ALIŞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "alış" olan, toplam 53 adet kelime bulunmaktadır. alış ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu alış ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde alış olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

ALIŞILMAMIŞLIK, ALIŞTIRABİLMEK

13 harfli kelimeler

ALIŞILAGELMEK, ALIŞTIRABİLME, ALIŞILABİLMEK, ALIŞKANLIKLAR

12 harfli kelimeler

ALIŞILMIŞLIK, ALIŞTIRILMAK, ALIŞILAGELME, ALIŞILABİLME

11 harfli kelimeler

ALIŞTURACAH, ALIŞILMAMIŞ, ALIŞILMADIK, ALIŞIVERMEK, ALIŞTIRILIŞ, ALIŞTIRILMA, ALIŞAGELMEK, ALIŞABİLMEK

10 harfli kelimeler

ALIŞKANLIK, ALIŞKINLIK, ALIŞMIŞLIK, ALIŞTIRMAH, ALIŞIVERME, ALIŞTIRMAK, ALIŞABİLME, ALIŞAGELME, ALIŞDIRMAH, ALIŞDIRMAK, ALIŞDURMAK, ALIŞGANNIK

9 harfli kelimeler

ALIŞILMAK, ALIŞVERİŞ, ALIŞTIRMA, ALIŞTIRIŞ, ALIŞILMIŞ, ALIŞILDIK, ALIŞIKLIK

8 harfli kelimeler

ALIŞTIRI, ALIŞILMA

7 harfli kelimeler

ALIŞMIŞ, ALIŞGAN, ALIŞKIN, ALIŞMAK, ALIŞKAN, ALIŞMAH, ALIŞCIL

6 harfli kelimeler

ALIŞKI, ALIŞIK, ALIŞMA, ALIŞIN, ALIŞIH

5 harfli kelimeler

ALIŞI

4 harfli kelimeler

ALIŞ

Bazı kelimelerin anlamları

ALIŞ

Alma işi.

ALIŞILMAMIŞLIK

Alışılmamış olma durumu.

ALIŞTIRABİLMEK

Alıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ALIŞILAGELME

Alışılagelmek işi.

ALIŞILMADIK

Alışılmamış, az görülen, olağanüstü.

ALIŞTIRABİLME

Alıştırabilmek işi.

ALIŞILMAMIŞ

Nadir, bilinmeyen, az rastlanan.

ALIŞILABİLME

Alışılabilmek işi.

ALIŞTIRILIŞ

Alıştırılma işi.

ALIŞTURACAH

Odunu kolay tutuşturmak için arasına konulan çalı çırpı, yonga.

ALIŞILAGELMEK

Alışılmış olmak.

ALIŞILMIŞLIK

Alışılmış olma durumu.

ALIŞKANLIKLAR

Uzun süre içindeki yinelenmeler sonunda özdevimselleşen bilinçsiz ya da bilinçli davranışlar.

ALIŞIVERMEK

Çabucak alışmak.

ALIŞILABİLMEK

Alışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ALIŞTIRILMAK

Alıştırma işine konu olmak.

  -   -   -  

Anlamında ALIŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ALIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

AKADEMİCİ

Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.

AKŞAMCI

Akşamları içki içme alışkanlığında olan kimse. Çalışmalarını daha yoğun olarak akşam saatlerinde yapan kimse.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

AÇILIŞ

Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AKTİF

Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.

ACİBE

Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.

ALÇICI

Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.

AKSATA

Alışveriş.

AHZÜİTA

Alışveriş.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

ACUBE

Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AJANS

Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

ADAMCIL

İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).