Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ağan" olan, toplam 128 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ağan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ağan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ağan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KÜÇÜKKADAĞAN
ALASAKSAĞAN, YUMURTLAĞAN
BİLGEKAĞAN, SAYDURAĞAN, TAHTALAĞAN, TARMATAĞAN, YALDIRAĞAN, YILDIRAĞAN
KEÇİSAĞAN, ÇABALAĞAN, İNEKSAĞAN, KOCAKAĞAN
ÇOKRAĞAN, DARDAĞAN, KAVLAĞAN, KURLAĞAN, NAVÇAĞAN, SAKSAĞAN, ŞIRLAĞAN, ATASAĞAN, BALLAĞAN, BAYBAĞAN, BOZDAĞAN, BOZLAĞAN, CAKCAĞAN, CIZLAĞAN, ÇIRMAĞAN, ÇOĞLAĞAN, DAĞDAĞAN, DIRLAĞAN, FIŞLAĞAN, FİŞLAĞAN, GAVLAĞAN, GERLAĞAN, HATLAĞAN, HAYDAĞAN, KIRLAĞAN, KIRMAĞAN, KORĞAĞAN, KOTLAĞAN, OTURAĞAN, SAHZAĞAN, Devamını Oku »»
ARMAĞAN, ARPAĞAN, ARTAĞAN, BURAĞAN, DURAĞAN, KAYAĞAN, PAPAĞAN, YATAĞAN, ALDAĞAN, ANLAĞAN, ANRAĞAN, AVLAĞAN, AYNAĞAN, BAKAĞAN, BATAĞAN, BORAĞAN, CALAĞAN, ÇÖLAĞAN, DAĞAĞAN, DALAĞAN, DIRAĞAN, DUTAĞAN, DUYAĞAN, GADAĞAN, GAPAĞAN, GARAĞAN, GIYAĞAN, IRLAĞAN, KAÇAĞAN, KALAĞAN, Devamını Oku »»
OLAĞAN, URAĞAN, AFAĞAN, AKAĞAN, ARAĞAN, ATAĞAN, AYAĞAN, İLAĞAN, İŞAĞAN, ONAĞAN, UÇAĞAN
BAĞAN, KAĞAN, DAĞAN, SAĞAN, TAĞAN, VAĞAN, YAĞAN
AĞAN
AĞAN
Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan. Akan yıldız, kayan yıldız.
ALASAKSAĞAN
İspinoz. Güvercin büyüklüğünde, uzun kuyruklu, eti yenmez bir çeşit kuş. Siyahlı beyazlı bir çeşit kuş.
BİLGEKAĞAN
Bilgili hükümdar.
İNEKSAĞAN
Gökkuşağı.
ÇOKRAĞAN
Gür kaynak.
KÜÇÜKKADAĞAN
Erzincan şehrinde, Çağlayan nahiyesine bağlı bir bölge.
KOCAKAĞAN
Manisa şehri, Akhisar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YILDIRAĞAN
Ziyade parlayan, çok parlak.
DARDAĞAN
Palmiye cinsinden bir ağaç (Celtis tournefortii). Bu ağacın çitlembik büyüklüğünde, sert çekirdekli tatlı yemişi.
ÇABALAĞAN
Çabalayan, çok hareketli.
YALDIRAĞAN
Çok parlayan, dirahşan olan, iltima eden.
KEÇİSAĞAN
Çobanaldatan.
SAYDURAĞAN
Saydırıcı.
TAHTALAĞAN
Ağaçkakan.
TARMATAĞAN
Karmakarışık, altüst olmuş.
YUMURTLAĞAN
Çok yumurtlayan.
Bu bölümde tanımı içerisinde AĞAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BERGÜZAR
Anmak için verilen hatıra, armağan, yadigâr.
BOL
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.
AHMAKISLATAN
Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur, çisenti.
BOĞANAK
Sağanak, bora.
AKIŞMAZ
Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen, durağan.
BASİT
Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı. Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz. Süssüz, gösterişsiz. Kolay. Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ARDUVAZ
Kayağan taş.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ARTIMLI
Pişince şiştiği için miktarı artmış gibi görünen, artağan. Çoğalma özelliği olan.
ANMAK
Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek, zikretmek, hatırlamak. Adlandırmak. Bir armağanla birinin gönlünü almak.
BAYRAMLIK
Bayramlarda verilen armağan. Bayrama özgü olan.
AVARIZ
Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.
AKIŞMAZLIK
Akışmaz veya durağan maddenin durumu.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ALELADE
Her zaman görülen, olağan. Bayağı.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
ALACAKARGA
Saksağan.
ALAKARGA
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.
ANTİKA
Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.