Kelimeler arşivi içinde; sonunda "abar" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. Sonu abar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında abar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde abar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARAKABAR, GARAĞABAR
BADRABAR, KILKABAR, GÜLBABAR
BİRABAR, BİLABAR, BERABAR, BARABAR, SİNABAR
CABAR, DABAR, GABAR, HABAR, KABAR, SABAR, TABAR, YABAR
ABAR
ABAR
Şaşma ve korku ünlemi.
DABAR
Havuzcuk. (Yunuslar Burhaniye Balıkesir).
GARAĞABAR
Yalınayak gezen çocukların ayağında ya da el içinde çıkan bir çeşit çıban.
CABAR
Çingene. Bebeklikten çıkmış çocuk.
KARAKABAR
Taş ve benzerleri sert cisimlerin çarpmasından ya da batmasından ayak altında olan şişlik. El, ayak ve yüzde çıkan sulu bir çıban. Ayak ya da el parmaklarında çıkan, bir çeşit çıban.
GÜLBABAR
Altın parlatma tozu. (Bursa).
BARABAR
Birlikte. Birlikte, ile. Beraber, bk. bereber. Beraber. Beraber, karşılığı berabar. Beraber, bk. bârabar.
BERABAR
Beraber, karşılığı barabar.
KILKABAR
Çoğu zaman parmak uçlarında görülen, ağrısı çok şiddetli bir çeşit kabarık yara.
BİRABAR
Beraber.
BADRABAR
Hain, kötü insan.
SİNABAR
Formülü HgS olan, kırmızı renkli ,civa(II) nin doğal bir sülfürü.
BİLABAR
Beraber. Beraber, bk. bilevar.
GABAR
Demet yapan adam. Kabar.
HABAR
Haber. Küfür. Haber, bk. habar.
KABAR
Yanık, kabarmış yara. Su kabarcığı. Süs eşyası.
Bu bölümde tanımı içerisinde ABAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABARTMASIZ
Abartısız.
BİNDALLI
Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş giysi veya örtü.
ABARTISIZLIK
Abartısız olma durumu.
ABARTMACILIK
Abartıcılık.
ABARTMACI
Abartıcı.
BERJER
Arkası kabarık ve yüksek, oturacak yeri geniş koltuk.
ABARTMALI
Abartılı.
ARTİST
Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse, sanatçı, sanatkâr. Eğlence yerlerinde gösteri yapan kimse. Olduğundan başka türlü görünen, yapmacık ve abartılı davranan kimse.
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
ABARTILMAK
Abartma işine konu olmak.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
BAROK
MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.
ABARTMA
Abartmak işi.
ABARTIŞ
Abartma durumu.
ABARTILMA
Abartılmak işi.
ABARTICI
Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.
ABARTICILIK
Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
AZMAK
Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.