AĞAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ağar" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. ağar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ağar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ağar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

AĞARABİLMEK

10 harfli kelimeler

AĞARABİLME, AĞARTILMAK

9 harfli kelimeler

AĞARANLIK, AĞARTILMA

8 harfli kelimeler

AĞARTMAK

7 harfli kelimeler

AĞARMAK, AĞARTMA

6 harfli kelimeler

AĞARAN, AĞARIK, AĞARMA, AĞARTI

5 harfli kelimeler

AĞARA

4 harfli kelimeler

AĞAR

Bazı kelimelerin anlamları

AĞAR

Ağaç gövdesinden oyulan su yalağı. Ahır. Ağır, yavaş. Ağır. Ağır, karşılığı ar. Sadık, doğru sözlü. Yükselir, yücelir.

AĞARAN

Süt, yoğurt, ayran ve benzerleri ürünler. Uzaktan ancak seçilebilen hafif beyazlık, ışık.

AĞARA

Avare, işsiz, boş gezen.

AĞARTMAK

Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.

AĞARABİLME

Ağarabilmek işi.

AĞARIK

Beyazlaşmış. Rengi solmuş.

AĞARTILMA

Ağartılmak işi.

AĞARTMA

Ağartmak işi.

AĞARABİLMEK

Ağarma imkânı veya olasılığı bulunmak.

AĞARTI

Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler.

AĞARMAK

Beyazlaşmak. Rengi solmak. Aydınlanmak.

AĞARANLIK

Koyun, keçi gibi süt veren hayvan.

AĞARTILMAK

Temizlenmek, beyazlatılmak.

AĞARMA

Ağarmak işi.

  -   -   -  

Anlamında AĞAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AĞAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEYAZLATMA

Beyazlatmak işi, ağartma. Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi.

İN

Yaban hayvanlarının kendilerine yuva edindikleri kovuk. Mağara. İnsan.

KASTAR

Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi.

AKÇIL

Rengi atmış, ağarmış. İçinde ak renk bulunan.

GECE

Genellikle saat 22.00'den itibaren gün ağarıncaya kadar geçen süre, tün, şeb. Bu süre içindeki karanlık. Geceleyin. Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleyin düzenlenen toplantı.

JARGON

Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı.

KATARAKT

Göz merceğinin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen ve görmeyi engelleyen rahatsızlık, perde, akbasma, aksu.

KIRANTA

Saçları ağarmaya başlamış (erkek). Kırlaşmış (saç, sakal). İlerlemiş yaşına rağmen bakımlı, özenli (erkek).

KAÇMAK

Hızla koşup bir yere saklanmak. Yok olmak. Hızlı koşmak. Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak. Rengi ağarmak, uçmak. Kız veya kadın yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılmak. Girmek. Futbol ve basketbolda engelleyen adamdan kurtulmak veya pas alabilmek için boş alana koşmak. Kaçınmak. İpi kopmak. Gaz, sıvı vb. şeyler sızmak. Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak. Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek. Kaçgöçe uymak. Yarışçı diğerlerinden hızla ayrılıp arayı açmak. Bir yana doğru kaymak. Benzemek, andırmak.

AKLAŞMAK

Ak duruma gelmek, ağarmak, beyazlaşmak.

AZMAK

Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.

DAĞAR

Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap. Dağarcık.

BEYAZLANMAK

Beyaz duruma gelmek, ağarmak.

BEYAZLATILMAK

Beyaz duruma getirilmek, ağartılmak.

BEYAZLATMAK

Beyaz duruma getirmek, ağartmak.

KIRÇILLANMAK

Kırçıl duruma gelmek, ağarmak.

DİL

Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.

DİKİT

Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, stalagmit.

BEYAZLIK

Beyaz olma durumu. Ağartı.

BELLEK

Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.