Sonu ZİYAN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ziyan" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ziyan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ziyan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ziyan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ZİYAN

Zarar.

ERZİYAN

Anason.

  -   -   -  

Anlamında ZİYAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZİYAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANDUZ

Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba. Kırda yetişen bir çeşit ot ki nezleye karşı kökü toz haline getirilip buruna çekilir. Genelev. Kökü ilâç olarak kullanılan bir bitki, raziyane.

HESERET

Arapça kökenli hasâret: hasar; zarar-ziyan.

HÜSRAN

Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı, batkı. Zarar, ziyan.

MUHATARA

Korku verici durum, tehlike. Zarar, ziyan.

EKMEK

Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Serpmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Yemek, aş. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Yarışta geçmek. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Toprağı ekip biçmek için kullanmak.

HINGIZINGINDA

Olsa olsa, en son derecede: Hıngızıngında 16 guruş pul parası ziyan ederim. Bir işin başlayacağı ya da sona ereceği an: iş hıngızıngında iken geldim.

ANDAL

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).

ZİYANKARLIK

Ziyankâr olma durumu.

AVAYIT

Hediye, armağan. Hizmet karşılığı ödenen bedel. Zarar, ziyan yapan hayvanların sahiplerinden, köy korucusunun aldığı para. Düğüne davet için başka köyleri dolaşan kendisine okuyucu denen kimseye verilen bahşiş. Gelin olacak kız için istenen para, başlık. Bahşiş olarak verilen yiyecek.

ZARAR

Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

HEDER

Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma.

ZARARSIZ

Zarar vermeyen, zararı dokunmayan, dokuncasız, ziyansız. Oldukça iyi, ziyansız.

ÇARÇUR

"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.

ÇALMAK

Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.