Kelimeler arşivi içinde; sonunda "arıntı" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu arıntı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında arıntı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde arıntı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BOZARINTI, MORARINTI
KARINTI, YARINTI, BARINTI
ARINTI
ARINTI
Temizlenmiş bir şeyin işe yaramıyan parçası. Tabakların, koyun ve kuzu derilerinden ikinci kez kazıyarak çıkardıkları yün, kıl artıkları. Yakacak ve kabtan başka, yemek pişirmek için gerekli bütün şeyler: Arıntı olduktan sonra yemek yapmakta bir şey mi?. Yıkanan, temizlenen çamaşır: Kızım, güneş varken şu arıntıları ser de kurusun. Deriden çıkan kıllar. (Yalvaç Isparta). Keçe yapmakta kullanılan kıl. (Bor Niğde). Yıkama sirasmda ayrılan pis yün ya da kıl parçaları. (İnhisar Söğüt Bilecik; Bor Niğde).
KARINTI
Anaforlarda oluşan çevrinti. Geminin yanından vurarak gemiyi sarsan dalga.
YARINTI
Selin veya yüzeyi kaplarcasına akan selintilerin oluşturduğu, eğim aşağı uzanan ince, az derin, oluk biçimli çukurlar.
BARINTI
Gürültü, şamata.
BOZARINTI
Hafif boz renklilik.
MORARINTI
Hafif morluk.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARINTI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YIRIM
Su yatağı, sel yarıntısı. Uçurum. Hendek.
ANDAK
Ayağa batan diken, kıymık. Sel yarıntısı, kesintisi. Ondan sonra: Eve gideceğim, andak çarşıya. Hemen, o anda, derhal. O kadar. Derhâl, hemen.
KISNAK
İki dağ ve tepe arasındaki dar geçit, boğaz. Cimri, pinti. Patikanın dar yeri. Sel yarıntısı.
TAPIT
Dere, yarıntı gibi yüzey kesintilerinden su geçirmek amacıyla yapılan tahta su kemerleri. (Darıveren Acıpayam Denizli).
AKNAK
Mecra, yatak, kuru sel yarıntıları, dere yatağı.
KISAK
Sel yarıntısı. Ufak direk : Şu kısağın başı eğridir. Özet, kısaltma. İki dağ ve tepe arasındaki dar geçit, boğaz. Köşe, bucak, ara.
ENEÇ
Sel yarıntısı. Az akan ya da hiç akmayan dere. Dağlarda kışın akıp, yazın kesilen kaynağın yatağı. İki sırt arasındaki düz arazi. Tepe üzerinde çukur yer. Ufak tepe, tepecik. İniş yokuş. Sarmaşık şeklinde, yenebilen bir çeşit ot. İki sırt arasındaki düz alan. Ufak tepe. Eğilim.
YARINTİ
Yarıntı; kazıntı.
HARTLAP
Ak gürgene benzer meşe ağacı. Kocayemiş ağacı ve meyvesi. Sel yarıntısı. Taş kovuğu. Kahramanmaraş şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
GANDAK
İhtiyar manda. Yollarda tekerleklerin oyduğu yerler. Dar ve derin sel yarıntıları. Hendek. Kaya çukurlarında ve hendeklerde biriken su. Bataklık. Zayıf adam. Yalçın kaya, uçurum. Büyük kayaların arası. Kırmızılaşmış kiraz ve elma gibi meyvalar. Yamaç bir tarlaya bırakılan suyun, toprağı götürmemesi için yapılan set. Su arklarının derin yeri. Düğüm.
TONÇ
İki tarla arasında sınır olan tümsek, toprak yığını 2.İki tarla ya da iki bahçe arasındaki boş yer. 3.Suyun dağılması için evlek çevrelerine yapılan toprak setler. Yırtıcı hayvan ini. Bir çeşit İskambil oyunu. İki tarla arasındaki hududu belirleyen yer yarıntısı ya da taş yığını. (Celiptaş Yalvaç, Köprü Şarkikaraağaç Isparta).
AKIRGAN
Mecra, yatak, kuru sel yarıntıları, dere yatağı. Cereyan, akıntı. Tomruğun içinden çıkan yağlı çam.
PICK
Dere, su yarıntısı.
YARMAH
Büyük kaya yarıntısı.
YİRİM
Küçük iki sırt arasındaki su yarıntısı.
YİRİNTİ
Küçük iki sırt arasındaki su yarıntısı. Çatlak.
AKDİKMELER
Kireçli topraktaki muntazam sel yarıntıları.
BİÇİK
Sel yatağı, dere, dere yatağı. Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir tane, bir tanecik. Dağda, iki kaya arasındaki boşluk. İki derenin birleştiği yer. Kesik, biçilmiş. Denize doğru uzanmış kara parçası, burun. Dağlarda, tepelerde sellerin açtığı yarıntı. Su yolu. Dana. Kuyruğu düğümlü koç. Köşe, bucak, uç, açı. Buzağı. Sığır yavrusu, buzağı. Nergiz çiçeğinin yetiştiği kaya oyuğu. Dana, sığır yavrusu. Buzağıdan büyük yavru. Işığı renklerine ayırmak için kullanılan üçgen kesitli altı yüzlü saydam nesne. Kesik, kesilmiş.
AKANAK
Mecra, yatak, kuru sel yarıntıları, dere yatağı. Çağlayan, ırmak veya derede suyun hızlı aktığı yer. Sakız elde edilen kök: O akanak benim, sakızını sen toplama. Kayanak oyununda "pardon" anlamında kullanılan bir söz.
CARGAMLA
Sel yarıntısı.