Kelimeler arşivi içinde; başında "akan" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. akan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu akan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde akan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AKANTOSEFALOZİS, AKANTAMEBİYOZİS
AKANTOSİTOZİS, AKANTOSEFALÖZ, AKANTOSEFALOZ, AKANTOSEFALAN, AKANTOKERATOZ
AKANTOSEFAL, AKANTOMETRA, AKANTOLİZİS
AKANYILDIZ
AKANTOLİZ, AKANTOZİS, AKANTOTİK, AKANTOSİT, AKANTELLA
AKANTOİD
AKANTOM, AKANTOR, AKANTAŞ, AKANTOZ
AKANTO, AKANAK, AKANSU, AKANER, AKANDA, AKANCA, AKANAY
AKAN
Ekin yığınlarını yağmurdan korumak için yığının üst tarafına yapılan hilâl şeklindeki cetvel. Bakayım, göreyim anlamında: Mehmet gel akan!. Irmak, dere, çay, küçük akarsu. Çeşme, pınar, kaynak, su oluğu. Bir yerden bir yere doğru akan, giden. Çeşme, pınar.
AKANTOZİS
Epidermisin dikensi tabakasının hücrelerinin hacim veya sayıca artışı sonucu oluşan deri kalınlaşması, hiperakantozis.
AKANTOSEFAL
Dikensi başlı kurtlar.
AKANTOSEFALAN
Başları dikenli solucanlar.
AKANTOLİZİS
Derinin dikensi tabakasındaki kerationositlerin birbirinden ayrılması. Epidermisin içinde yarıklar ve içi sıvı dolu keseciklerin oluşmasına neden olur.
AKANTOSEFALOZ
Dikensi başlı kurt hastalığı.
AKANTOSEFALÖZ
Başları dikenli solucanlar şubesindeki türlerin neden olduğu veya başları dikenli solucanlar şubesindeki türlere ait.
AKANTOMETRA
Kök ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının ışınlılar (Radiolaria) takımından, bazı türleri ışınsal uzanan eşit boyda iskelet iğnelerine sahip türleri olan bir cins. (Acanthometra), Kök-ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının ışınlılar (Radiolaria) takımından birgözeli cinsi. türü ışınsal uzanan eşit boyda iskelet iğnelerine sahiptir.
AKANTOSİTOZİS
Kanda akantositlerin varlığı. Abetalipoproteinemi.
AKANTOLİZ
Epidermisteki keratinositler arasındaki hücreler arası bağlantının parçalanması ve genellikle veziküllerin oluşması, malpighi tabakası atrofisi.
AKANTOSİT
Üzerinde düzensiz, sayısı 5-10 arasında değişen sitoplazmik çıkıntılar içeren, yıldız görünümlü, alyuvar. Köpeklerde, karaciğer hastalıkları, beslenme bozuklukları, hemanjiyosarkom ve abetalipoproteinemi gibi nedenlerle oluşur.
AKANTAMEBİYOZİS
Acanthamoeba cinsindeki türlerin neden olduğu enfeksiyon. Hastalıkta görülen en yaygın belirtiler granülomatoz amebik ensefalitis ve Acanthamoeba keratitisdir.
AKANYILDIZ
Güneş dizgesine bağlı, kesin yörüngeleri bulunmayan ve bu nedenle havayuvarının üst katmanlarına girince ateş külçesi durumuna dönüşen küçük gökcismi. Yer'in havayuvarına girince sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen meteor. Güneş sistemi içinde hareket ederken dünya atmosferinin üst katmanlarına girip sürtünme sonucu ateş külçesi durumuna dönüşen küçük nesne.
AKANTOSEFALOZİS
Başları dikenli solucanlar şubesindeki türlerin omurgalılarda neden olduğu bağırsak enfeksiyonu.
AKANTOKERATOZ
Akantokeratodermi.
AKANTOTİK
Akantozisle ilgili, akantozise ait olan. Akantozis gösteren, akantozisle belirgin.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKAN
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
ASLANAĞZI
Sıracagillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki, danaburnu. Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan aslan biçiminde süs taşı.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
ARDİYECİ
Ardiye işleten kimse. Ardiyeye bakan kimse.
BAŞVEKİLLİK
Başbakanlık.
BAKANLIK
Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bu kuruluşların bulunduğu yer.
ANTREPOCU
Antrepo işleten kimse. Antrepoya bakan kimse.
AĞMA
Ağmak işi. Akan yıldız.
BENT
Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.
BAŞDANIŞMAN
Genellikle cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlıklarda görevlendirilen, alanlarında uzmanlaşmış, tanınmış ve ehliyetli kimse, başmüşavir.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
AMBARCI
Ambara bakan görevli, ambar memuru.
BAŞBAKAN
Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı, başvekil.
ALEMCİ
Camilerin kubbelerine, minarelerine alem yapan veya takan kimse.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
BAŞVEKİL
Başbakan.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
AYÇİÇEĞİ
Birleşikgillerden, sarı renkli çiçeği çok iri olan, yurdumuzda çok yetiştirilen bir bitki, günçiçeği, günebakan, gündöndü, günâşık (Helianthus annuus). Bu bitkinin yağ çıkarılan ve çerez olarak da yenilen tohumu.
BAŞBAKANLIK
Başbakan olma durumu, başvekâlet. Başbakan ve görevlilerinin çalıştığı daire, başvekâlet. Başbakanın yaptığı iş, başvekâlet.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.