Kelimeler arşivi içinde; başında "ağar" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. ağar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ağar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ağar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AĞARABİLMEK
AĞARABİLME, AĞARTILMAK
AĞARANLIK, AĞARTILMA
AĞARTMAK
AĞARMAK, AĞARTMA
AĞARAN, AĞARIK, AĞARMA, AĞARTI
AĞARA
AĞAR
AĞAR
Ağaç gövdesinden oyulan su yalağı. Ahır. Ağır, yavaş. Ağır. Ağır, karşılığı ar. Sadık, doğru sözlü. Yükselir, yücelir.
AĞARAN
Süt, yoğurt, ayran ve benzerleri ürünler. Uzaktan ancak seçilebilen hafif beyazlık, ışık.
AĞARABİLMEK
Ağarma imkânı veya olasılığı bulunmak.
AĞARTMAK
Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.
AĞARTILMA
Ağartılmak işi.
AĞARMA
Ağarmak işi.
AĞARMAK
Beyazlaşmak. Rengi solmak. Aydınlanmak.
AĞARTMA
Ağartmak işi.
AĞARIK
Beyazlaşmış. Rengi solmuş.
AĞARTILMAK
Temizlenmek, beyazlatılmak.
AĞARTI
Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler.
AĞARA
Avare, işsiz, boş gezen.
AĞARABİLME
Ağarabilmek işi.
AĞARANLIK
Koyun, keçi gibi süt veren hayvan.
Bu bölümde tanımı içerisinde AĞAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KIRÇILLANMAK
Kırçıl duruma gelmek, ağarmak.
KAÇMAK
Hızla koşup bir yere saklanmak. Yok olmak. Hızlı koşmak. Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak. Rengi ağarmak, uçmak. Kız veya kadın yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılmak. Girmek. Futbol ve basketbolda engelleyen adamdan kurtulmak veya pas alabilmek için boş alana koşmak. Kaçınmak. İpi kopmak. Gaz, sıvı vb. şeyler sızmak. Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak. Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek. Kaçgöçe uymak. Yarışçı diğerlerinden hızla ayrılıp arayı açmak. Bir yana doğru kaymak. Benzemek, andırmak.
BEYAZLATMA
Beyazlatmak işi, ağartma. Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
BELLEK
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.
DİKİT
Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, stalagmit.
GECE
Genellikle saat 22.00'den itibaren gün ağarıncaya kadar geçen süre, tün, şeb. Bu süre içindeki karanlık. Geceleyin. Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleyin düzenlenen toplantı.
AZMAK
Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.
BEYAZLATMAK
Beyaz duruma getirmek, ağartmak.
JARGON
Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı.
KASTAR
Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi.
AKÇIL
Rengi atmış, ağarmış. İçinde ak renk bulunan.
BEYAZLATILMAK
Beyaz duruma getirilmek, ağartılmak.
KIRANTA
Saçları ağarmaya başlamış (erkek). Kırlaşmış (saç, sakal). İlerlemiş yaşına rağmen bakımlı, özenli (erkek).
BEYAZLIK
Beyaz olma durumu. Ağartı.
BEYAZLANMAK
Beyaz duruma gelmek, ağarmak.
İN
Yaban hayvanlarının kendilerine yuva edindikleri kovuk. Mağara. İnsan.
AKLAŞMAK
Ak duruma gelmek, ağarmak, beyazlaşmak.
KATARAKT
Göz merceğinin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen ve görmeyi engelleyen rahatsızlık, perde, akbasma, aksu.
DAĞAR
Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap. Dağarcık.