Kelimeler arşivi içinde; başında "baka" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. baka ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu baka ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde baka olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BAKACAKLIÇİFTLİĞİ
BAKAYORURKEN, BAKAMPİSİLİN
BAKACAKKADI
BAKABİLMEK, BAKAYAZMAK, BAKADURMAK, BAKAKALMAK
BAKALİTLİ, BAKAYAZMA, BAKALORYA, BAKALARYO, BAKAKALMA, BAKABİLME, BAKADURMA, BAKAKALIŞ
BAKARACA, BAKANLIK
BAKANAY, BAKACAK, BAKACIK, BAKASYA, BAKARAK, BAKANAK, BAKALİT, BAKAĞAN, BAKALAK, BAKAÇAK, BAKAMAK
BAKARA, BAKARE, BAKALE, BAKAVU, BAKAYA
BAKAM, BAKAR, BAKAÇ, BAKAS, BAKAL, BAKAN
BAKA
BAKA
Bak: Baka neler yapıyor. Dik (çift demiri için). Baksan a!.
BAKAKALMAK
Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak.
BAKADURMAK
Bakma işini sürdürmek.
BAKALARYO
Barlam balığı.
BAKAKALMA
Bakakalmak işi.
BAKABİLME
Bakabilmek işi.
BAKALİTLİ
Bakalit kaplamalı.
BAKABİLMEK
Bakma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BAKALORYA
Üniversitelere girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı.
BAKAYORURKEN
Bakarken, bakıpdururken, bakmakta iken.
BAKAYAZMAK
Bakacak gibi olmak. Bakadurmak.
BAKACAKLIÇİFTLİĞİ
Çanakkale şehri, Biga belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
BAKADURMA
Bakadurmak işi.
BAKAYAZMA
Bakayazmak işi.
BAKACAKKADI
Zonguldak şehri, Gökçebey ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
BAKAMPİSİLİN
Antibakteriyel spektrumu, etki gücü ve farmakokinetik özellikleri amoksisiline benzeyen yarı sentetik penisilin türevi bir madde.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAKA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
BAKAN
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
BAŞBAKAN
Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı, başvekil.
ARDİYECİ
Ardiye işleten kimse. Ardiyeye bakan kimse.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
AVAM
Alt tabaka, havas karşıtı.
BAŞVEKİL
Başbakan.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
BAŞBAKANLIK
Başbakan olma durumu, başvekâlet. Başbakan ve görevlilerinin çalıştığı daire, başvekâlet. Başbakanın yaptığı iş, başvekâlet.
ANTANT
Anlaşma, uyuşma, uzlaşma, mutabakat.
ANTREPOCU
Antrepo işleten kimse. Antrepoya bakan kimse.
BAKANLIK
Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bu kuruluşların bulunduğu yer.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
BAŞVEKİLLİK
Başbakanlık.
ATMOSFER
Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Hava yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava.
ASTİGMATİZM
Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.
BAŞDANIŞMAN
Genellikle cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklarda görevlendirilen, alanlarında uzmanlaşmış, tanınmış ve ehliyetli kimse, başmüşavir.
AYÇİÇEĞİ
Birleşikgillerden, sarı renkli çiçeği çok iri olan, yurdumuzda çok yetiştirilen bir bitki, günçiçeği, günebakan, gündöndü, günâşık (Helianthus annuus). Bu bitkinin yağ çıkarılan ve çerez olarak da yenilen tohumu.
AMBARCI
Ambara bakan görevli, ambar memuru.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.