Kelimeler arşivi içinde; sonunda "cağa" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu cağa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında cağa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde cağa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
CAĞA
Gösteriş, caka. Büyük bez veya deri torba, tuluk. Kağnının yan taraflarına, yükün düşmemesi için konulan ağaçlar. Bebek, çocuk.
SAYACAĞA
Sacayak.
Bu bölümde tanımı içerisinde CAĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
TUTMAK
Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.
LASTİK
Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç. Taşıtların jantlarına yerleştirilen, elastiki tekerlek bandajı. Kauçuktan yazı silgisi. Kauçuktan yapılmış ayakkabı. Bir tür esnek örgü. Kauçuktan yapılmış. Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit. Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit. Korse.
TARTMA
Tartmak işi. Başörtüsü, yemeni. Güreşte rakibi kucağa alıp ayağını yerden kesme.
YATIŞMAK
Hızı, etkisi azalmak, aşırılığı geçmek. Yan yana, kucak kucağa yatmak. Coşku, sinir, korku vb.nin etkisi azalmak, geçmek, sakinleşmek. Ayaklanma, kargaşa sakinleşmek, durulmak.
KÖMÜRCÜ
Kömür alıp satan veya odun kömürü yapan kimse. Vapurda, fabrikada, kalorifer dairesinde ocağa kömür atan işçi.
BAGARDAK
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.
YALPA
Rüzgâr veya dalgaların etkisiyle geminin bir sancağa, bir iskeleye yatıp kalkması. Mekanik bir parçanın genel düzlemden kısmen sapması. İki yana sallanarak, eğilerek yürüme.
BAĞARCIK
Kaplumbağa. At ve öküz arabalarında ön yastık ile ön dingil arasına konulan ve dingil üzerindeki oku yerinde tutmaya yarayan enli uzun parça. Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak. Arabanın yastık ile dingili arasındaki ağaç parçası. Arabada dingilin üzerindeki iki ucu düzgün, çıkıntılı ağaç parçası. (Mudurnu Bolu).
BAARDAK
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.
AŞILAMA
Aşılamak işi, telkih. Yeni aşılanmış ağaç. Aşılanmış (ağaç). Bu yolla elde edilmiş. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma. Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi, ilkah.
ALARKA
Odanın sobaya veya ocağa uzak olan yeri: Alarkada oturma beri gel.
TRAPEZ
Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı. Trapezci.
BAGIRDAK
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.
KÜREKÇİ
Kürek yapan ya da satan kimse. Fırın, tren, vapur vb. yerlerde ocağa kürekle kömür atan kimse. Sandal vb.nde kürek çeken kimse.
BAGARTAK
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.
MAHSUBEN
Hesaba geçirilerek, alacağa sayılarak, hesabına sayılmak üzere.
KÜREKÇİLİK
Kürek yapma ya da satma işi. Sandal vb.nde kürek çekme işi. Fırın, tren, vapur vb. yerlerde kürekle ocağa kömür atma işi.
SICAKÇA
Biraz sıcak, sıcağa yakın. Sıcak bir biçimde.
BAGARTLAK
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.