Kelimeler arşivi içinde; başında "cağa" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. cağa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu cağa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde cağa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
CAĞATAYI
CAĞANAK
CAĞANA, CAĞART
CAĞAZ
CAĞA
CAĞA
Gösteriş, caka. Büyük bez veya deri torba, tuluk. Kağnının yan taraflarına, yükün düşmemesi için konulan ağaçlar. Bebek, çocuk.
CAĞANAK
Memeli hayvanların kızgınlık zamanlarında ve doğumları yaklaşınca dişilik organlarından akan sıvı.
CAĞATAYI
Baştan savma, gelişigüzel yapılan iş.
CAĞANA
Yengeç.
CAĞAZ
Tarla biçildikten sonra, yerde kalıp tırmıkla toplanan başak.
CAĞART
Sele karşı korumak için ağaç ve çalıdan yapılmış engel.
Bu bölümde tanımı içerisinde CAĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞILAMA
Aşılamak işi, telkih. Yeni aşılanmış ağaç. Aşılanmış (ağaç). Bu yolla elde edilmiş. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma. Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi, ilkah.
YATIŞMAK
Hızı, etkisi azalmak, aşırılığı geçmek. Yan yana, kucak kucağa yatmak. Coşku, sinir, korku vb.nin etkisi azalmak, geçmek, sakinleşmek. Ayaklanma, kargaşa sakinleşmek, durulmak.
YALPA
Rüzgâr veya dalgaların etkisiyle geminin bir sancağa, bir iskeleye yatıp kalkması. Mekanik bir parçanın genel düzlemden kısmen sapması. İki yana sallanarak, eğilerek yürüme.
LASTİK
Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç. Taşıtların jantlarına yerleştirilen, elastiki tekerlek bandajı. Kauçuktan yazı silgisi. Kauçuktan yapılmış ayakkabı. Bir tür esnek örgü. Kauçuktan yapılmış. Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit. Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit. Korse.
TUTMAK
Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
BAGARTAK
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.
SICAKÇA
Biraz sıcak, sıcağa yakın. Sıcak bir biçimde.
TARTMA
Tartmak işi. Başörtüsü, yemeni. Güreşte rakibi kucağa alıp ayağını yerden kesme.
ALARKA
Odanın sobaya veya ocağa uzak olan yeri: Alarkada oturma beri gel.
KÖMÜRCÜ
Kömür alıp satan veya odun kömürü yapan kimse. Vapurda, fabrikada, kalorifer dairesinde ocağa kömür atan işçi.
BAGIRDAK
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.
KÜREKÇİLİK
Kürek yapma ya da satma işi. Sandal vb.nde kürek çekme işi. Fırın, tren, vapur vb. yerlerde kürekle ocağa kömür atma işi.
TRAPEZ
Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı. Trapezci.
BAĞARCIK
Kaplumbağa. At ve öküz arabalarında ön yastık ile ön dingil arasına konulan ve dingil üzerindeki oku yerinde tutmaya yarayan enli uzun parça. Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak. Arabanın yastık ile dingili arasındaki ağaç parçası. Arabada dingilin üzerindeki iki ucu düzgün, çıkıntılı ağaç parçası. (Mudurnu Bolu).
KÜREKÇİ
Kürek yapan ya da satan kimse. Fırın, tren, vapur vb. yerlerde ocağa kürekle kömür atan kimse. Sandal vb.nde kürek çeken kimse.
BAARDAK
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.
MAHSUBEN
Hesaba geçirilerek, alacağa sayılarak, hesabına sayılmak üzere.
BAGARDAK
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.
BAGARTLAK
Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak.