Kelimeler arşivi içinde; sonunda "avlamak" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. Sonu avlamak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında avlamak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde avlamak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KIRNAVLAMAK, KIRDAVLAMAK, KAYTAVLAMAK, GIRNAVLAMAK
GILAVLAMAK, ŞATAVLAMAK, KİLAVLAMAK, KILAVLAMAK, HORAVLAMAK, CALAVLAMAK, BİLAVLAMAK, MİYAVLAMAK
GAVLAMAK, BAVLAMAK, TAVLAMAK, SAVLAMAK, KAVLAMAK, HAVLAMAK, MAVLAMAK, PAVLAMAK, CAVLAMAK
AVLAMAK
AVLAMAK
Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek. Tuzağa düşürmek, kurnazlıkla kandırmak.
GAVLAMAK
Deri güneşten soyulmak. (ağaç) kabuk kuruyarak kendi kendine soyulmak.
KAYTAVLAMAK
Hastalık depreşmek.
BAVLAMAK
Bağlamak. Zorlamak, zorla açmak.
ŞATAVLAMAK
Suyuna gitmek, pohpohlayıp gönlünü almak.
KIRDAVLAMAK
Başıboş gezmek.
GILAVLAMAK
Balta, bıçak ve benzerleri kesici aletleri bilemek.
GIRNAVLAMAK
Kediler çiftleşme isteği göstermek: Bizim kedi gırnavladı.
MİYAVLAMAK
Kedi “miyav” diye ses çıkarmak.
BİLAVLAMAK
Bilemek.
KILAVLAMAK
Keskinletmek, bilemek. At yarışı yapmak. Bilemek, keskinleştirmek.
CALAVLAMAK
Tarlalardan, kısa zamanda çok ot toplamak.
KIRNAVLAMAK
Dişi kedi erkek istemek.
KİLAVLAMAK
Keskinletmek, bilemek.
HORAVLAMAK
Çekememek. Ürkmek.
TAVLAMAK
İşlenilecek bir nesneye gereken ısıyı veya nemi sağlamak, tav vermek. Karşı cinsin gönlünü çelmek, kandırıp elde etmek. Yolsuz ve kolay kazanç umudu vererek dolandırmak. Ümit vererek kandırmak, kendine bağlamak, aldatmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde AVLAMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KİRTİL
Büyük kabuklu deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan, ince dallardan örülmüş sepet.
KUŞMAR
Kuş avlamak için hazırlanmış tuzak, kuş tuzağı.
ALKARNA
İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.
CAVLAMAK
Kavlamak, tüyünü dökmek, çıplak kalmak. Ölmek.
MİYAVLAMA
Miyavlamak işi.
ÜÇÇATAL
Büyük balıkları avlamak için kullanılan ucu üç çatallı zıpkın.
CAVLAMA
Cavlamak işi.
ÜRÜMEK
Havlamak.
TAVŞANCIL
Çoğu tavşan avlamakla beslenen kartal, akbaba vb. yırtıcı kuş.
TAVLAMA
Tavlamak işi.
HAVLAMA
Havlamak işi.
AVLAMA
Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
ÇEMKİRMEK
Birine karşı gelmek, sert cevap vermek. Köpek kesik kesik havlamak.
SAVLAMA
Savlamak işi.
ALAMANA
Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan, tek veya iki direkli ve açık güverteli, büyük kayık, alamanata.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
KAVLAMA
Kavlamak işi.
TUTMAK
Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.
YAKALAMAK
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak. Aynı düzeye gelmek. Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak. Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak. Avlamak, tuzakla ele geçirmek. Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek. Birdenbire etkisi altına almak. Tutturmak. Söz, bakış veya işareti fark etmek. Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak.
AFGURMAK
Köpek havlamak. Ürümek, havlamak.