Kelimeler arşivi içinde; başında "bel" olan, toplam 449 adet kelime bulunmaktadır. bel ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bel ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BELGELENDİREBİLME, BELİRGİNLEŞTİRMEK, BELİRSİZLEŞEBİLME, BELİRSİZLEŞTİRMEK, BELİTLENEBİLİRLİK
BELGEGEÇERLETMEK, BELGELENDİRİLMEK, BELİRGİNLEŞTİRME, BELİRLENMEZCİLİK, BELİRSİZLEŞTİRME
BELENCUMAFAKILI, BELGEGEÇERLEMEK, BELGEGEÇERLETME, BELGELENDİRİLİŞ, BELGELENDİRİLME, BELGELENEBİLMEK, BELGELEYEBİLMEK, BELGELEYİVERMEK, BELİRLENİMCİLİK, BELİRTİLEBİLMEK, BELLETİLEBİLMEK
BELGEGEÇERLEME, BELGELENDİRMEK, BELGELENEBİLME, BELGELEYEBİLME, BELGELEYİVERME, BELİRGİNLEŞMEK, BELİRSİZLEŞMEK, BELİRTİLEBİLME, BELİRTİLMEZLİK, BELLETİLEBİLME
BELEDİYECİLİK, BELGELENDİRİŞ, BELGELENDİRME, BELGELİKÇİLİK, BELGESELCİLİK, BELGEVŞEKLİĞİ, BELİRGİNLEŞME, BELİRLENMEZCİ, BELİRSİZLEŞME, BELİRTEBİLMEK, BELİRTİSİZLİK, BELKARACAÖREN, BELLENEBİLMEK, BELLETEBİLMEK, BELLEYEBİLMEK, BELLEYİVERMEK
BELEVÜNNEMEK, BELGEBİLİMCİ, BELGEÇLETMEK, BELGİTLEYİCİ, BELİRLENİMCİ, BELİRTEBİLME, BELLEKSİZLİK, BELLENEBİLME, BELLETEBİLME, BELLETİCİLİK, BELLETTİRMEK, BELLEYEBİLME, BELLEYİVERME, BELLİKLENMEK, BELLİNEBEBEK, BELSOĞUKLUĞU
BELBAĞLIYAN, BELÇEKECEĞİ, BELDEĞİRMEN, BELEDİYELİK, BELEMNİTLER, BELENGLEMEK, BELENYENİCE, BELGEÇLEMEK, BELGEÇLETME, BELGELENMEK, BELGELETMEK, BELGESİZLİK, BELGİLENMEK, BELGİSİZLİK, BELİRGİNLİK, BELİRLENMEK, BELİRLEŞMEK, BELİRSİZLİK, BELİRTİLMEK, BELİZIBINIM, BELKARAAĞAÇ, BELKETLEMEK, BELLEKLEMEK, BELLEMCELİK, BELLENCELİK, BELLETİLMEK, BELLETTİRME, BELLİBONCUK, BELLİLETMEK, BELLİMBEBEK, Devamını Oku »»
BELAGATSİZ, BELASIZLIK, BELEDİYECİ, BELEKÇAHAN, BELEKLEMEK, BELELİKNEN, BELENARDIÇ, BELENLEMEK, BELENOBASI, BELENPINAR, BELENTARLA, BELEŞÇİLİK, BELGEBİLİM, BELGECİLİK, BELGEÇLEME, BELGEGEÇER, BELGELEMEK, BELGELENME, BELGELETME, BELGELİKÇİ, BELGESELCİ, BELGİLEMEK, BELGİNLEME, BELİKLEMEK, BELİNLEMEK, BELİRLEMEK, BELİRLENİM, BELİRLENME, BELİRLİLİK, BELİRTİLEN, Devamını Oku »»
BELAGATLİ, BELAĞEYRU, BELCEAĞAÇ, BELÇARŞAK, BELÇİKALI, BELDARLAR, BELDEMİRİ, BELDEMÜRÜ, BELDENLİK, BELDİRGÖZ, BELEDİYYE, BELELİKLE, BELEMEDİK, BELENAĞRI, BELENALAN, BELENBAŞI, BELENOLUK, BELENÖREN, BELENTEPE, BELENYAKA, BELENYURT, BELERTMEK, BELGELEME, BELGİLEME, BELGİNLİK, BELGİNSİZ, BELGİTLİK, BELİKLEME, BELİNLEME, BELİRLEME, Devamını Oku »»
BELABUKİ, BELANARI, BELBARAK, BELBEMEK, BELCEĞİZ, BELÇINAR, BELDANAT, BELDENAT, BELEBUKİ, BELEDİYE, BELEKERE, BELEKLER, BELEMNİT, BELENARI, BELENCİK, BELENÇAL, BELENÇAY, BELENDİR, BELENGAZ, BELENGEZ, BELENGİÇ, BELENKÖY, BELENMEK, BELENOVA, BELENÖZÜ, BELERCİN, BELERGEN, BELERGÖZ, BELERMEK, BELERTME, Devamını Oku »»
