BEREK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "berek" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. berek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu berek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde berek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

BEREKETLENEBİLMEK

16 harfli kelimeler

BEREKETLENDİRMEK, BEREKETLENEBİLME, BEREKETSİZLEŞMEK

15 harfli kelimeler

BEREKETLENDİRME, BEREKETSİZLEŞME

13 harfli kelimeler

BEREKETLENMEK, BEREKETSİZLİK

12 harfli kelimeler

BEREKETLENME, BEREKETLİLİK

11 harfli kelimeler

BEREKLEŞMEK

10 harfli kelimeler

BEREKETSİZ

9 harfli kelimeler

BEREKETLİ

7 harfli kelimeler

BEREKET

5 harfli kelimeler

BEREK

Bazı kelimelerin anlamları

BEREK

Yazın hayvanlara musallat olan bir çeşit iri sinek. Süs, ziynet. Börek.

BEREKETSİZLİK

Bereketsiz olma durumu.

BEREKETLİLİK

Bereketli olma durumu.

BEREKETLİ

Bol, verimli.

BEREKETLENEBİLME

Bereketlenebilmek işi.

BEREKETLENME

Bereketlenmek işi.

BEREKETSİZLEŞMEK

Bereketsiz duruma gelmek.

BEREKETLENEBİLMEK

Bereketlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BEREKETLENDİRME

Bereketlendirmek işi.

BEREKLEŞMEK

Yitmek, kaybolmak.

BEREKETSİZLEŞME

Bereketsizleşmek işi.

BEREKETLENMEK

Çoğalmak, artmak.

BEREKETLENDİRMEK

Bereketlenme işini yaptırmak.

BEREKET

Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan. İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda. Yağmur.

BEREKETSİZ

Kendinden beklenen yararlığı sağlayamayan.

  -   -   -  

Anlamında BEREK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BEREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AMNON

Yaz mevsimi: Bu amnon çok bereketli olacak.

ZEMBEREKÇİ

Yeniçerilerin zemberek kullananı.

ARDILI

Asılı: Rüzgâr çamaşırları uçurmuş ama, bereket versin direkte ardılı kalmışlar. Daldaki meyvenin çokluğu için: Almalâ ardılı, budakları, dalları gırılıyô. Asılmış durumdaki nesneler.

ATKUYRUĞU

Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.

YAY

Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk. Bir çember üzerindeki iki nokta ile bu nokta arasındaki çember parçası. Keman, viyolonsel vb. çalgılarda sürterek titreşim yoluyla ses çıkarmaya yarayan parça. Bir eğriden alınan parça. Zemberek. Farklı amaçlarla çeşitli biçimlerde yapılmış olan esnek parça. Zodyak üzerinde Akrep ile Oğlak arasında bulunan takımyıldızın adı. Hallacın pamuk veya yünü atmak için tokmak yardımıyla kullandığı araç.

ÇAKMAKLI

Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tüfek türü.

YAĞMUR

Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.

FEYİZ

Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket. İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk. Artma, çoğalma. Manevi haz, mutluluk, iç huzuru.

ARTAĞANLIK

Alışılandan veya beklenilenden artık ürün verme durumu, bereket.

MÜBAREK

Kutlu, kutsal. Kızılan, şaşılan (kimse ya da şey). Çok saygı duyulan. Verimli, bereketli. Uğurlu. Beğenilen, sevilen şeyler için söylenen bir söz.

ARTAĞAN

Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan, bereketli. Çoğalan, fazlalaşan, artımlı.

KURMAK

Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. Yapmak, inşa etmek. Ortaklık sağlamak. Bir araya getirmek, toplamak. Hazırlamak. Düşünmek. Yapmak, oluşturmak. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. Aklına koymak. Zihinde büyütmek. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. Sağlamak, oluşturmak.

KUT

Devlet idaresinde güç, yaratıcılık ve yetki bakımından sahip olunan üstün güç. Mutluluk. İlahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket.

AFANA

Bereketsiz (çokça beyaz ekmek hakkında).

ONGUNLUK

Ongun olma durumu, mutluluk, bolluk, bereket, feyiz, saadet.

NEYSE

"Önemi yok, olan oldu" anlamında kullanılan bir söz. "Konuyu kapatalım, uzatmayalım, her ne ise" anlamında kullanılan bir söz. "Çok şükür, bereket versin" anlamında kullanılan bir söz.

ONMADIK

Talihi yaver gitmeyen, başı beladan kurtulmayan. Bereketsiz.

FEYEZAN

Taşma, taşkın, seylap. Bereket.

ARTAK

Çocuğu beşiğe bağlıyan bez. Kırılan hayvan bacağını, oynatmadan düzgün tutmaya yarıyan tahta. Çoğalan, fazlalaşan, bereketli (pirinç, fasulye, nohut, mercimek v. b. hakkında).

BET

Beniz kelimesi ile birlikte, "yüz rengi" anlamında ikileme oluşturan bir söz. Bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamında ikileme oluşturan bir söz.