Kelimeler arşivi içinde; başında "alak" olan, toplam 63 adet kelime bulunmaktadır. alak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu alak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde alak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ALAKALANDIRMAK, ALAKASIZCASINA
ALAKALANDIRMA
ALAKADARLIK, ALAKASIZLIK, ALAKALANMAK
ALAKLAŞMAK, ALAKTIRICI, ALAKTIRMAK, ALAKALANMA, ALAKASIZCA
ALAKİŞTİK, ALAKLAMAK, ALAKEÇİLİ, ALAKTİREK, ALAKUDURU
ALAKARAN, ALAKİŞİK, ALAKİMEK, ALAKABAK, ALAKITAY, ALAKIRIK, ALAKOÇLU, ALAKONAK, ALAKORUK, ALAKEPİR, ALAKOYUN, ALAKABIŞ, ALAKRİMA, ALAKADAR, ALAKUŞAK, ALAKAKAÇ, ALAKAMIŞ, ALAKASIZ, ALAKARLI, ALAKARGA
ALAKOVA, ALAKURU, ALAKMAK, ALAKURT, ALAKUZU, ALAKESE, ALAKİSE, ALAKADI, ALAKALI, ALAKANT, ALAKEYF, ALAKARA, ALAKESA, ALAKENT, ALAKART, ALAKEÇİ, ALAKEÇE, ALAKAYA
ALAKIZ, ALAKUŞ, ALAKÖY, ALAKOK, ALAKIR, ALAKOÇ, ALAKIŞ
ALAKA
ALAK
ALAK
Bataklık yer. Köşk. Bağ, bahçe kulübesi. Sığır konulan, üstü açık kenarı çitle çevrili yer. İniş yerlerde kızağın hızım kesmek için önüne bağlanan ağaç. At eğeri. Oyunlarda aynı taraftaki eş, bir guruba katılan kimse: Bizim alak nereye gitti. Şaşkın, sersem, alık (bakış): Alak alak, ne bakıyorsun?. Kızana gelmiş köpek. Karışık tüylü. Çiftleşmek isteyen dişi köpek.
ALAKALANDIRMAK
İlgilendirmek.
ALAKASIZLIK
İlgisizlik.
ALAKTIRICI
Ortalığı birbirine katan, ara bozucu.
ALAKALANMA
Alakalanmak işi, ilgilenme.
ALAKEÇİLİ
İzmir şehri, Beydağ belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ALAKTİREK
Elektrik.
ALAKADARLIK
İlgililik.
ALAKALANDIRMA
İlgilendirme.
ALAKLAŞMAK
Yüzük oyununda eşler aralarında ad çekişmek.
ALAKTIRMAK
Dedikoduyla ortalığı karıştırmak, ara bozmak. Döküp saçmak, dağıtmak.
ALAKASIZCASINA
İlgisizce.
ALAKLAMAK
Acele etmek. Çalmak, aşırmak: Elmaları hemen alaklamışlar. Karıştırmak, dağıtmak: Çocuklar her tarafı alakladılar.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
ALAKİŞTİK
Alaca renkli kedi.
ALAKASIZCA
İlgisizce.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DANGALAKLIK
Dangalak olma durumu. Dangalakça davranış.
FALAKALI
Falakası olan.
ÇEŞME
Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
ASALAKLIK
Asalak olma durumu, parazitlik.
ÇAMGİLLER
Kozalaklılardan, iğne gibi ince ve uzun yapraklarını yaz kış dökmeyen, tohumları çıplak olarak kozalak pulları üzerinde bulunan, çam, köknar, ladin vb. bitki türlerini içine alan reçineli ağaçlar familyası.
DALKAVUKLUK
Dalkavukça davranış, kemik yalayıcılık, çanak yalayıcılık, yağcılık, yalakalık, yalpaklık, yaltakçılık, yaltaklanma, yaltaklık, tabasbus, huluskârlık.
BİT
Yarım kanatlılar alt takımına giren, insan ve memeli hayvanların vücudunda asalak olarak yaşayan böcek, kehle (Pediculus).
DALKAVUK
Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.
İLGİ
İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk, aidiyet. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma. Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
FALAKACI
Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.
İLGİLENDİRME
İlgilendirmek işi, alakalandırma.
ASALAKLAŞMAK
Asalak duruma gelmek.
DİNGİL
Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil, eksen, aks. Aptal, salak. Kaba saba.
ARIZALI
Aksayan, işlemeyen, bozulmuş (araç vb.). Engebeli. Yarım yamalak.
AĞRIMA
Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.
EKTİ
Her yiyeceği canı çeken. Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk. Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen (kuzu). Arsız, yüzsüz, görgüsüz. Cimri. Asalak.
ASALAKLAŞMA
Asalaklaşmak durumu.
FALAKASIZ
Falakası olmayan.
ÇİZİCİ
Tarlada haşhaş kozalaklarını afyon almak için çizen kimse.