Kelimeler arşivi içinde; başında "buba" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. buba ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu buba ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde buba olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BUBAŞTAN
BUBAÇÇA, BUBAÇYA, BUBAHCA, BUBALIK, BUBAŞCA, BUBAŞÇA, BUBATÇA
BUBAŞ
BUBA
BUBA
Çatılarda, makas ağaçlarının birer ucunun çivilendiği, iki metre kadar uzunlukta ve tam ortada bulunan kalın direk, omurga direği. Baba. Baba, karşılığı buva. Baba, bk. bube.
BUBAÇYA
Papatya.
BUBAŞCA
Papatya.
BUBAŞTAN
Hemen, yakınca: Yola, bubaştan çıkarsak serinde yürürüz.
BUBALIK
Kayınbaba.
BUBAŞÇA
Papatya.
BUBAHCA
Sarı çiğdeme benzeyen, taç yaprakları yenilebilen bir çeşit dağ çiçeği.
BUBAÇÇA
Papatya.
BUBAŞ
Erkek çocukları sevmekte kullanılan ünlem.
BUBATÇA
Papatya. Kalın ekmek, poğaça.
Bu bölümde tanımı içerisinde BUBA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANTİLOPLAR
Geviş getiren memeli hayvanların bir familyası. Memeliler (Mammalia) sınıfının, geviş getirenler (Ruminantia) alt takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, boynuzları yukarı ve geriye doğru kıvrık, iyi koşan, Afrika'da yaşayan türlere sahip bir alt familya. (Antilopinae), Memeli hayvanlardan geviş-getirenler (Ruminantia) alt-takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasının bir alt familyası. Kara antilop (Antilope cervicapra), keseli antilop (Antidorcas marsupialis), kaya antilopu (Oreotragus oreotragus), boğa antilopu (Taurotragus oryx), bozkır antilopu (Saiga tatarica), dört-boynuzlu antilop (Tetracerus quadricornis), cüce antilop (Neotragus pygmaeus), ceylân (Gazella dorcas), İran ceylânı (G. subgutturossa), Hint ceylânı (G. bennetti), inek antilopu (Bubalis buselaphus), addaks (Addax nasomaculata), kaama (Bubalis camaa), kudu (Strepsiceros strepsiceros), gnu (Connochaetes gnu), orongo (Pantholops hodgsoni) gibi gerçek antilopları içine alır. Vücutları zarif olup boynuzları yukarı ve geri doğru kıvrıktır. İyi koşarlar. Afrikada boldurlar.
CECÜN
Harmanda aktarılacak hale gelmiş hububat sapı.
CECÜM
Harmanda aktarılacak hale gelmiş hububat sapı.
AYARTASI
Hububat için 20 litrelik ölçek.
BEYALİ
Olasılık: Asam oldu bubam gelmeyecek beyâli.
TAHIL
Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.
AFARACI
Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplıyan adam. Bağ, bahçe ve zeytinliklerde kalan döküntüyü toplıyan adam. Harman işçisi.
CEPEL
Toz, saman, yoz tohumlarla karışık hububat.
ALAFDAR
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci. Arapça kökenli + Far. alef-dâr: hayvan yemi taciri.
CANAK
Toprak veya bakır kap. Sekiz kiloluk bir hububat ölçüsü, şinik.
CERİK
Henüz yumurtadan çıkmış civciv. Altı kiloluk bir çeşit hububat ölçüsü. Üzüm salkımının küçük parçası. Üzüm salkımının en küçük parçası.
ALAFTAR
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci.
BADAZ
Hububat kaldırıldıktan sonra harman yerinde kalan toprak, çöp ve samanla karışık taneler, harman döküntüsü. Savrulan ekinin ince samanı. Sarı yüzlü, hastalıklı, solgun.
AFARA
Harman yerindeki hububatın taş ve toprakla karışık kalıntısı. Bahçe ve bostanlardaki kalıntı, bir şeyin en son kalan döküntüsü. Tütün tozu, ufalanmış tütün. Çok yaramaz, kötü. Harman yerindeki buğdayın taş ve toprakla karışık kalıntısı.
BUVA
Baba. Çocuk dilinde su. Baykuş. Baba, karşılığı boba, buba, boba. Baba (bk. baba, buva.).
AFAROZCU
Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplıyan adam.
CEPELLİ
Toz, saman, yoz tohumlarla karışık hububat.
ACARİDAE
Acarina takımında bulunan, Acarus ve Tyrophagus cinslerini içeren küçük bir akar ailesi. Türler genellikle hububat ve un depolarında bulunmaktadır.
AFARLAMAK
Afallamak. Harman yerinde kalan tozlu, topraklı hububatı toplamak. Bahçede kalan döküntü meyvaları toplamak.
AFARALAMAK
Harman yerinde kalan tozlu, topraklı hububatı toplamak. Bahçede kalan döküntü meyvaları toplamak. Bir şeyin irisini, ufağını ayırmak, seçmek.