Kelimeler arşivi içinde; başında "bada" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. bada ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bada ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bada olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BADANASIZLIK, BADANALATMAK, BADANALANMAK
BADAŞIKLAMA, BADANBAYRAK, BADANALATMA, BADANALANMA, BADANALAMAK, BADALBAYRAK, BADANACILIK, BADAMBAYRAK
BADARLAMAK, BADALLAMAK, BADANALAMA
BADABULLA, BADANASIZ
BADANACI, BADASTAN, BADAŞMAK, BADANALI
BADAŞMA, BADACIK, BADARIZ, BADARNA, BADASİN, BADANAZ, BADAŞIK, BADAHTI, BADALAK, BADALAN, BADAVRA, BADANAK, BADAMAK, BADAZLI
BADARA, BADAVA, BADALA, BADAMA, BADANA
BADAN, BADAS, BADAR, BADAD, BADAŞ, BADAH, BADAK, BADAL, BADAT, BADAZ
BADA
BADA
Beceriksiz, iş bilmez, tertipsiz, şaşkın. Savrulmak üzere yığılmış ekin, tınaz. Bardak.
BADARLAMAK
Bozmak, yıpratmak, şeklini değiştirmek. Terslemek, çıkışmak, gülünç duruma sokmak. Yemeğin üzerinden kimse görmeden yemek.
BADALLAMAK
Yayık ve büyük yüz. Normalden büyük olan herşey. 1 Bozmak, yıpratmak, şeklini değiştirmek. Terslemek, çıkışmak, gülünç duruma sokmak. Basamak yapmak.
BADAŞIKLAMA
Ödünç, nöbetleşe, yardım ederek, sıra ile, ortaklaşa.
BADANALATMA
Badanalatmak işi.
BADANALAMA
Badanalamak işi.
BADAMBAYRAK
Eski püskü, yırtık, kılıksız.
BADANALANMAK
Badana yapılmak.
BADANALAMAK
Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek.
BADANACILIK
Badanacının yaptığı iş.
BADANALANMA
Badanalanmak işi.
BADABULLA
Budalaca, gelişigüzel, patavatsızca. Hantal kişi.
BADANBAYRAK
Darmadağın, karma karışık.
BADANASIZLIK
Badanasız olma durumu.
BADANALATMAK
Badanalama işini yaptırmak.
BADALBAYRAK
Eski püskü, yırtık, kılıksız.
Bu bölümde tanımı içerisinde BADA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EFELEK
Labada.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
CAKA
Gösteriş, çalım, kabadayılık, fiyaka.
EFELİK
Efe olma durumu. Kabadayılık.
BADANACI
Geçimini badana yapmakla kazanan kimse.
BADANASIZ
Badana edilmemiş. Badanası bozulmuş.
HAYTALIK
Hayta olma durumu, serserilik, başıboşluk, külhanbeylik, kabadayılık, apaşlık.
ERKEKLENMEK
Kabadayılık gösterisinde bulunmak.
BIÇKINLAŞMAK
Kabadayılık taslamak.
DAYILIK
Dayı olma durumu. Kabadayılık, külhanbeylik. Kayırıcılık. Dayıya yakışan davranış.
EFE
Yiğit, özellikle Batı Anadolu köy yiğidi, zeybek. Ağabey. Kaptan. Kabadayı.
BABALANMAK
Babaları tutmak, öfkelenmek. Diklenmek, kabadayıca davranmak.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
BADANALI
Badana edilmiş olan. Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadın).
DEDE
Torunu olan erkek, büyükbaba, büyükpeder. Mevlevi tarikatında çile doldurmuş olan dervişlere verilen unvan. Büyükbabadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri. Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
CUPPADAK
Cumbadak.
BIÇKIN
Külhanbeyi, kabadayı. Korkusuz, gözü pek, yürekli, cesur. 1988 yılında çekilen bir Kemal Sunal filmi.
BEDAVADAN
Bedava olarak, cabadan, bedava, bedavasına, bedavaya.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
DAYI
Annenin erkek kardeşi. Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici. Kabadayı. Kayırıcı. Cesur, yiğit. Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.