Kelimeler arşivi içinde; başında "cep" olan, toplam 29 adet kelime bulunmaktadır. cep ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu cep ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde cep olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
CEPCEKLENMEK, CEPHASTALIĞI, CEPHANECİLİK
CEPHELEŞMEK, CEPHELENMEK
CEPHELEŞME, CEPHELENME, CEPHANELİK
CEPANELİK, CEPHANECİ
CEPLEMEK, CEPÇİLİK
CEPERİZ, CEPLEME, CEPHELİ, CEPCEBE, CEPELLİ, CEPHANE
CEPCEK, CEPKEN
CEPHE, CEPÇİ, CEPEL, CEPİL, CEPİN, CEPLE, CEPER
CEPE
CEP
Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.
CEPHELEŞME
Cepheleşmek işi.
CEPHASTALIĞI
Erik ağaçlarında, meyveyi cep ya da çanta biçimine değiştirerek değersizleştiren asklımantar; bunun doğurduğu hastalık; deli, çantahastalığı.
CEPHANECİ
Kara, deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse.
CEPHELENMEK
Cephe oluşturmak.
CEPHANECİLİK
Cephanecinin yaptığı iş.
CEPÇİLİK
Yankesicilik.
CEPCEKLENMEK
Gevezelik etmek.
CEPHELENME
Cephelenmek işi.
CEPLEME
Ceplemek işi.
CEPERİZ
Tehlikeli, karışık.
CEPLEMEK
Kazanmak, cebine indirmek.
CEPHANELİK
Cephanenin saklanmasına yarar kapalı ve korunmuş yer.
CEPHELİ
Yönlü, taraflı.
CEPANELİK
Cephanelik.
CEPHELEŞMEK
Farklı düşünce ve istekler çerçevesinde zıt birlikler oluşturmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde CEP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MÜHİMMAT
Savaş gereçleri. Cephane.
DUBAR
Kefalgillerden, 30-40 santimetre uzunluğunda, eti lezzetli bir tür balık (Mugil cephalus).
KESE
Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba. Kısa, kestirme (yol). Beş yüz kuruşluk para birimi. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. Bir kimsenin mal varlığı. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. Organizmanın bazı boşlukları. Bu küçük torba miktarında olan. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
ACABA
Şüphe, kuşku. (a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep.
ALINLIK
Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası. Yapılarda cephe süsü.
MENZİL
Yolculukta dinlenmek amacıyla durulan yer, konak. At değiştirmek veya konaklamak için kervanların ve posta tatarlarının indikleri bina veya han. Bir merminin ulaşabildiği uzaklık, erim (I). İki konak arasındaki uzaklık. Bir günlük yol. Ok atma yarışlarında erişilen mesafe. Ordunun cephe gerisi işlerinin bütünü.
DİKKUYRUK
Bir tür ördek (Oxyura leucocephala).
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
MONT
Kumaştan veya deriden yapılan, genel olarak belden kemerli, üstünde cepleri bulunan, gömlek, hırka vb. üzerine giyilen kısa, hafif giysi.
FİŞEK
Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlara, atılmak için sürülen ve içinde barut bulunan bir kovan ile bu kovanın ucuna yerleştirilmiş mermiden oluşan cephane. Donanma ve şenliklerde kullanılan çeşitli yanıcı veya patlayıcı maddeler.
CEBECİ
Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.
CÜZDAN
Para, kâğıt vb. koymaya yarayan küçük çanta. Bir kimsenin kimliğini bildirmek için resmî bir yerden kendisine verilen, cep defteri biçimindeki belge.
BOZGEVEN
Yurdumuzda Erciyes dağında yetişen bir tür geven (Astragalus microcephalus).
GAZEKİ
Cepken altına giyilen kolsuz bir tür giysi.
ÇÖKERTME
Çökertmek işi ya da durumu. Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü. Cep.
ALNAÇ
Cephe.
BAHRİ
Denizle ilgili. Uzun boyunlu, sivri gagalı, boynunun önü ve göğsü parlak beyaz olan, alçaktan ve hızlı uçan, suya bağımlı bir tür kuş (Podiceps cristatus).
KEFAL
Kefalgillerden, orta büyüklükte, çok pullu, küt başlı, gümüş renginde, beyaz etli bir balık, topbaş balık (Mugil cephalus).
KOPARAN
Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir tür ceket.
ÇAKI
Açılıp kapanan bir veya birkaç ağızlı küçük cep bıçağı. Denizçakısı.