Kelimeler arşivi içinde; başında "algı" olan, toplam 36 adet kelime bulunmaktadır. algı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu algı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde algı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ALGILANABİLİRLİK
ALGILAYABİLMEK, ALGILAYIVERMEK, ALGILANABİLMEK, ALGILATABİLMEK
ALGILAYIVERME, ALGILAYICILIK, ALGILAYABİLME, ALGILANABİLİR, ALGILANABİLME, ALGILATTIRMAK, ALGILATABİLME
ALGILAŞTIRMA, ALGILATTIRMA, ALGILATILMAK, ALGINLAŞNIAK
ALGILATILMA, ALGILANAMAZ
ALGILANMAK, ALGILATMAK, ALGINCILIK, ALGILAYICI
ALGILANMA, ALGILATMA, ALGILANIŞ, ALGILAMAK, ALGILAYIŞ
ALGIAĞZI, ALGINLIK, ALGILAMA
ALGISIZ
ALGICI
ALGIN, ALGIÇ, ALGIŞ
ALGI
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
ALGILAYIVERMEK
Çabucak algılamak.
ALGILANABİLME
Algılanabilmek işi.
ALGILATABİLMEK
Algılatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALGILANABİLİR
Duyular yardımıyla varlığı anlaşılabilir olan.
ALGILANABİLİRLİK
Algılanabilir olma durumu.
ALGILANABİLMEK
Algılanma olasılığı bulunmak.
ALGILAYICILIK
Algılayıcı olma durumu.
ALGILAYABİLME
Algılayabilmek işi.
ALGILATTIRMAK
Algılatma işini yaptırmak.
ALGILATTIRMA
Algılattırmak işi.
ALGILATILMAK
Algılatma işine konu olmak.
ALGILATABİLME
Algılatabilmek işi.
ALGILAYABİLMEK
Algılama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALGILAYIVERME
Algılayıvermek durumu.
ALGILAŞTIRMA
Duyumsal öğeleri anlamlı yeni bir bütün olarak örgütleme ya da eski bir algıya yeni bir anlam verme.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALGI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALGILAMA
Algılamak işi, idrak, idrak etme.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
ALGILATMA
Algılatmak işi.
ANDROPOZ
Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.
ARMONİKA
Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik. Akordiyon.
AKORT
Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılmış olan ayar, düzen. Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi. Uyum, uyumluluk.
ALGILAYICI
Algı yetisi olan (kimse). Dedektör.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
ALGILANMA
Algılanmak işi.
BALALAYKA
Üç köşeli, üç teli olan Rus çalgısı.
ARP
Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı.
BALGAM
Solunum organlarının salgıladığı, ağızdan dışarı atılan sümüksü madde.
ALGILANMAK
Algılama işine konu olmak, idrak edilmek.
BANDO
Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genel olarak geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı, mızıka. Takım, topluluk.
ALGILATMAK
Algılama işini birine yaptırmak, idrak ettirmek.
BARİTON
Tenor ve bas arasındaki erkek sesi. Basso ile alto arasında ses veren, pistonlu bir ağız çalgısı türü.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
AFYONLU
İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.