Kelimeler arşivi içinde; başında "apça" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. apça ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu apça ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde apça olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
APÇALLAMAK
APÇALAMAK
APÇAĞA
APÇA
APÇA
Amca. Dost, arkadaş.
APÇAĞA
Erzincan ili, Kemaliye belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
APÇALAMAK
Düzensiz yürümek. Deve ısırmak.
APÇALLAMAK
Düzensiz yürümek.
Bu bölümde tanımı içerisinde APÇA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARAPÇALAŞTIRMAK
Arapçaya çevirmek. Arap dili özelliği kazandırmak.
ALAFDAR
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci. Arapça kökenli + Far. alef-dâr: hayvan yemi taciri.
ARAPÇALAŞTIRMA
Arapçalaştırmak işi, Arabizasyon.
TANIMLIK
Arapçada addan önce gelerek onun belirli olduğunu gösteren elif ve lam harfleri, harfitarif.
AMMAN
Arapça kökenli amân: aman.
ARABİ
Arapça. Araplarla ilgili, Araplara özgü olan.
ANSA
Arapça kökenli âişe: Ayşe. Ayşe. Halka, kangal, kıvrım.
ÇAMÇAK
Ağaçtan oyularak yapılmış kulplu su kabı, çapçak. Köpüklenerek akma.
ALAHELEM
Arapça kökenli Allâhü alem bi's-sevâb: allahualem.
ANIDAN
Arapça kökenli âni: aniden; ani olarak.
ANTERE
Arapça kökenli anteri. Tek parçalı kadın giyeceği, entari. Bazı yörelerde erkeklerin de giydiği uzun düz üstlük.
ARABICA
Arapça.
ANŞE
Arapça kökenli aişe / âyişe: Kadın adı "Ayşe.
ALAF
Alev. Telâş, korku: Ahmet bize bir alaf salıverdi. Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b.: Bu yıl alaf bol, sığırlar semiz olur. Suyu çekilmiş, yarı kurumuş buğday veya haşhaş. Hayvan yemi satıcısı. Hayvanlara yedirilen yeşil yaprak ve dallar: Sığırlara biraz alaf topla gel. Taş, kerpiç veya ağaçtan yapılmış hayvan yemliği: Koyunların alafında ot kalmamış. Hayvanların su içtikleri yer, yalak. Süprüntünün yüze gelen iri kısmı, çalı, çırpı: Bahçenin alafını ateşe verdim. Hayvanlara yedirmek için kurutulmuş ot, mısır sapı. Hayvanların yem yediği yer. Hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, yiyeceği (Erzincan Merkez). Arpa, hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, hayvan gübresinin kurusu. Mısır sapı. Hayvan yiyeceği, yal.
AFAĞAN
Yürek oynaması, çarpıntı, helecan, tasa, iç sıkıntısı, hafakan. Nefesi kesen sürekli öksürük. Arapça kökenli hafakan: hafakan. afağannar basmak: canı sıkılmak; yerinde duramamak.
SAMİ
Hz. Nuh'un oğlu Sam'dan türediklerine inanılan beyaz ırkın, Arapça, Asurca, İbranice ve Habeşçe konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kolu. Bu kola özgü olan.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
BİNA
Yapı. Çatı. Arapça fiil çatısını konu edinen bilim veya kitap.
AMMI
Amca. Arapça kökenli amm: Amca, emmi.
AKEF
Arapça kökenli âkif: Akif.