Sonu ARP ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "arp" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. Sonu arp ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında arp olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde arp olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

DİVANIHARP, ERKANIHARP, SKLEROKARP

9 harfli kelimeler

PLÖROKARP, SİSTOKARP

8 harfli kelimeler

ASKOKARP, EKZOKARP, ENDOKARP, MERİKARP, MEZOKARP, PERİKARP, POLİKARP, ŞİZOKARP

7 harfli kelimeler

APOKARP, EPİKARP, OTOKARP, PROKARP, SİNKARP

5 harfli kelimeler

EŞARP, AŞARP, İŞARP, SHARP

4 harfli kelimeler

DARP, GARP, HARP, LARP, SARP, CARP, ÇARP, ŞARP, TARP, ZARP

Bazı kelimelerin anlamları

ARP

Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı.

PLÖROKARP

Yosunlarda (Bryophyta) sporofit yapıyı, dalcık ve yan dalları taşıyan ana gövde.

EPİKARP

Ekzokarp.

MEZOKARP

Meyvenin çok tabakalı orta kısmı.

ASKOKARP

Koruyucu örtüsü ile çevrili askusu olan meyve.

SİSTOKARP

Kırmızı alglerde döllenmeden sonra gelişen yapılar.

MERİKARP

Birleşik ovaryumdan meydana gelmiş ancak karpellerin birleşme yerlerinden yarılarak ayrılan tek tohumlu kuru meyvelerden her biri. Şizokarp meyveleri oluşturan parçalardan her biri.

DİVANIHARP

Askerî mahkeme.

SKLEROKARP

Etli meyvelerde sert tohum örtüsü; endokarp.

POLİKARP

Çimlendikten sonra uzun yıllar çiçek açarak tohum meydana getiren bitkiler. Bazı rulumlularda (Ascidia) mantonun iç yüzeyinde bulunan gonad.

PERİKARP

Ovaryumun duvarından gelişen, ekzokarp, mezokarp, endokarptan oluşan meyve kabuğu. Tahıl tanelerini çeviren meyve kabuğu.

EKZOKARP

Meyvelerde perikarpın en dış tabakası. Epikarp. Meyvelerde pericarpın en dış tabakası, epikarp.

ERKANIHARP

Kurmay.

ENDOKARP

Meyve perikarpının en içteki tabakası.

ŞİZOKARP

Sinkarp ovaryumdan meydana gelen ve olgunlukta karpellerin birleşme yerinden yarılarak her biri tek tohumlu merikarplara ayrılan kuru meyve.Yarılan meyve.

APOKARP

Meyve karpellerinin birbirinden ayrı olması.

  -   -   -  

Anlamında ARP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ARP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARPACILIK

Arpacının yaptığı iş.

AĞBENEKLİLİK

Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).

ARPALAMA

Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık. Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı.

AKAĞAÇ

Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

ARPÇI

Arp çalan kimse.

ARPALIK

Arpa ekilen yer, arpa tarlası. Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik. Osmanlılarda memurlara görevleri sırasında maaşlarına ek olarak, görevden ayrıldıktan sonra ise bir tür emeklilik maaşı olarak verilen gelir. Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan. Arpa konulan yer.

ARPACI

Arpa alan ve satan kimse.

AYRIK

Ayrılmış. Ayrık otu. Düzgün ve uygun olmayan, çarpık. Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen, ayrıcalı, müstesna. Kural dışı.

ATIŞ

Atma işi. Kalp ya da nabzın vuruşu, çarpışı.

BAHRİYELİ

Deniz Kuvvetlerine bağlı asker. Deniz Harp Okulu öğrencisi.

ANIT

Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide. Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

AKABE

Tehlikeli, sarp ve zor geçit.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ARPAĞAN

Yabani arpa.

ANATOMİ

İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih. Beden yapısı, gövde yapısı. Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı.

AKSETMEK

Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.