Kelimeler arşivi içinde; sonunda "amadan" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu amadan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında amadan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde amadan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BODOSLAMADAN, KARARLAMADAN, ANSIZLAMADAN, BARANLAMADAN
ARDALAMADAN, ODUNNAMADAN
DAMDAMADAN, KORLAMADAN
CAMADAN, HAMADAN, SAMADAN
AMADAN
AMADAN
Habersiz, ansızın, birdenbire: Kardeşim amadan geliverdi. Kenarlı bakır tepsi.
DAMDAMADAN
Düşünüp, ölçüp biçmeden (söz için).
BARANLAMADAN
Ansızın: Baranlamadan geldim.
HAMADAN
Hemen, şimdi. Bakır tepsi.
ANSIZLAMADAN
Habersiz, birdenbire, ansızın.
BODOSLAMADAN
Ön taraftan, baş taraftan.
KORLAMADAN
Hesaplamadan, görmeksizin, bakmadan.
ODUNNAMADAN
Kırıcı ve kaba konuşma.
CAMADAN
Çapraz düğmeli, ipek veya sırma işlemeli bir tür kısa yelek. Dört köşe yelkenleri boğarak yüzeylerini küçültme işi.
KARARLAMADAN
Kararlama yoluyla, görmeden.
ARDALAMADAN
Arkadan arkaya, habersiz, sezdirmeden: Ardalamadan beni şahit yazmışlar.
SAMADAN
Köpek pisliği.
Bu bölümde tanımı içerisinde AMADAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAZASIZ
Kazaya uğramadan yapılan. Kazasız bir biçimde.
HASSAS
Duyum ve duyguları algılayan. Duyarlı. En küçük değerleri, incelikleri dahi algılayabilen. Çabuk etkilenen. Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan (alet).
FASIL
Bölüm, kısım, devre. Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü. Dönem, devre. Belli bir sürede yapılmış olan iş, karşılaşılan durum veya olay. Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler. Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna. Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi.
HAFIZ
Kur'an'ı bütünüyle ezbere bilen kimse. Bir şeyi anlamadan ezberleyen kimse. Koruyan, saklayan.
AHFEŞ
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.
BULMAK
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
CAMADANLI
Camadan giymiş olan.
GÜVENLİK
Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu, emniyet.
KOLAYLIKLA
Sıkıntı çekmeden, güçlüklere uğramadan, kolayca.
GÖZLEM
Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem. Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.
EZBERE
Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak. Aslını, gerçeğini anlamadan, bilmeden, düşünmeden, incelemeden.
ÇIRPIŞTIRMAK
Emek harcamadan özensiz ve üstünkörü yapmak.
BOZUK
Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.
HAZIRCI
Hazır giysi satılan (yer). Emek harcamadan her şeyi hazır olarak elde etmek isteyen (kimse). Hazır giysi satan kimse.
ESNEKLİK
Esnek olma durumu, elastikiyet. Boya veya vernik filminin, pul pul kalkmadan ve çatlamadan boyanan yüzeyin hareketlerine uyum sağlaması.
BALTABAŞ
Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.
EZBERCİ
Dersini veya herhangi bir konuyu anlamadan kelime kelime belleğinde tutan kimse.
HAFIZLIK
Hafız olma durumu. Ezbercilik, bir şeyi anlamadan öğrenme özelliği.
HEBA
Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme.
KATALİZ
Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan etkisi.