Kelimeler arşivi içinde; başında "amaç" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. amaç ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu amaç ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde amaç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AMAÇLAŞTIRMAK, AMAÇSIZCASINA
AMAÇLAŞTIRMA
AMAÇLAYARAK
AMAÇLANMAK, AMAÇSIZLIK
AMAÇLAMAK, AMAÇLANMA, AMAÇLILIK, AMAÇSIZCA
AMAÇLAMA
AMAÇLIK, AMAÇSIZ
AMAÇLI
AMAÇ
AMAÇ
Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.
AMAÇSIZCA
Amaçsız bir biçimde, amaçsızcasına.
AMAÇSIZLIK
Amaçsız olma durumu.
AMAÇSIZCASINA
Amaçsızca.
AMAÇLAŞTIRMA
Amaçlaştırmak işi.
AMAÇLAMA
Amaçlamak işi, istihdaf.
AMAÇLANMAK
Amaçlama işine konu olmak.
AMAÇLANMA
Amaçlanmak işi.
AMAÇSIZ
Amacı olmayan, gayesiz. Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş.
AMAÇLI
Amacı olan, gayeli. Bir amaca yönelik.
AMAÇLAMAK
Bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek.
AMAÇLIK
"Seni görmeğe geldim" sözündeki "görmek" bir AMAÇLIK MASTAR (Infinitif final), -e takısı AMAÇLIK TAKI ve "haberiniz olsun diye söylüyorum" cümlesinde ise "Haberiniz olsun" tümcesi bir AMAÇLIK TÜMCE (Proposition finale), "diye" bağlacı da bir AMAÇLIK BAĞLAÇ (Conjonction finale) dir.
AMAÇLILIK
Amaçlı olma durumu.
AMAÇLAŞTIRMAK
Amaç durumuna getirmek.
AMAÇLAYARAK
kasden, kasdi olarak.
Bu bölümde tanımı içerisinde AMAÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
BİRLEŞMEK
Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelmek. Kaynaşmak. Uyuşmak, aynı görüşte olmak. Buluşmak, bir araya gelmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Aynı amaç çevresinde toplanmak.
BİLEZİK
Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. Kelepçe.
AHLAKÇILIK
Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti, törelcilik, aktörecilik, moralizm.
ALPYILDIZI
Dağların çok yüksek yamaçlarında yetişen bir çiçek (Paradisia liliastrum).
BURS
Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para. Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri.
ANLAŞMAK
Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak. Sözleşmek, sözleşme imzalamak.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
BAŞKALDIRI
Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma, isyan. Bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme.
ARŞINLAMAK
Arşınla ölçmek. Amaçsız, geniş adımlarla dolaşmak.
BANKET
Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol. Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak.
BARIŞÇI
Barışsever. Barışı amaçlayan, barışı öngören.
CASUS
Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse, çaşıt, ajan.
BULMACA
Çeşitli biçimlerde düzenlenen ve düşündürerek, aratarak buldurmayı amaç edinen oyun.
BAZLAMA
Sacda pişirilmiş yuvarlak ekmek, bazlamaç. Tatlısı bol, kalın gözleme, bazlamaç.
ANLAŞMAZLIK
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.