Kelimeler arşivi içinde; sonunda "cul" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu cul ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında cul olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde cul olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SORUNCUL, SOKUMCUL, YOSUNCUL, ÇOĞULCUL
ODUNCUL, OLUMCUL, KURTCUL
KUMCUL, CULCUL, TUZCUL, SONCUL
CUCUL, ÇUCUL, HUCUL, SUCUL
ACUL
CUL
CUL
Kıldan örülmüş çul, örtü. Eski kilim. Mısır destelerinden oluşan küçük öbek.
ÇOĞULCUL
Hep çoğul şekliyle kullanılan kelimelere denir. Erenler, Fran. moeurs gibi.
KUMCUL
Kumlu toprakta yetişen, kumlu toprağı seven (bitki).
CULCUL
Hindi. Çiş anlamında kullanılır. Kuş yemi.
KURTCUL
Kurtboğan, atılgan köpek.
SUCUL
Suyu seven, suya düşkün. Suyu çeken, hidrofil, hidrofilik.
ODUNCUL
Odunla beslenen böcek.
SONCUL
Son bulma özelliği olan.
SORUNCUL
Sorun yaratan ya da anlaşmazlıklara yol açan.
TUZCUL
Tuzlu toprakları seven (bitki).
OLUMCUL
Olacak şey.
CUCUL
Erkeğin cinsiyet organı. Bir çeşit küçük darı. Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv. Küçük çocukların erkeklik organı.
ÇUCUL
Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv.
SOKUMCUL
Obur.
YOSUNCUL
Yosunla beslenen veya yosunların içinde yaşayan.
HUCUL
Ufak taş.
Bu bölümde tanımı içerisinde CUL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAMYA
Ebegümecigillerden, sıcak ve ılıman yerlerde yetişen bir bitki (Hibiscus esculentus). Bu bitkinin hem taze hem kurutularak yenilen ürünü.
AVARYA
Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar. Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün.
BALDIRAN
Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetişen zehirli bitkilerin ortak adı, ağı otu, baldırgan (Conium maculatum). Bu bitkiden çıkarılan zehir, baldırgan.
AĞITÇILIK
Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.
AKTAVŞAN
Bir cins iri çöl sıçanı (Jaculus).
BACAKLIK
Özellikle hokey oyuncularının dizlerine taktıkları deriden yapılmış koruyucu.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ANOFEL
Sıtma mikrobunu aşılayan bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis).
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
AVLAMA
Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
ALTINTOP
Greyfurt. İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs (Trollius ranunculoides).
ANLATIMCILIK
Dışa vurumculuk.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
AYIKULAĞI
Bir tür çuha çiçeği (Primula auricula).
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
BARAJ
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.
ARABOZANLIK
Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
AĞARTMAK
Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.