Sonu BASTI ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bastı" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bastı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında bastı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bastı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

YUKARIAYBASTI

12 harfli kelimeler

KALBURABASTI

11 harfli kelimeler

TOPRAKBASTI

10 harfli kelimeler

ZÜLÜFBASTI, ZİLİFBASTI, SOĞANBASTI, SİLAHBASTI, KEKİLBASTI, BOYUNBASTI

9 harfli kelimeler

AYAKBASTI, KEDİBASTI

8 harfli kelimeler

KÜLBASTI, KOLBASTI, KEPBASTI, DÜZBASTI, KARBASTI, LAPBASTI, KAŞBASTI, DALBASTI, ŞAMBASTI, YAĞBASTI, YANBASTI, YELBASTI

7 harfli kelimeler

AYBASTI, ALBASTI

5 harfli kelimeler

BASTI

Bazı kelimelerin anlamları

BASTI

Kıyma ile pişirilmiş sebze.

AYAKBASTI

Bir yere dışarıdan gelen insan ve eşyadan alınan vergi, toprakbastı.

DÜZBASTI

Sürülmüş ve üzerinden tırmık geçirilmiş, ekime elverişli tarla. Genel olarak, her tarafa: -Bu yağmur düzbastı yağıyor.

KALBURABASTI

Beze biçimine getirilmiş hamur parçasının yassılaştırılıp ortasına ceviz içi ve yağ konarak fırında pişirilen ve piştikten sonra üzerine soğuk şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü.

KEPBASTI

Çift katlı büyük dalyan ağı.

ZÜLÜFBASTI

Saç tokası.

TOPRAKBASTI

Ayakbastı.

SİLAHBASTI

Kollu kadın yeleği.

KEDİBASTI

Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi.

KOLBASTI

Güreşte ayağı kapılan güreşçinin, rakibinin ayağını tutmasıyla ortaya çıkan geçersizlik durumu. Doğu Karadeniz Bölgesi'ne özgü, halka oyunlarından, hareketli, bireysel özellikleri öne çıkaran bir oyun türü.

KEKİLBASTI

Kadın feslerine dikilen altın. (Yenikent Aksaray Niğde).

ZİLİFBASTI

Altın ya da gümüşten yapılan taç.

YUKARIAYBASTI

Şanlıurfa şehrinde, Suruç ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

BOYUNBASTI

Gerdanlık.

SOĞANBASTI

Kuşbaşı et ve küçük soğanlarla yapılan yemek.

KÜLBASTI

Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et.

  -   -   -  

Anlamında BASTI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BASTI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BASTIRMA

Bastırmak işi.

KÖZLEME

Közlemek işi. Köz üzerinde pişirilen yiyecek, özellikte ateşle pişirilen et, külbastı.

KİTAPÇI

Kitap satan kimse. Kitap bastırıp satan kimse.

İNDİRMEK

Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak. Yağmur, sis, birdenbire bastırmak. Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak. Hızla vurmak. Fiyatını azaltmak, düşürmek. Kırmak, tahrip etmek. Kapamak.

DUYGUSAL

Duygularla ilgili, duygulara dayanan, hissî. Duygunun ağır bastığı, duygunun aşırı etkilediği (eser veya insan).

DİZLEMEK

Dize kadar batmak. Dizini kullanarak bastırmak.

KUCAKLAMAK

Kollarla sarıp göğüs üzerine bastırmak. İçine almak veya çepeçevre sarmak, kuşatmak. Kucağına almak, kucağında taşımak.

KAYINTI

Açlık bastırmaya, atıştırılmaya yarar yiyecek.

ÇATKI

Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü. Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem. Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ, kaşbastı. Sehpa.

LİMONLUK

Sera. Limon ağaçlarının bulunduğu yer, limon bahçesi. Üzerine kesilmiş limon bastırılıp sıkılan, ortası tümsek ve oluklu küçük araç. Merdiven, balkon vb. yerlerin kıyılarına çekilen, 20-30 santimetre yüksekliğindeki set, tavhane.

EZMEK

Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek. Üzmek, sıkıntıya sokmak. Harcamak. Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek. Yenmek, sindirmek. Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek. Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak.

KANTARMA

Azılı atları zapt etmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.

LOĞLAMAK

Üzerinde loğ gezdirip toprağı bastırmak, sıkıştırmak.

KOMPRESÖR

Bir akışkanı veya gazı, gereken basınca göre sıkıştırmaya yarayan alet, sıkmaç. Yol yapımında, dökülen çakılları, kumları bastırıp sıkıştırmak için kullanılan ağır silindirli araç. Sert cisimleri kırmak ve delmek için kullanılan makine.

BOĞMAK

Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.

ALBASMA

Albastı.

MEHLE

Kasaplık hayvanların omuz başından çıkan külbastılık veya pastırmalık yumuşak et.

KÜLBASTILIK

Külbastı yapmaya elverişli olan (et).

BASTIRIK

Kapıyı arkadan bastırmak için kullanılan ağaç dayak. Ağırlık, yük.

BASTIRILMAK

Bastırma işine konu olmak.