Sonu BULA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bula" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bula ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında bula olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bula olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

İNCUNABULA

9 harfli kelimeler

MANDİBULA, ÇARAMBULA, ÇIRIMBULA

7 harfli kelimeler

ACABULA, ALABULA, BARBULA, KAMBULA

6 harfli kelimeler

ÜŞBULA, TABULA, NEBULA, FİBULA, FABULA, COBULA, CABULA

5 harfli kelimeler

ABULA

4 harfli kelimeler

BULA

Bazı kelimelerin anlamları

BULA

Yenge, amca ya da dayı karısı.

KAMBULA

Kalkan balığı.

FİBULA

Baldır kemiği.

BARBULA

Küçük sakal.

TABULA

Tahta. Düzlük.

ALABULA

Çok renkli, karışık renkli. Kırmızımsı ve karamsı renkli eşya. Bulanık, biçimsiz, başka şekilde: Gözlerim alabula görmeğe başladı. Baştan savma, acele, yarım yamalak. İkiyüzlü, iki taraflı, şüpheli adam veya iş: Kadın lâfı alabula söylüyor.

MANDİBULA

Alt çene kemiği. Alt-çene kemiği. Eklembacaklı hayvanlarda çift halde bulunan ve besini parçalamaya yarayan bir ağız parçası.

ÜŞBULA

Böyle, böylece, işte böyle, bu şekilde.

COBULA

Ökçesiz ayakkabı.

NEBULA

Göz bebeğine yerleşen duman biçiminde nedbe dokusu.

CABULA

Altı kabaralı kaba ayakkabı.

İNCUNABULA

Batıda 1500 yılına değin basılan kitaplara verilen genel ad.

ÇIRIMBULA

Ağustos böceği.

ÇARAMBULA

Ateş böceği.

ACABULA

Acaba.

FABULA

Latincede yapıt anlamında kullanılır. Fabula attelana, fabula palliata, fabula togata vb. Latin Komedyalarında iki türlü "fabula" vardır:. Fabula palyata bk. palyata. Fabula togata bk. togata.

  -   -   -  

Anlamında BULA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BULA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BULANDIRMAK

Bulanmasına yol açmak, bulanmasını sağlamak. İki veya daha çok şeyi birbirlerinden fark edilmeyecek bir biçimde karıştırmak.

BULAMA

Bulamak işi. Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez.

BALDIRSOKAN

Çift kanatlıların sinekgiller familyasından, karasineğe çok benzeyen, kan emen, hastalık bulaştıran, hayvan sağlığı yönünden zararlı bir tür sinek (Stomaxys calcitrans).

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

BULANDIRILMAK

Bulandırma işi yapılmak.

BAYMAK

Yiyecek baygınlık vermek, mideyi bulandırmak, midede ezinti yapmak. Can sıkıntısı vermek, sıkmak, bunaltmak. Aldatmak, kandırmak, etki altında bırakmak.

AĞRIMA

Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.

AĞDALANMAK

Ağda durumuna gelmek, ağdalaşmaya başlamak. Ağda bulaşmak.

BULANIKLAŞMA

Bulanıklaşmak işi.

BALLANMAK

Bal bulaşmak, bal sürülmek. Tatlılaşmak, tatlanmak, olgunlaşmak.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

BULANIK

Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.

BENZİNLEMEK

Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.

BULANIKÇA

Biraz bulanık olan, çok duru olmayan.

BELENMEK

Kundaklanmak. Bulanmak, bulaşmak.

BULANCAK

Genellikle bulanık akan su. Giresun iline bağlı ilçelerden biri.

ARIZ

Sonradan ortaya çıkan. Bulaşmış, musallat olmuş.

AÇ

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

BELEMEK

Çocuğu kundaklamak. Beşiğe yatırıp bağlamak. Bulamak, bulaştırmak.

BOĞMACA

Genellikle çocuklarda öksürük nöbetleriyle kendisini gösteren bulaşıcı bir hastalık.