Kelimeler arşivi içinde; başında "bacı" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. bacı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bacı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bacı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BACIOĞLU, BACIYOLU
BACIKÖY, BACILIĞ, BACILIK, BACINAK
BACICI, BACILI, BACINA
BACIK
BACI
BACI
Kız kardeş. Tarikat şeyhlerinin karısı. Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen unvan. Büyük kız kardeş, abla. Kadınlara söylenen bir seslenme sözü.
BACILIĞ
Kardeş yerine tutulan yakın arkadaş, kardeşlik (kızlar ve kadınlar arasında).
BACIKÖY
Ankara şehrinde, Temelli nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Sakarya ilinde, Pamukova ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BACINA
Yağlı et, bamya ve hamurla yapılan bir çeşit yemek, arabası. Bir çeşit un helvası.
BACICI
Tahsildar, vergici. Kız kardeşine düşkün, onu koruyan erkek çocuk.
BACIK
İki şeyi birbirine bağlayan küçük ip, bağcık.
BACIOĞLU
Kars şehri, Arpaçay belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
BACILI
Kız kardeşi kötü yolda olan kimse. Yozgat şehri, Musabeyli nahiyesine bağlı bir yer.
BACILIK
Bacı olma durumu. Bacı kadar sevilen kadın.
BACIYOLU
Söz kesiminde amca ve dayıya verilen hediyeler.
BACINAK
Bacanak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BACI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABACIH
Anne: Abacığımın çekmediği kalmadı.
DOLAMBAÇSIZ
Dolambacı olmayan. Açık, doğrudan doğruya olan.
KESECİK
Kulağın dolambacında bulunan ve lenf ile dolu olan küçük zarsı organ.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
DALIZ
İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü.
AKBACI
Temiz ve namuslu bacı.
SAMBACILIK
Sambacı olma durumu.
SANDIK
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
ASALAK
Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit. Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli.
TULUMBACILIK
Tulumbacı olma durumu.
ORTAKÇILIK
Toprağın işlenmesi sonucunda elde edilecek ürünün, toprak sahibi ile toprağı işleyen arasında koşulları önceden belirlenen özel sözleşmeye göre paylaşılmasına dayanan işletme biçimi, yarıcılık, marabacılık.
BEDAVACI
Her şeyi bedavadan sağlamaya çalışan kimse, beleşçi, abacı, lüpçü.
HEMŞİRE
Doktor tarafından acil durumlar dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, hastanın bakımını düzenlemek, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık çalışanı, şvester. (hemşi:re) Kız kardeş, bacı.
KÖKEN
Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.
ABACILIK
Abacının yaptığı iş.
BAŞÇIK
Çiçeklerin erkek organlarında çiçek tozunu taşıyan torbacık, haşefe.
ARABACILIK
Arabacının yaptığı iş.
SOBACILIK
Sobacının işi veya mesleği.
ASESBAŞI
Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.
ABACIK
Anne: Abacığımın çekmediği kalmadı.