BASAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "basar" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. basar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu basar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde basar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

7 harfli kelimeler

BASARAK, BASARET, BASARIK, BASARNA

6 harfli kelimeler

BASARA, BASARİ

5 harfli kelimeler

BASAR

Bazı kelimelerin anlamları

BASAR

Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.

BASARA

İskambil kâğıdı ile oynanan ve pişti de denilen oyun. Bitki, bostan, meyve ağaçları ve bağlara zarar veren bir hastalık, külleme.

BASARAK

Görme kuvveti.

BASARIK

Dokuma tezgâhlarının ayaklığı.

BASARİ

Görme ile ilgili.

BASARNA

Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi. Dalyanın kapak yeri.

BASARET

Basiret, aldanmaya meydan vermeyecek şekilde gerçeği açıkça görebilme yetisi.

  -   -   -  

Anlamında BASAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BASAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYI

Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan, kocaoğlan (Ursus arctos). Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü.

PATIRTI

Pat pat çıkan sesin adı. Gürültülü çatışma, arbede. Herhangi bir biçimde veya ayakları yere kuvvetle basarak yürüme sonucu çıkan gürültü.

TÜMEÇ

Çuval, "tümeçlere basarık.

EZMEK

Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek. Üzmek, sıkıntıya sokmak. Harcamak. Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek. Yenmek, sindirmek. Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek. Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak.

HİDROFOR

Subasar.

GAGAUZ

Çoğunlukla Basarabya'da, Tuna ağızlarında, Dobruca ve bulgaristan'da yaşayan, Hıristiyan Ortodoks mezhebinde bir Türk budunu.

BADAL

Merdiven. Kardan veya çamurdan oluşan çukur. Merdiven, merdiven basamağı. Kar veya çamurda donmuş, kurumuş, derin, tekerlek ve ayak izi. Yol veya tarladaki girinti çıkıntı, tümsek, hendek: Yol çok badallı, araba sarsıyor. İki dönüm büyüklüğünde bir tarlanın altıda bir parçası. Tarla sekisi. Tuzak, fak, tehlike: Mehmedi badala bastırdım. Ağacın gövdesinden ilk ayrılan dal, sürgün. Bacak: Badalına basar ayırırım. Geniş adımla yürüyüş. Zıpzıp, bilye. Ceviz içinin dörtte biri. Akran, eş, denk. Pis, karışık. Engel, güçlük. Merdiven basamağı, merdiven.

BAYMAL

Yürürken ayak uçlarını içeriye doğru basarak yürüyen kişi.

TEPMEK

Hayvan, ayağıyla vurmak. Çokça yürümek. Değerini anlamamak veya kestirememek, geri çevirmek. Üzerine basarak sıkıştırmak. Yeniden ortaya çıkmak, tazelenmek, depreşmek. Silah ateşlendiğinde arkaya baskı yapmak.

DÖĞNEMEK

İş için bir kimseye tekrar tekrar baş vurmak. Vücuda sindirmek, sahip olmak. Ayak üstünde kalmak: Evde döğnedim kaldım. Kazılmış, yumuşak toprağı basarak ezmek, çiğnemek. Yağmur bir yere çarparak yağmak. Top ve tüfek atışı aynı yere tekrar tekrar yapılmak.

TAPTAMAK

Birini beğenerek arkasını okşamak. 1.Toprağı ayakla ya da başka bir araçla basarak düzeltmek. 2.Ekini biçilmiş ve kaldırılmış toprağın yüzünü tırmıkla vurarak bastırmak, düzeltmek. Dövmek. Basmak, çiğnemek.

PIRKITMAK

Erik, kayısı ve benzerleri meyvelerin basarak içini çıkartmak.

BAYRAMCI

Bayram ziyaretine gelen: Ortalığı çabık topla, hincik (şimdi) bayramcılar basar.

PRAÇOL

Dalyan ağlarında giriş kısmında yer alan ve basarna kazıkları olarak bilinen vigla ve zeytin kazıklarının uçlarına yerleştirilen L harfi biçimindeki demir yapı.

TABTAMAK

Ham toprağa uzun süre basarak yol açmak. Arazide yol açmak; yol yapmak.

ABESLANG

Dilbasar.

KOLOFON

Yazmaların ya da ilk basmaların sonunda yer alan ve yazar, kitap adı, kitap yazarı ya da basarı, basım yeri gibi bilgilerin verildiği bölüm.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

GÖZ

Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.