AST ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ast" olan, toplam 81 adet kelime bulunmaktadır. ast ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ast ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ast olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ASTROVİRÜSLER, ASTİGMATÖNLER

12 harfli kelimeler

ASTIRABİLMEK, ASTROVİRİDAE, ASTROSİTOZİS, ASTIRIVERMEK, ASTENOSPERMİ

11 harfli kelimeler

ASTSUBAYLIK, ASTIRABİLME, ASTIRIVERME, ASTİGMATİZM, ASTİGMATLIK, ASTEĞMENLİK, ASTARLATMAK, ASTAKSANTİN, ASTRONOTLUK, ASTARLANMAK

10 harfli kelimeler

ASTEATOZİS, ASTERİSKUS, ASTROPİKAL, ASTRONOMİK, ASTARLAMAK, ASTARLANMA, ASTRAGALUS, ASTROSİTOM, ASTIRILMAK, ASTROBLAST, ASTROFİZİK, ASTROLOJİK, ASTARLATMA

9 harfli kelimeler

ASTÜLEŞKE, ASTIRILMA, ASTİGMATA, ASTRAGLUS, ASTRENJAN, ASTROGLİA, ASTROLOJİ, ASTRONOMİ, ASTARLAMA, ASTEMİZOL, ASTELSAYI

8 harfli kelimeler

ASTÖZLEK, ASTROSİT, ASTRONOT, ASTRONOM, ASTARLIK, ASTARSIZ, ASTROLOG, ASTRAGAN, ASTEĞMEN, ASTACURA, ASTEROİT, ASTEROİD, ASTSUBAY, ASTIRMAK, ASTİGMAT

7 harfli kelimeler

ASTARYA, ASTIMLI, ASTARAK, ASTARLI, ASTIRMA, ASTUMAK, ASTASIM, ASTATİN, ASTKÜME

6 harfli kelimeler

ASTLIK, ASTENİ, ASTOŞI, ASTOMİ

5 harfli kelimeler

ASTAN, ASTAM, ASTIM, ASTAP, ASTAR, ASTAT, ASTOR, ASTİK, ASTER

4 harfli kelimeler

ASTE, ASTA

3 harfli kelimeler

AST

Bazı kelimelerin anlamları

AST

Alt. Birine göre alt aşamada olan kimse, madun. Rütbe veya kıdemce küçük olan asker. Birinin buyruğu altında olan görevli, madun.

ASTIRIVERMEK

Çabucak astırmak.

ASTİGMATİZM

Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.

ASTEĞMENLİK

Asteğmen olma durumu. Asteğmenin rütbesi. Asteğmenin görevi.

ASTENOSPERMİ

Spermlerin zindeliğini kaybetmesi, hareket edememesi veya normalden daha düşük hareket etmesi.

ASTSUBAYLIK

Astsubay olma durumu. Astsubayın görevi.

ASTIRABİLMEK

Astırmaya gücü yetmek veya astırma olasılığı bulunmak.

ASTARLATMAK

Astar yaptırmak veya geçirtmek.

ASTROVİRÜSLER

Yuvarlak, 25-35 nm yarıçapında, zarfsız, sınıflandırması henüz yapılmamış olan tek zincirli RNA genomu içeren bir virüs ailesi. İsmini elektron mikroskobik olarak 5 veya 6 noktadaki yüzey uzantıları nedeniyle oluşan yıldız benzeri görünümden almıştır, Astroviridae.

ASTROVİRİDAE

Astrovirüsler.

ASTROSİTOZİS

Çeşitli nedenlerle zedelenen sinir hücrelerinin etrafında astrositlerin sayıca çoğalması.

ASTIRIVERME

Astırıvermek işi.

ASTIRABİLME

Astırabilmek işi.

ASTİGMATLIK

Astigmat olma durumu. Optik eksenden uzakta bulunan bir noktanın görüntüsünün, eksenden uzaklaştıkça nokta olarak değil doğru, elips, çember, ilkine dikey doğru olarak görünmesi biçiminde ortaya çıkan bir mercek kusuru. Gözün bütün çaplarında aynı refraksiyon özelliğini taşımaması nedeniyle göze gelen ışınların belirli bir noktada odak oluşturamaması sonucu görüşte netlik oluşmaması, astigmatizm.

ASTİGMATÖNLER

Astigmatlığı düzelten mercek.

ASTAKSANTİN

Özellikle salmonidlerde ete pempemsi rengi veren, mikroalglerde ve krusteselerde bol miktarda bulunan bir karotenoit pigmenti. Yumurta sarısı ve tereyağı gibi hayvansal ürünlerin renginin portakal sarısı renkte olmasını sağlayan ve ıstakozda fazla miktarda bulunan renk maddesi.

  -   -   -  

Anlamında AST bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AST geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKLİYE

Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

AĞRIMA

Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.

AEROBİK

Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılmış olan bir jimnastik türü.

AĞIRCA

Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

ABRAKADABRA

Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

AĞBENEKLİLİK

Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ABANA

Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.

AFİYET

Hasta olmama durumu, sağlık, esenlik.

AHAR

Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AĞLI

Ağı bulunan. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.