Sonu AGEL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "agel" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu agel ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında agel olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde agel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

AGEL

Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.

ZAGEL

Bağ, bahçe, tarla işlerinde kullanılan küçük kazma. Kış bitimiyle bahar arasında yeşeren bitkiler.

VARAGEL

Bir hat üstünde gidip gelen taşıt.

  -   -   -  

Anlamında AGEL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AGEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALVEOLATA

Morfolojik benzerliklerinden dolayı siliata, koksidiya ve dinoflagellatalardan oluşan sınıflandırma.

ORİJİNALİTE

Özgünlük. Alışılagelenden değişik, şaşırtıcı nitelikte olma durumu.

ANILAGELME

Anılagelmek durumu.

ORİJİNAL

Özgün. Fabrikası tarafından yapılan, taklit olmayan (araç ve gereç). Otantik. Alışılagelenden daha değişik, şaşırtıcı nitelikte olan.

DAMLAMAK

Damla durumunda tane tane düşmek. İçindekini damla damla akıtmak. Bir yere çağrılmadan, çekinmeden gitmek, çıkagelmek.

TEAMÜL

Bir yerde öteden beri olagelen davranış. Tepkime. İş, davranış.

AMFİTRİK

Bakterinin her iki ucunda bir veye birkaç flagellumun bulunması, amfitriköz, bipolar politrik.

NORMAL

Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun. Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum. Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme.

AYRIKSI

Alışılagelmiş töre ve davranışlara aykırı olan, eksantrik. Başka, bambaşka, apayrı, eksantrik.

SÖKMEK

Bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak ya da gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak. Rüzgâr, sel, akarsu, bir şeyi yerinden çıkarmak, götürmek. Geçmek, etki yapmak. Geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak. Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek. Okuyabilme becerisini kazanmak. Balgam vb.nin çıkması, akması kolaylaşmak. Örülmüş, dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak. Karışık bir yazıyı okumak. Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak. Gelmeye başlamak veya çıkagelmek.

ALIŞILAGELME

Alışılagelmek işi.

BASKIN

Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı.

ALIŞAGELME

Alışagelmek işi.

OLAĞAN

Sık sık olan, olagelen, doğal, tabii, olmadık karşıtı. Alışılmış olan, normal.

BERMUTAT

Alışılagelen biçimde, her zaman olduğu gibi.

ÇIKAGELME

Çıkagelmek işi.

AMFİTRİŞ

Bakterinin her iki ucunda da flagellum demetinin bulunması.

RUTİN

Sıradanlık, çeşitlilik göstermeyen, alışılagelmiş düzen içinde yapılan. Yapılması alışkanlık hâline gelmiş iş.

GALATIMEŞHUR

Yaygınlaştığı için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen söz, deyim, terim, yaygın yanlış.

OLAGELME

Olagelmek işi veya durumu.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük