Kelimeler arşivi içinde; başında "ard" olan, toplam 98 adet kelime bulunmaktadır. ard ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ard ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ard olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ARDIÇLIYAYLA, ARDAHANLILIK, ARDARINLAMAK
ARDİYECİLİK, ARDIŞTIRMAK, ARDAKLANMAK, ARDALAMADAN
ARDINLAMAK, ARDIÇYAYLA, ARDIÇPINAR, ARDIÇLITAŞ, ARDIKLAMAK, ARDIÇALANI, ARDIMSIMAK, ARDARANDAN, ARDALAYDAN, ARDIŞIKLIK, ARDAKLAMAK, ARDAKLANMA
ARDILAMAK, ARDIÇALAN, ARDIÇATAK, ARDIÇBELİ, ARDIÇDALI, ARDIÇDERE, ARDIÇDİBİ, ARDIÇGÖZE, ARDIÇKAYA, ARDIRADAN, ARDAHANLI, ARDARADAN, ARDIÇOLUK, ARDISÜRME, ARDIÇTEPE, ARDALAMAK
ARDIÇLAR, ARDIÇKÖY, ARDIÇLIK, ARDİYECİ, ARDAĞACI, ARDIÇÖNÜ, ARDLAMAK, ARDAŞLIK, ARDALAYI, ARDALMAK, ARDISIRA, ARDIRMAK, ARDIAÇIK, ARDINMAK, ARDEMİRİ, ARDILMAK, ARDILLIK
ARDINCA, ARDUVAZ, ARDIMAK, ARDIRIK, ARDIŞLI, ARDIŞIM, ARDILMA, ARDIŞIK, ARDİYYE, ARDILLI, ARDIÇLI, ARDAHAN, ARDEŞEN, ARDALAK, ARDELEK, ARDAMAK, ARDANUÇ, ARDASAK, ARDAVUL, ARDAŞAN, ARDAŞMA
ARDARA, ARDUNÇ, ARDMAK, ARDİYE, ARDALA, ARDIRA, ARDILI
ARDAY, ARDIL, ARDUÇ, ARDUC, ARDÖN, ARDIÇ, ARDAF, ARDAH, ARDAK, ARDAL, ARDEY, ARDEN, ARDEÇ, ARDCA, ARDIK
ARDI, ARDA
ARD
ARD
Buğdayı azar azar döken değirmen hunisi. Çok iyi. Art, arka. (karşılık: posteriyör),Bir hayvanın ya da bir bölgesinin bir eksene göre geri kısmı.
ARDIMSIMAK
Bayatlamak, bozulmaya, kokmaya yüz tutmak.
ARDALAMADAN
Arkadan arkaya, habersiz, sezdirmeden: Ardalamadan beni şahit yazmışlar.
ARDIŞTIRMAK
Yükletmek.
ARDARINLAMAK
Hayvana yük yüklemek.
ARDIKLAMAK
Düşman olmak: Hasan bana ardıklamış galiba; ne söylüyor, ne de yüzüme bakıyor.
ARDAHANLILIK
Ardahanlı olma durumu.
ARDARANDAN
Arkadan arkaya, habersiz, sezdirmeden.
ARDIÇALANI
Yozgat kenti, Akdağmadeni belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
ARDINLAMAK
Ardına düşmek.
ARDAKLANMAK
Ağaçlarda mantarların sebep olduğu çürümeye uğramak.
ARDIÇPINAR
Amasya kenti, Göynücek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. İçel şehrinde, Gülnar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ARDIÇLITAŞ
İçel şehri, Bozyazı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ARDIÇLIYAYLA
Trabzon kenti, Maçka ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
ARDIÇYAYLA
Erzurum ilinde, Aşkale belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
ARDİYECİLİK
Ardiyecinin yaptığı iş.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AGU
Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AÇILAMA
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AĞAÇKESEN
Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
ADAŞ
Adları aynı olanlardan her biri.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AFRİKA
Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.