Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ayıf" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ayıf ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ayıf olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ayıf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KADAYIF, GADAYIF, GEDAYIF, KEDAYIF
HAYIF, ZAYIF, KAYIF, MAYIF, SAYIF
AYIF
AYIF
Ayıp.
KADAYIF
Undan yapılan, tatlı olarak tüketilen türlü biçimlerde yiyecek.
KEDAYIF
Kadayıf.
HAYIF
Haksızlık, insafsızlık. Acınma, üzülme. "Vah, heyhat, yazık" anlamlarında kullanılan bir söz.
SAYIF
Sahip.
ZAYIF
Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Çok az. Başarısızlığı gösteren not.
KAYIF
Pencere çerçevesi.
GEDAYIF
Kadayıf. Arapça kökenli katâif: kadayıFar.
GADAYIF
Kadayıf.
MAYIF
Yüze gülen, yaltakçı.
Bu bölümde tanımı içerisinde AYIF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇIRPI
Dal, budak kırpıntısı. Çok zayıf. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.
ÇİROZLUK
Zayıflık, kuruluk.
DUYARLIK
Duyarlılık. Bir duyar katın ışıktan etkilenme yeteneği. Zayıf bir etkiye karşı, tepki gösterebilme yeteneği.
CIRBOĞA
Bir tür çöl sıçanı (Dipus Caegyptius). Cılız, zayıf, çelimsiz çocuk.
ARGIN
Bitkin. Beceriksiz. Zayıf.
AVANS
Öndelik. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük.
DARALMAK
Dar duruma gelmek, küçülmek. Zayıflamak. Güçleşmek, zorlaşmak. Başı dara gelmek, bunalmak. Sıkışmak. Azalmak.
ARIKLIK
Zayıflık, sıskalık.
DÜŞÇÜLÜK
Düşçü olma durumu. Bilincin zayıflamasıyla ortaya çıkan bir ruh bozukluğu durumu.
ÇİROZLAŞMAK
Uskumru, yumurtasını atarak zayıflamak. Çok zayıflamak.
CILIZ
Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Güçsüz bir biçimde. Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz. İnce.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
ARIK
Ark. Fide ya da fidan dikilen yer. Zayıf, cılız, kuru, sıska.
ÇİROZ
Yumurtasını atarak zayıflamış uskumru balığı. Bu balığın kurutulmuşu. Çok zayıf (kimse).
ÇELİMSİZ
Güçsüz, zayıf, nahif.
DAMAKSIZ
Damağı olmayan. Sivri uçlu balıkçı iğnesi. Tat alma duyusu zayıflamış olan veya bu duyuyu tamamen yitirmiş olan (kimse).
BOZULMAK
Bozma işine konu olmak. Dağılmak, bozguna uğramak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek. Sağlığını yitirip zayıflamak.
BİTMEK
Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.
CILIZLAŞMAK
Zayıf ve güçsüz düşmek, zayıflamak. Gücünü, değerini yitirmek. Basitleşmek, değersizleşmek, önemsizleşmek.
ÇELİK
Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Bu alaşımdan yapılmış. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek. Kısa kesilmiş dal. Kök salması için yere dikilen dal. Zayıf fakat güçlü (vücut).