Kelimeler arşivi içinde; sonunda "algı" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu algı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında algı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde algı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
İNCEÇALGI, KARAÇALGI
TAMÇALGI
TAMALGI, YATALGI
ÖNALGI
ÇALGI, DALGI, SALGI, KALGI, YALGI
ALGI
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
İNCEÇALGI
Davul ile zurnanın dışında kalan çalgılar. (Yakaköy Gelendost Isparta.
DALGI
Aymazlık.
TAMALGI
Algının belli bir konu ya da nokta üzerinde toplanması, öğrenilenin tam olarak bilincine varılması durumu. Bir kimsenin yeni öğrenilen şeyi daha önceki yaşantılarıyla bütünleştirmesi, kaynaştırması işlemi. Algıdan daha üstün ve daha karmaşık bir bilgi derecesi. Herhangi bir şeyin algılanan özelliklerinin, eskiden kazanılmış ve benzeş olan ya da onların ilgili bulunduğu bilgilere bağlanıp tam olarak anlaşılabilir duruma gelmesi.
ÖNALGI
Gelişen algı sürecinde, ayrıntıların bulanık ve daha düzenlenmemiş durumda bulunduğu başlangıç aşaması.
TAMÇALGI
Davul ile zurnadan başka müzik araçlarının da bulunduğu saz topluluğu. (Afşar Gelendost Isparta).
KARAÇALGI
İftira, leke.
ÇALGI
Müzik aleti, çalgı aleti, enstrüman. Müzik topluluğu. Çalgı çalma, müzik.
YATALGI
Tifo.
SALGI
Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde, ifraz. Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması.
KALGI
Anadolu'da dans etme anlamında kullanılır. Anadolu'da dans etmek anlamına gelir.
YALGI
Yalnız. Büyü. Büyü, sihir.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALGI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALGILANMA
Algılanmak işi.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
ARMONİKA
Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik. Akordiyon.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ARP
Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
ALGILAYICILIK
Algılayıcı olma durumu.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
BALALAYKA
Üç köşeli, üç teli olan Rus çalgısı.
ALGILATMAK
Algılama işini birine yaptırmak, idrak ettirmek.
ALGILAMA
Algılamak işi, idrak, idrak etme.
BANDO
Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genel olarak geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı, mızıka. Takım, topluluk.
ALGILANMAK
Algılama işine konu olmak, idrak edilmek.
BALGAM
Solunum organlarının salgıladığı, ağızdan dışarı atılan sümüksü madde.
AFYONLU
İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.
ANDROPOZ
Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.
ALGILATMA
Algılatmak işi.
AKORT
Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılmış olan ayar, düzen. Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi. Uyum, uyumluluk.
ALGILAYICI
Algı yetisi olan (kimse). Dedektör.