AKİLE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "akile" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. akile ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu akile ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde akile olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

AKİLE

Akıllı, zeki, anlayışlı. Ergenlik yaşına varmış olan kimse.

  -   -   -  

Anlamında AKİLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AKİLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİLİNÇALTI

Bilinç dışı olmakla birlikte, dilendiğinde kapsamındakilerin bilince çağrılabildiği zihin bölgesi, şuuraltı, tahteşşuur.

LASER

İzgenin görünür ışık ya da buna yakın bölümünde çalışan, dalga uzunlukları mikronla ölçülen, güçlü, son kertede yöneltilebilir, tek renkli ve bağdaşık bir ışık demeti oluşturan, bu özelliklerinden dolayı işleyimde ve ırakiletişimde kullanılan bir maser, yani optik maser. (Laser sözcüğü light amplification by stimulated emission of radiation = uyarılmış ışınım yayınıyla ışık güçlendirme sözcüklerinin ilk harflerinden türetilmiştir).

INTELSAT

Uluslararası Irakiletişim Konsorsiyumu. Bu örgütün uzaya gönderdiği ırakiletişim uydularının genel adı.

BİLMEZCİLİK

Bilmez gibi davranıp başkasının ağzından söz almak için, oyun kişilerinden birinin, bildiği bir şeyi bilmiyormuş gibi göstermesi. Oyundakilerden birinin, bildiği bir şeyi bilmiyormuş gibi davranması. Bilmez gibi davranıp söz almak.

BAZİLİKA

İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise. Kral sarayı. Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi.

POLİTİKA

Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü, siyaset, siyasa. Davranış biçimi, düşünce yapısı. Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme.

AHLAF

Bizden sonrakiler, eslaf karşıtı.

BELLEŞ

Tanıdık, bildik: Burdakilerin hepsi belleş.

POTKAL

Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe.

AYTAMLİK

Bir düşünceyi, bir sorunu karşısındakilere dil uzluğu ile açıklama sanatı ya da işi.

İÇERDEKİLER

Çalışmakta olan ve bu nedenle ücret pazarlıklarını doğrudan etkileyen işgücü. karşılığı dışardakiler, içerdekiler-dışardakiler kuramı, yedek işsizler ordusu. Bir firmadaki karar verme konumunda bulunan üst düzeydeki yöneticiler ve iç paydaşlar.

ÇETE

Yasa dışı işler yapmak veya etrafındakileri korkutmak amacıyla bir araya gelmiş topluluk. Ordu birliklerinden olmayan silahlı küçük birlik.

EVLAT

Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk. Soy, döl. Yaşlı kimselerin çocukları yaşındakilere kullandıkları bir seslenme sözü.

DÖRMEK

Yaramazlık yapmak, etrafındakileri rahatsız etmek. Dolaşıp durmak. Toplamak, devşirmek: Ortalığı dördüm. Domuz burnu ile yeri kazımak. Tavuk yeri eşelemek. Biçmek: Ekin dördüm. Karıştırmak.

ŞEREFLENDİRMEK

Kendisine saygı duyulan bir kimse, bir yere gelerek oradakileri mutlu etmek, onurlandırmak.

İÇERLEG

Yanındakilerden daha içerde, daha geride olan: Bizim ev biraz içerlegtir.

BURADAKİNAR

Buradakiler.

İÇERLEK

Yanındakilerden daha içeride, daha geride bulunan. İçine çökmüş, derinde olan.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

ONURLANDIRMAK

Kendisine saygı duyulan bir kimse, bir yere gelerek oradakileri mutlu etmek, onur kazandırmak, onurunu artırmak, şereflendirmek, şeref vermek.