşık çizgilerden oluşan izge çizgisi. Birden fazla unsurdan oluşan, birçok kısımlar gösteren. Birden fazla organı etkileyen, değişik organlarda aynı anda oluşan. Çok şeyi olan, zengin.
KAŞELEMEK
Resmî bir belgeyi kaşe ile damgalamak, mühürlemek.
PUL
Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası. Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık. Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık. Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt. Akçeden küçük metal para. Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri. Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık. Küçük ve ince tabakacıklar. Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık.
ALTDAMGA
Bir terimin ya da öğenin sağ altına vurulan damga. Örnek. deki i damgası.
ARTIKLIK
Bir verinin doğruluğunun korunup korunmadığını sınama olanağı veren, gereksiz olmakla birlikte veriyle tümleşmiş biçimde kullanılmak üzere eklenmiş veri öğesi. bk. eşlik ikili, sağlama sayısı, eşlik damgası.
DAMGALI
Damgası olan, damgalanmış olan. Kendisine yüz kızartıcı bir suç yüklenmiş olan.
DAĞ
Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü. Büyük üzüntü, acı. Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılmış olan yanık.
MÜHÜR
Bir kimsenin, bir kuruluşun adının veya unvanının tersine kazılı bulunduğu, metal, lastik vb.nden yapılmış araç, damga, kaşe. Bu araçla basılan ve imza yerine geçen ad.
ALTTAKI
Bir imlecin sol ya da sağ altına, ötekilerden ayırt etmek için ya da işlemsel bir özellik taşıdığım belirtmek için konulan damga.
GIRCA
Bulgurun ince kısmı. Bulgurdan yapılan bir çeşit çerez. Kulakları çilli, damgalı keçi. Küçük taneli dolu.
ÇEMKİ
Hayvanların yünleri kırkıldıktan sonra vurulan damga.
ISTAMPA
Ağaç, metal vb. üzerine oyulduktan sonra bir yere basılan biçim. İçinde, mühür, damga vb.ni mürekkeplemeye yarayan çuha bulunan kutu. Bu tür biçim veya resimleri basmaya yarayan kalıp, damga, mühür.
DAMGACI
Damga vurmakla görevli kimse. Damga yapan veya satan kimse.
SİKKELEMEK
Hayvanları sikkeye bağlamak. Damgalatmak, mühürletmek.
VURGULAMAK
Vurgu ile söylemek. Belirlemek, damgasını vurmak. Bir yazı veya konuşmada sürekli olarak öne sürülen, önemle belirtilmek istenen düşünceye dikkati çekmek, belli bir noktayı altını çizerek belirtmek.
EN
Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı. Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret. Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime.