Kelimeler arşivi içinde; başında "alış" olan, toplam 53 adet kelime bulunmaktadır. alış ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu alış ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde alış olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ALIŞILMAMIŞLIK, ALIŞTIRABİLMEK
ALIŞILAGELMEK, ALIŞTIRABİLME, ALIŞILABİLMEK, ALIŞKANLIKLAR
ALIŞILMIŞLIK, ALIŞTIRILMAK, ALIŞILAGELME, ALIŞILABİLME
ALIŞTURACAH, ALIŞILMAMIŞ, ALIŞILMADIK, ALIŞIVERMEK, ALIŞTIRILIŞ, ALIŞTIRILMA, ALIŞAGELMEK, ALIŞABİLMEK
ALIŞKANLIK, ALIŞKINLIK, ALIŞMIŞLIK, ALIŞTIRMAH, ALIŞIVERME, ALIŞTIRMAK, ALIŞABİLME, ALIŞAGELME, ALIŞDIRMAH, ALIŞDIRMAK, ALIŞDURMAK, ALIŞGANNIK
ALIŞILMAK, ALIŞVERİŞ, ALIŞTIRMA, ALIŞTIRIŞ, ALIŞILMIŞ, ALIŞILDIK, ALIŞIKLIK
ALIŞTIRI, ALIŞILMA
ALIŞMIŞ, ALIŞGAN, ALIŞKIN, ALIŞMAK, ALIŞKAN, ALIŞMAH, ALIŞCIL
ALIŞKI, ALIŞIK, ALIŞMA, ALIŞIN, ALIŞIH
ALIŞI
ALIŞ
ALIŞ
Alma işi.
ALIŞILMAMIŞLIK
Alışılmamış olma durumu.
ALIŞTIRABİLMEK
Alıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALIŞILAGELME
Alışılagelmek işi.
ALIŞILMADIK
Alışılmamış, az görülen, olağanüstü.
ALIŞTIRABİLME
Alıştırabilmek işi.
ALIŞILMAMIŞ
Nadir, bilinmeyen, az rastlanan.
ALIŞILABİLME
Alışılabilmek işi.
ALIŞTIRILIŞ
Alıştırılma işi.
ALIŞTURACAH
Odunu kolay tutuşturmak için arasına konulan çalı çırpı, yonga.
ALIŞILAGELMEK
Alışılmış olmak.
ALIŞILMIŞLIK
Alışılmış olma durumu.
ALIŞKANLIKLAR
Uzun süre içindeki yinelenmeler sonunda özdevimselleşen bilinçsiz ya da bilinçli davranışlar.
ALIŞIVERMEK
Çabucak alışmak.
ALIŞILABİLMEK
Alışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALIŞTIRILMAK
Alıştırma işine konu olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AKADEMİCİ
Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.
AKŞAMCI
Akşamları içki içme alışkanlığında olan kimse. Çalışmalarını daha yoğun olarak akşam saatlerinde yapan kimse.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.
ALÇICI
Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.
AKSATA
Alışveriş.
AHZÜİTA
Alışveriş.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ACUBE
Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ADAMCIL
İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).