BİRE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bire" olan, toplam 52 adet kelime bulunmaktadır. bire ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bire ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bire olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

BİREYSELLEŞTİRMEK

16 harfli kelimeler

BİREYSELLEŞTİRME

15 harfli kelimeler

BİREYLEŞEBİLMEK

14 harfli kelimeler

BİREYLEŞTİRMEK, BİREYSELLEŞMEK, BİREYLEŞEBİLME

13 harfli kelimeler

BİREYCİLLEŞME, BİREYLEŞTİRME, BİREYSELLEŞME

11 harfli kelimeler

BİREYSELLİK

10 harfli kelimeler

BİREYLEŞME, BİREMLEMEK, BİREŞİMSEL, BİREYCİLİK

9 harfli kelimeler

BİREYOLUŞ, BİREŞİMLİ, BİREYÜSTÜ

8 harfli kelimeler

BİREYİCE, BİREYCEM, BİREYLİK, BİRENARI, BİREMEDİ, BİREYSEL, BİRELLEŞ, BİREKMEK, BİREZCÜK, BİREZDEN

7 harfli kelimeler

BİREZİM, BİREYİZ, BİREYDİ, BİREYCİ, BİREYCE, BİREBİR, BİREŞİM, BİREŞİK, BİREŞEÇ, BİRERLİ, BİRECEM, BİRECİK, BİRELLİ, BİREDİN

6 harfli kelimeler

BİREYİ, BİREDİ, BİREGÜ, BİREĞİ

5 harfli kelimeler

BİREH, BİREM, BİREN, BİREZ, BİRER, BİREY

4 harfli kelimeler

BİRE

Bazı kelimelerin anlamları

BİRE

Epeyce, iyice, usule uygun şekilde. Birer. Oğlan. Nisan. Bira. Pire. Bire!, Bireh!. Takke. (Cihangazi Bozüyük Bilecik). Hey! ey! be! aman!.

BİREYSELLEŞTİRMEK

Bir şeyi ayrı olarak, bireysel olarak göz önüne almak.

BİREYOLUŞ

Örgenliklerin tarih içinde birer birey olarak belirmesi süreci.

BİREŞİMSEL

Doğal kaynaklardan doğrudan sağlanmamış, daha yalın yapılı bileşiklerden kimi tepkimelerle türetilmiş olan (özdek).

BİREYLEŞTİRME

Bireyleştirmek işi. ferdileştirme (bk. bireyselleştirme).

BİREYLEŞEBİLMEK

Bireyleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BİREYSELLEŞME

Bireyselleşmek işi.

BİREYSELLİK

Birey olma olgusu. Bir kişiyi benzerlerinden ayıran özelliklerin bütünü, ferdiyet.

BİREYCİLLEŞME

Bireyleri belli toplumsal kümelere bağlayan bağların zayıflaması ya da ortadan kalkması.

BİREYLEŞEBİLME

Bireyleşebilmek işi.

BİREYLEŞTİRMEK

Bireye özgü kılmak, başkalarından ayırmak.

BİREMLEMEK

Bir araya getirmek, toplamak.

BİREYSELLEŞMEK

Bireye özgü bir duruma gelmek.

BİREYCİLİK

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.

BİREYSELLEŞTİRME

Bireysel duruma getirme. İnsanların doğal, toplumsal ve tarihsel gelişmesinden kendine özgü olan şeylerin, özelliklerin, bireysel olanın çekilip çıkarılması. Ancak ortaklaşa ve genel olarak var olan şeyi bireylere uygulama ve yayma.

BİREYLEŞME

Türle ilgili bir örnek olarak bireyde gerçekleşmesi. Bütünün parçalarından birisinin gelişerek belirgin ve bağımsız bir duruma gelmesi. Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci.

  -   -   -  

Anlamında BİRE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BİRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİREYSEL

Bireyle ilgili olan, bireye özgü olan, ferdî.

AYIKLANMA

Ayıklanmak işi. Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması, ıstıfa, seleksiyon.

BEKLENTİ

Gerçekleşmesi beklenen şey. Bireyin belli şart ve durumların alacağı biçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki öngörüsü.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

BİREYLİK

Bir kimseyi dış gözlemciler gözünde benzersiz, tek kılan özellikler veya bunların tek biçimi. Bireyi benzerlerinden ayıran niteliklerin bütünü.

BADİRE

Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum.

BAĞIRDAK

Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak. Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak. Yaklaşık 30 santimetre eninde bir metre boyunda, uçlarında birer metre kaytanı olan, astarlı, ipek ve sırma işlemeli kumaş, bağıldak.

AKSIRMAK

Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.

BADEMCİK

Boğazın iki yanında birer tane bulunan, badem biçimindeki organ.

BİREYCİ

Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist. Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist.

ATLETİZM

Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.

BİTÜM

Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.

AY

Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz. Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh. Yılın on iki bölümünden her biri. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.

BAĞLAÇ

Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağlayan kelime türü, rabıt, rabıt edatı: Ve, ya, veya, ya da birer bağlaçtır.

BİREŞİMLİ

Bireşim yolu ile elde edilen, sentetik.

BEKLENMEDİK

Beklenmeyen, umulmayan. Birdenbire, ansızın olan.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

BASTIRMAK

Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

ALTYAPI

Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.