Kelimeler arşivi içinde; sonunda "akıt" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu akıt ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında akıt olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde akıt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
CENİNİSAKIT
AKARYAKIT
GAZYAKIT, YAĞYAKIT
BIRAKIT, BAYAKIT
NAAKIT
SAKIT, YAKIT, BAKIT, ÇAKIT, KAKIT, VAKIT, ZAKIT
AKIT
AKIT
Sidik. Çoğu kaynatmak suretiyle akideleşmiş şeker, pekmez, koyu pekmez. Salça. Taş kemer, kubbemsi taş tavan: Tavanları akıt evler soğuk olur.
AKARYAKIT
Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt.
SAKIT
Düşen, düşmüş. Hükmü kalmamış, eski önemini yitirmiş. Düşük.
CENİNİSAKIT
Düşük.
YAĞYAKIT
Taşyağın (petrolün) damıtılmasında çıkan, kaynama ve parlama noktaları yüksek hidrokarbonlar kesimi. Yakıt olarak kullanılabilecek özellikteki yağ.
KAKIT
Zayıf, kuru, ince.
BAKIT
Bir tepede çevresinin en iyi görülebildiği yüksek yer, gözetleme yeri.
BIRAKIT
Miras.
VAKIT
Güç: Hiç vakti yok ayağa bile gahamıyo. Varlık, varsıllık: Eskiden eyi vakti varidi, son zamanlarda züğürtledi. Vakit.
BAYAKIT
Demin, az önce, şimdi.
GAZYAKIT
Gaz durumunda olan yakıt.
ZAKIT
Övendirenin ucuna çakılan çivi.
ÇAKIT
Verimsiz toprak. Eski, hurda.
YAKIT
Doğal gaz, mazot gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde. Enerji ve ısı ortaya çıkaran yanıcı madde.
NAAKIT
Ne zaman?.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİZEL
Sıkıştırılmış hava içine püskürtülen yakıtla çalışan motor.
AKITMALI
Alnında akıtması olan (hayvan).
BENZOL
Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt.
BUJİ
Patlamalı motorlarda yakıtı tutuşturmaya yarayan araç.
BENZİNCİ
Akaryakıt satılan yer. Akaryakıt satan kimse.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
DAMLALIK
Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç. Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar. Bulaşık teknesinin yanına konulan ve yıkanmış kap kacağın sularını tekneye akıtan oluklu bölüm.
ÇÖRTEN
Dam çevresindeki yağmur sularını oluklardan alıp duvar temelinden uzağa akıtan, saçak kenarlarından dışarı doğru uzanmış ağaç oluk.
AKARYAKITÇI
Akaryakıt satan kimse.
ARK
İçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılmış olan açık oluk, arık, dren, karık.
BÜTAN
Metal bidonlar içinde az bir basınç altında sıvılaşan, yakıt olarak yararlanılan HC formülündeki hidrokarbür gazı.
ÇALPARA
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber). Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
AKARYAKITÇILIK
Akaryakıtçının yaptığı iş.
DAMLAMAK
Damla durumunda tane tane düşmek. İçindekini damla damla akıtmak. Bir yere çağrılmadan, çekinmeden gitmek, çıkagelmek.
DAMLATMAK
Damla damla akıtmak. Damıtmak.
AKAÇLAMAK
Bir yerde birikmiş suları akıtmak. Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BİTÜM
Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.