Sonu AYAY ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ayay" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ayay ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ayay olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ayay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

AYAY

Parlak yıldız.

HALKAYAY

Boru anahtarının iyi tutmasını sağlayan ve çerçeveyle anahtar kolu arasına konan helisel yay. (bk. Şek. 1,4).

  -   -   -  

Anlamında AYAY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AYAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KUZULAMAK

Koyun yavrulamak. Çocuk ellerini yere dayayarak dizleri üstünde emeklemek.

DİŞLİ

Dişleri olan. Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç. Kaya balığı. Beklenmedik düzeyde olan. Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen, güçlü (kimse). Dişleri olan çark.

ARKALIKLI

Arkalığı, sırt dayayacak yeri olan.

KOLTUK

Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.

DAYAYABİLME

Dayayabilmek işi.

OMUZLAMAK

Omzuna almak. Omzuyla dayayıp itmek. Bir iş veya görevi yüklenmek, sorumluluk almak. Alıp götürmek, sırtlayıp kaçırmak, aşırmak. Destek vermek.

ARKALIKSIZ

Arkalığı, sırt dayayacak yeri olmayan.

BADI

Dokuma tezgâhını hareket ettirmeye yarayan tahta ayaklık, pedal. Kaz. Şişman, ablak yüzlü, kısa boylu kimse. Pis, kirli. Tembel. Uçlarını koltuk altlarına dayayıp, çatallarına ayak konularak yürünen, bir çift sopadan yapılmış oyun aygıtı. Çorabın eskimemesi için bezden yapılan terlik. Erkek zenci. Ördek. Kaz ve ördek yavrusu. Hindi. Kaz yavrusu. Dokuma tezgâhlarında kücülerin aşağı yukarı hareket etmesini sağlayan tahta. (Mudurnu Bolu).

KÖPRÜ

Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü. Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri.

TABURE

Sırt ve kol dayayacak yeri olmayan iskemle.

ANDIKLAMAK

Sırtını bir yere dayayarak uyumak.

OLGUCULUK

Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı, pozitivizm. Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi.

KOLTUKLU

Kol dayayacak yeri olan.

OCAKEŞEĞİ

Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı demir araç.

BEGİRDEN

Madende yanmış kayayı ezmek ve kireç haline getirmek için kullanılan büyük uzun taş veya evde rutubeti önlemek için, dam üstünde el ile çevrilen küçük taş.

GÖĞÜSLEMEK

Göğsünü dayayarak zorlamak. Karşı durmak, engel olmak, direnmek.

SIRTLIK

Sırt dayayacak yer.

ÇATMAK

Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.

KEMAN

Dört teli olan, çenenin altına dayayarak çalınan yaylı saz. Yay.

ARHIT

Kaldıraç: Ali arhıdı getir de şu kayayı devireyim.