Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bacı" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bacı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bacı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bacı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YABANBACI, GELİNBACI, DENİZBACI, TULUMBACI
AKLABACI, AYŞEBACI
SAMBACI, ÇORBACI, BABBACI, BOMBACI, ARABACI
SOBACI, AKBACI, BABACI, KABACI, YABACI
ABACI, OBACI
BACI
BACI
Kız kardeş. Tarikat şeyhlerinin karısı. Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen unvan. Büyük kız kardeş, abla. Kadınlara söylenen bir seslenme sözü.
BABACI
Babacılık yanlısı olan, paternalist.
SAMBACI
Samba yapan kimse. Brezilyalı futbolcu.
GELİNBACI
Yenge. Üvey anne.
BOMBACI
Bomba atan kimse. Bomba yapan kimse. Bir yere bomba bırakan kimse.
ARABACI
Arabayı süren kimse. Araba yapan veya satan kimse.
YABANBACI
Baklagillerden bir bitki.
SOBACI
Soba yapan, satan, onaran veya kuran kimse.
TULUMBACI
Mahallelerde bulundurulan yangın tulumbalarını, yangın olan yerlere götüren ve orada yangının söndürülmesine yardım eden kimse. Külhanbeyi. Tulumba yapan, satan veya onaran kimse.
AKLABACI
Kızağa ot yükleneceği zaman, ön kısmına konulan 1-1,5 metre yüksekliğindeki kazık, sırık.
AKBACI
Temiz ve namuslu bacı.
BABBACI
Çocuk ayakkabısı diken kimse.
DENİZBACI
Şanlıurfa şehri, Kanlıavşar bucağına bağlı bir yer.
KABACI
Kastamonu şehri, Ağlı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ÇORBACI
Çorba pişirip satan kimse. Tayfaların gemi sahibine verdikleri ad. Taşrada halkın Hristiyan ileri gelenlerine verdiği unvan. Yeniçerilerde bir birlik komutanı.
AYŞEBACI
Balıkesir şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BACI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KESECİK
Kulağın dolambacında bulunan ve lenf ile dolu olan küçük zarsı organ.
ABACIH
Anne: Abacığımın çekmediği kalmadı.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
BEDAVACI
Her şeyi bedavadan sağlamaya çalışan kimse, beleşçi, abacı, lüpçü.
SANDIK
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
ARABACILIK
Arabacının yaptığı iş.
ASESBAŞI
Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.
ORTAKÇILIK
Toprağın işlenmesi sonucunda elde edilecek ürünün, toprak sahibi ile toprağı işleyen arasında koşulları önceden belirlenen özel sözleşmeye göre paylaşılmasına dayanan işletme biçimi, yarıcılık, marabacılık.
BAŞÇIK
Çiçeklerin erkek organlarında çiçek tozunu taşıyan torbacık, haşefe.
ASALAK
Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit. Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli.
KÖKEN
Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.
BACILIK
Bacı olma durumu. Bacı kadar sevilen kadın.
HEMŞİRE
Doktor tarafından acil durumlar dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, hastanın bakımını düzenlemek, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık çalışanı, şvester. (hemşi:re) Kız kardeş, bacı.
ABACILIK
Abacının yaptığı iş.
DALIZ
İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü.
SOBACILIK
Sobacının işi veya mesleği.
DOLAMBAÇSIZ
Dolambacı olmayan. Açık, doğrudan doğruya olan.
ABACIK
Anne: Abacığımın çekmediği kalmadı.
TULUMBACILIK
Tulumbacı olma durumu.
SAMBACILIK
Sambacı olma durumu.