Kelimeler arşivi içinde; başında "berek" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. berek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu berek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde berek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BEREKETLENEBİLMEK
BEREKETLENDİRMEK, BEREKETLENEBİLME, BEREKETSİZLEŞMEK
BEREKETLENDİRME, BEREKETSİZLEŞME
BEREKETLENMEK, BEREKETSİZLİK
BEREKETLENME, BEREKETLİLİK
BEREKLEŞMEK
BEREKETSİZ
BEREKETLİ
BEREKET
BEREK
BEREK
Yazın hayvanlara musallat olan bir çeşit iri sinek. Süs, ziynet. Börek.
BEREKETLENMEK
Çoğalmak, artmak.
BEREKET
Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan. İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda. Yağmur.
BEREKLEŞMEK
Yitmek, kaybolmak.
BEREKETSİZ
Kendinden beklenen yararlığı sağlayamayan.
BEREKETLENEBİLMEK
Bereketlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BEREKETSİZLİK
Bereketsiz olma durumu.
BEREKETLİ
Bol, verimli.
BEREKETSİZLEŞME
Bereketsizleşmek işi.
BEREKETSİZLEŞMEK
Bereketsiz duruma gelmek.
BEREKETLENEBİLME
Bereketlenebilmek işi.
BEREKETLENDİRMEK
Bereketlenme işini yaptırmak.
BEREKETLENME
Bereketlenmek işi.
BEREKETLİLİK
Bereketli olma durumu.
BEREKETLENDİRME
Bereketlendirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BEREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARTAĞANLIK
Alışılandan veya beklenilenden artık ürün verme durumu, bereket.
NEYSE
"Önemi yok, olan oldu" anlamında kullanılan bir söz. "Konuyu kapatalım, uzatmayalım, her ne ise" anlamında kullanılan bir söz. "Çok şükür, bereket versin" anlamında kullanılan bir söz.
YAY
Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk. Bir çember üzerindeki iki nokta ile bu nokta arasındaki çember parçası. Keman, viyolonsel vb. çalgılarda sürterek titreşim yoluyla ses çıkarmaya yarayan parça. Bir eğriden alınan parça. Zemberek. Farklı amaçlarla çeşitli biçimlerde yapılmış olan esnek parça. Zodyak üzerinde Akrep ile Oğlak arasında bulunan takımyıldızın adı. Hallacın pamuk veya yünü atmak için tokmak yardımıyla kullandığı araç.
AMNON
Yaz mevsimi: Bu amnon çok bereketli olacak.
ÇAKMAKLI
Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tüfek türü.
FEYEZAN
Taşma, taşkın, seylap. Bereket.
ARTAĞAN
Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan, bereketli. Çoğalan, fazlalaşan, artımlı.
KURMAK
Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. Yapmak, inşa etmek. Ortaklık sağlamak. Bir araya getirmek, toplamak. Hazırlamak. Düşünmek. Yapmak, oluşturmak. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. Aklına koymak. Zihinde büyütmek. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. Sağlamak, oluşturmak.
ATKUYRUĞU
Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.
BET
Beniz kelimesi ile birlikte, "yüz rengi" anlamında ikileme oluşturan bir söz. Bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamında ikileme oluşturan bir söz.
ARTAK
Çocuğu beşiğe bağlıyan bez. Kırılan hayvan bacağını, oynatmadan düzgün tutmaya yarıyan tahta. Çoğalan, fazlalaşan, bereketli (pirinç, fasulye, nohut, mercimek v. b. hakkında).
ZEMBEREKÇİ
Yeniçerilerin zemberek kullananı.
MÜBAREK
Kutlu, kutsal. Kızılan, şaşılan (kimse ya da şey). Çok saygı duyulan. Verimli, bereketli. Uğurlu. Beğenilen, sevilen şeyler için söylenen bir söz.
ONGUNLUK
Ongun olma durumu, mutluluk, bolluk, bereket, feyiz, saadet.
FEYİZ
Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket. İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk. Artma, çoğalma. Manevi haz, mutluluk, iç huzuru.
YAĞMUR
Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.
ONMADIK
Talihi yaver gitmeyen, başı beladan kurtulmayan. Bereketsiz.
ARDILI
Asılı: Rüzgâr çamaşırları uçurmuş ama, bereket versin direkte ardılı kalmışlar. Daldaki meyvenin çokluğu için: Almalâ ardılı, budakları, dalları gırılıyô. Asılmış durumdaki nesneler.
KUT
Devlet idaresinde güç, yaratıcılık ve yetki bakımından sahip olunan üstün güç. Mutluluk. İlahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket.
AFANA
Bereketsiz (çokça beyaz ekmek hakkında).