AYDE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ayde" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. ayde ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ayde ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ayde olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

AYDEŞMEK, AYDETMEK

7 harfli kelimeler

AYDEMİR, AYDENİZ

6 harfli kelimeler

AYDEÇİ, AYDEDE, AYDENK

5 harfli kelimeler

AYDEE, AYDEŞ

4 harfli kelimeler

AYDE

Bazı kelimelerin anlamları

AYDE

Çekil, yıkıl karşımdan, haydi haydi oradan anlamında ünlem.

AYDENİZ

Ay gibi güzel, deniz gibi coşkulu olan.

AYDEMİR

Yüzü yay biçiminde bir keser türü.

AYDETMEK

Türkü söylemek.

AYDENK

Ayın dengi olacak kadar güzel, ay gibi güzel.

AYDEŞ

Zayıf, cılız. Çirkin, vücudu uygun olmıyan. Akşama kadar durmadan koşup oynıyan çocuk. İğdiş. Gelişmeyen, cılız bebek.

AYDEÇİ

Ayrık otu.

AYDEŞMEK

Tartışmada aksi cevap vermek, inatlaşmak. Kötülemek, uğraşmak. İtişmek, didişmek.

AYDEDE

Çocuk dilinde ay.

AYDEE

Hoppala anlamında ünlem.

  -   -   -  

Anlamında AYDE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AYDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MUKAYYİT

Kayıt işlerini yapan kimse. Kaydedici makine.

GEÇİRMEK

Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

PLAK

Sesleri kaydetmek ve kaydedilen sesleri yeniden pikap veya gramofonda dinlemek amacıyla hazırlanan plastik daire biçiminde yaprak. Metal nesne, plaka.

DERÇ

Alma, toplama. Kaydetme.

KAYDETTİRMEK

Kaydetme işini yaptırmak, yazdırmak.

PLEYBEK

Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması.

DİSKET

Bilgisayardaki işlemlerin kaydedildiği manyetik araç.

SESLENDİRMEK

Sesli duruma getirmek, sesli olmasını sağlamak. Sesi, çekimden sonra film üzerine geçirmek, kaydetmek. Hissedilen bir duyguyu, düşünülen bir fikri dile getirmek, duyurmak. Bir müzik eserini okumak.

DERKENAR

Sayfa kenarına kaydedilen yazı, çıkma.

KAYDETTİRME

Kaydettirmek işi.

KAYDEDİLMEK

Kaydetme işi yapılmak, yazılmak.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

KASET

İçinde, görüntü ve seslerin kaydedildiği, gerektiğinde yeniden kullanılmasını sağlayan bir manyetik şeridin bulunduğu küçük kutu.

KAYDETME

Kaydetmek işi.

SICAKLIKYAYAR

Bir cismin ısı değişikliklerini, yaydığı kızılötesi ışınları kaydeden cihaz, termograf.

SESLENDİRME

Seslendirmek işi. Sesin, çekimden sonra film üzerine geçirilmesi, kaydedilmesi, dublaj.

GRAMOFON

Önceden özel bir madde üzerine kaydedilmiş sesleri, istenildiğinde dinleten alet, sesyazar, fonograf.

İMLEÇ

Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç, kaydedici. Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi.

MATERYAL

Gereç. Yazılı, sözlü, görüntülü, kaydedilmiş her türlü belge.

SİCİL

Resmî belgelerin kaydedildiği kütük. Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumları. Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumlarının işlendiği dosya.