Kelimeler arşivi içinde; sonunda "algıcı" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu algıcı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında algıcı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde algıcı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ALGICI
Tahsildar, alımcı.
BUZDALGICI
Kuşlar (Aves) sınıfının, dalgıç kuşları (Gaviiformes) takımının, dalgıç kuşugiller (Gaviidae) familyasından, 95-100 cm kadar uzunlukta, Amerika ve Avrupa'nın kuzeyinde yaşayan bir tür.
ÇALGICI
Çalgı çalmayı kendine meslek edinmiş kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALGICI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇOBA
Çalgıcıların topladığı para. Omuz. Çorba.
ÇALICI
Çalgıcı, saz çalan. Sivas kenti, Doğanşar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DALGIÇLIK
Dalgıcın mesleği, balık adamlık.
POÇA
Dümbelek çalan kadın çalgıcı. İpek kuşak. Kalbur. Bohça. İri delikli kalbur. Çok çeşitli renkli, ipek yazma.
UDİ
Ut çalan çalgıcı, utçu.
KINDIMCI
Çalgıcı.
KONÇERTİNA
Çalgıcı soytarı'nın kullandığı akordiyon gibi körüklü, ama biçimi altıgen ya da sekizgen olan bir çalgı.
KERİZCİ
Çalgıcı. Hile yapan oyuncu.
VURGUN
Kolayca ve haksız ele geçen kazanç. Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, âşık, meftun. Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm. Silahla yaralanmış olan. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar.
SAZENDELİK
Çalgıcılık, saz sanatçılığı.
PASA
Ardı arkası kesilmeden, durmadan, sürekli olarak. Çardak. Ekmek pazısı konulan, uzun, göz göz tahta tabla. oyundan, güreşten, çalgı çalındıktan sonra toplanan para, bahşiş. Ara vermeden, aralıksız. Ekmek pazısı dizilen ve taşınan tahta tabla. Maden ocaklarında madenlerin arasında çıkan taş, toprak ve benzerleri yabancı nesneler. Çalgıcıların düğünlerde topladıkları para, parsa. Sürekli olarak. Ekmek yapılmak üzere hazırlanan hamur topaklarının içine dizildiği dikdörtgen biçiminde tahta araç. (Senirkent Isparta; Refahiye Erzincan; Bor Niğde). Pantalon ve ceketlere ilik yapmak için kullanılan sert iplik. (Aksaray Niğde).
CALABA
Dalgıcın havayı değiştiremiyerek ağzının eğrilmesi, dilinin tutulması.
BASINÇLANMA
Dalgıcın dipten yukarı çıkarken vurgun yemesini önlemek amacıyla uymak ve beklemek zorunda olduğu çıkış zamanı, aksuna. Vurgun yiyen bir dalgıcı iyileştirmek için içine girdiği basınç odasında yapay olarak daldığı derinliğe indirme ve uymak zorunda olduğu çıkış zamanını aynen uygulama, aksuna.
ÇALGICILIK
Çalgıcının yaptığı iş.
BAŞBAĞI
Sığırların boynuzuna bağlanan kısa ip. Büyük baş hayvanların başlarına bağlanan ardıçtan eğilmiş ağaç. Çalıdan yapılan çitlerin üstünü sağlamlaştırmaya yarayan uzunca değnekler. Düğünlerde gelinlere elbise giydirilirken ve başları bağlanırken yenge hanımın çalgıcılara verdiği bahşiş. Düğünlerde gelinin yakınlarının 'başına örtü bağlanmıyor' diyerek oğlan tarafından aldıkları bahşiş. Düğünlerde oğlan tarafının verdiği ziyafet. Havlu, peşkir. İhtiyar kadınların başlarına sardıkları kalın çember. Koca, zevç.
ŞABALAMAK
Çalgıcı, bahşiş almak için, dinleyicilerden birinin önüne gelip çalmak.
ÖLÜSÜRE
Bir algıcın bir tek saymadan sonra, yeniden sayabilmesi için gerekli koşulların oluşumuna dek geçen süre.
ŞABAŞ
Düğünde, oyundan sonra davulcunun topladığı parsa. Düğünde çalgıcı ve oyuncular için toplanan para, sevinmelik. Bahşiş (Çayağzı).
TAKSİM
Parçalara bölme, bölüştürme. Bölme. Klasik Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının doğaçlama yöntemiyle yaptığı müzik. İstanbul'un önemli yerlerinden biri, taksim meydanı İstanbul'un ve Türkiye'nin en meşhur meydanlarından biridir.
APDAL
Çingene. Dilenci. Davul, zurna çalan, çalgıcı (çokça çingene). Sünnetçi. Serseri. Çingene gibi göçebe hayatı süren bir kabile. Görgüsüz. Bencil, kıskanç. Çingene, çalgıcı çingene. Alık, sersem.