Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ancak" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ancak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ancak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ancak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARASANCAK
ZIYPANCAK, YASTANCAK, SALLANCAK, BASTANCAK, KAYPANCAK
BULANCAK, ÜÇSANCAK, SOKANCAK, KAYANCAK, HAMANCAK, DAYANCAK, BASANCAK, BAGANCAK, ALDANCAK
ILANCAK, UTANCAK
HANCAK, DANCAK, MANCAK, YANCAK, SANCAK
ANCAK
ANCAK
"Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.
KAYPANCAK
Cilâlı, parlak şey. İçi peynirli bir çeşit tatarböreği. Kaygan. Kaygan, çok kayan (yer), kaypak.
BAGANCAK
Koyunların kaçmasını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip.
SOKANCAK
İğne.
BASANCAK
Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele. İnce ağaçtan yapılan kızak.
HAMANCAK
Hemen, şimdi.
ALDANCAK
Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz.
BASTANCAK
Küçük çocukların ayakta durabilmeleri için yapılan kafes. Bağ çubuğu dikerken delik açmaya yarayan (ayakla basılarak) ağaç.
ÜÇSANCAK
Eskiden Kars, Ardahan ve Batum sancaklarına topluca verilen ad.
BULANCAK
Genellikle bulanık akan su. Giresun iline bağlı ilçelerden biri.
YASTANCAK
Dayanacak yer.
ZIYPANCAK
Kaygan, düzgün, parlak.
KAYANCAK
Tepenin eğimli yeri: Kayancağa gittik öttük getirdik.
DAYANCAK
Destek. Güvenilecek şey.
KARASANCAK
Muhammet Peygamberin, Topkapı sarayı müzesindeki siyah renkli sancağının adı.
SALLANCAK
Salıncak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANCAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞARTI
Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık. Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler.
ÇITLATMAK
Bir şeyden "çıt" sesi çıkarmak. Bir kimseye, bilmediği bir şeyden ancak sezdirecek kadar söz etmek. Antep fıstığının kabuğunu aralamak. İş parçalarının bazı yerlerini oyup çıkarmadan makasla kesmek.
DUYGULANIM
Etkilenme, duygulanma. İstenç ve anlıktan ayrı görülen, duygusal tepkiler gösterme durumu. Bir ruh durumunun dış sebeplerle değişmesi. Tutkudan daha düzenli ancak daha güçsüz olan seçkin bir eğilim. Duyarlığın harekete geçişi.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
DÖRTTEK
Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ikişer tek küreği olan tekne.
AYÇA
Hilal. Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapılmış ay yıldızlı süs, alem.
ALEM
Bayrak. Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs, ayça. Simge.
BEYLERBEYİ
Sancak beylerinin başı.
ENTEL
Entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış (kimse). Sahte aydın.
BAYRAK
Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak. Atletizmdeki bayrak yarışında dört sporcunun elden ele geçirdiği kısa, yuvarlak sopa. Simge, sembol. Öncü. Baklagilllerde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı. Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol.
BİR
Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
DENKLEM
İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik, muadele. Bir yanında olaya giren çeşitli maddelerin formülleri, öteki yanında da tepkime sonucu oluşan yeni maddelerin formülleri bulunan eşitlik.
FAKAT
Ancak, ama, lakin.
DAR
İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Yetersiz. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Sıkıntılı. Az, elverişsiz, sınırlı. Ev.
BİREYSELLEŞTİRME
Bireysel duruma getirme. İnsanların doğal, toplumsal ve tarihsel gelişmesinden kendine özgü olan şeylerin, özelliklerin, bireysel olanın çekilip çıkarılması. Ancak ortaklaşa ve genel olarak var olan şeyi bireylere uygulama ve yayma.
DATA
Veri. Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri.
ANCA
O kadar. Ancak. Böylece, bu biçimde.
BAN
Osmanlı Devleti'nde Macaristan ve Hırvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan.
AZAP
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.