BELADAN, BELAGAT, BELAHET, BELALAN, BELASIZ, BELBAĞA, BELBAĞI, BELBAKİ, BELBALİ, BELBENT, BELÇEKİ, BELDAĞI, BELDİBİ, BELEĞEZ, BELEKİM, BELEKLİ, BELEMEK, BELEMİR, BELEMÜR, BELENCE, BELENLİ, BELENME, BELERCE, BELERME, BELERTİ, BELERÜK, BELERZE, BELESÜZ, BELEŞCİ, BELEŞÇİ, Devamını Oku »»
BELALI, BELBAĞ, BELBEL, BELBEN, BELBER, BELBET, BELCEK, BELCİK, BELÇEK, BELDEK, BELDEN, BELDİR, BELECE, BELEÇE, BELEDİ, BELEKE, BELEME, BELENG, BELENĞ, BELENİ, BELENK, BELEŞE, BELEVİ, BELEYH, BELGEÇ, BELGİN, BELGİR, BELGİT, BELHAR, BELİYE, Devamını Oku »»
BELAK, BELAN, BELAŞ, BELBA, BELCE, BELCİ, BELÇE, BELDE, BELDİ, BELEÇ, BELEG, BELEH, BELEK, BELEM, BELEN, BELER, BELEŞ, BELET, BELEZ, BELGE, BELGİ, BELİĞ, BELİK, BELİT, BELİZ, BELKE, BELKİ, BELLE, BELLİ, BELLO, Devamını Oku »»
BELA, BELE, BELİ
BEL
BEL
İşaret. İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm. Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm. Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası. Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer. Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi. Ses şiddetiyle ilgili birim. Geminin orta bölümü. Meni.
BELGELENDİRİLME
Belgelendirilmek işi.
BELENCUMAFAKILI
Yozgat ili, Sorgun belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
BELİRLENMEZCİLİK
Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş, yad gerekircilik, indeterminizm. İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş, yad gerekircilik, indeterminizm.
BELGEGEÇERLETMEK
Belgegeçerle göndertmek.
BELGELENDİRİLİŞ
Belgelendirilme işi.
BELİTLENEBİLİRLİK
Belitlenebilen kuram.
BELGEGEÇERLETME
Belgegeçerletmek işi.
BELGELENDİRİLMEK
Belgelendirme işi yapılmak.
BELİRSİZLEŞTİRME
Belirsizleştirmek işi.
BELGEGEÇERLEMEK
Bir yazıyı belgegeçer ile başka bir yere göndermek, belgeçlemek, fakslamak.
BELİRGİNLEŞTİRME
Belirgin duruma getirme.
BELİRSİZLEŞEBİLME
Belirsizleşebilmek işi.
BELİRGİNLEŞTİRMEK
Belirgin duruma getirmek.
BELİRSİZLEŞTİRMEK
Belirsiz bir duruma getirmek.
BELGELENDİREBİLME
Belgelendirebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AĞARTI
Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AHİTNAME
Antlaşma belgesi.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
ABONELİK
Abone olma durumu. Belirli sayıda abonesi olan.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
AFERİN
Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.