Kelimeler arşivi içinde; başında "vari" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. vari ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu vari ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde vari olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
VARİKOZİTELER
VARİSEKTOMİ
VARİKOSİTE
VARİKÖZİS, VARİYETLİ, VARİMİSSE, VARİKOSEL, VARİDATLİ, VARİDATÇI
VARİKOİT, VARİSSİZ, VARİYETE
VARİKÖZ, VARİSLİ, VARİYET, VARİDAT
VARİDE, VARİKS
VARİK, VARİL, VARİS, VARİT
VARİ
VARİ
Maymunlar (Primates) takımının, makigiller (Lemuridae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, 50 cm kadar kuyruğu olan, kara, beyaz ya da kanşık renkli, Madagaskar'da yaşayan bir tür. (Lemur variegatus) Maymunlar (Primates) takımının makigiller (Lemuridae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 50, kuyruğu 50 cm. Kara, beyaz ya da karışık renklidir. Madagaskarda yaşar.
VARİKOSEL
Spermatik kordon toplardamarlarının skrotumu şişirecek ve ağrıya neden olacak biçimde genişleme göstermesi, sirsosel. Kesit yüzlerinde büyük organize tabakalı trombozlara rastlanır. Ara sıra aygırlarda, ender olarak boğalarda; koçlarda ise yaklaşık % 1-2 oranında, yaşla birlikte artan sıklıkta dikkati çeker. Dişilerde döl yatağı ligamentlerinin etrafındaki toplardamarların kıvrıntılar gösterecek tarzda genişlemesi.
VARİSSİZ
Varisi olmayan.
VARİDATÇI
Devletin gelir işlerini yürüten görevli.
VARİSLİ
Varis rahatsızlığı olan kişi. Vârisi olan.
VARİKÖZ
Varise ait olan veya onun özelliklerini gösteren.
VARİKOZİTELER
Postgangliyonik miyelinsiz sinir liflerinin efektör hücrelerle kavşak yapan uç kısımlarında tespih dizisine benzer biçimde sıralanmış düğümler.
VARİYETLİ
Zengin.
VARİKOSİTE
Flebektazi. Varis. Varisten etkilenmiş toplardamar.
VARİKÖZİS
Flebektazi.
VARİMİSSE
Var idiyse.
VARİYETE
Ait olduğu türden çok ufak farklarla ayrılan birey, ait olduğu belirli bir grup organizmadan görev ve yapı karakterleri bakımından ayrılan bir organizma. Ait olduğu türden çok ufak farklarla ayrılan birey; ait olduğu belirli bir grup organizmadan görev ve yapı karakterleri bakımından ayrılan bir organizma.
VARİDATLİ
Çok gelirli; müreffeh.
VARİYET
Varlık, zenginlik.
VARİKOİT
Varise benzeyen.
VARİSEKTOMİ
Varisin operasyonla çıkarılması.
Bu bölümde tanımı içerisinde VARİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATLI
Atı olan. Ata binmiş kimse, süvari. Binek atı kullanan (asker veya asker sınıfı).
ORDUBOZAN
Oyunbozan. Arabozan. Varis.
APOTR
Yardımcı, koruyucu, havari.
YOKSUL
Geçinmekte çok sıkıntı çeken (kimse, toplum, ülke), yoksuz, varlıksız, variyetsiz, fakir, fukara, zengin, varsıl karşıtı. İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan, yetersiz.
ÇARKACI
Osmanlı ordusunda öncü süvari birliğinde görevli asker.
SÜVARİLİK
Süvari olma durumu. Pantolonun dizine ve arkasına konulan parça.
YUSUFÇUK
Dağlık ve ormanlık bölgelerde yaşayan, güvercine benzeyen, ondan daha küçük bir kuş (Turtur auritus). Parlak renkli, iri kanatlı, büyük kız böceği (Libellula variegata).
HAVARİLİK
Havari olma durumu.
GELİR
Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat. Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.
VARLIK
Var olma durumu, mevcudiyet. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Var olan her şey. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Önemli, yararlı, değerli şey. Ömür, hayat.
CERİDE
Gazete. Tutanak, kayıt defteri. Süvari kolu.
BASUR
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit.
AKVARYUMCU
Akvaryum işiyle uğraşan kimse, akvarist. Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse, akvarist.
LEJYON
Eski Romalılarda piyade ve süvarinin oluşturduğu askerî birlik. Fransa'da genel olarak yabancılardan kurulu, birkaç takımdan oluşan piyade birliği.
SUBAŞI
Şehirlerin güvenlik işlerine bakan görevlilerin başı. Osmanlılarda kapıkulu süvarileri arasından, savaş zamanı güvenlik işlerine bakmak, barış zamanı da vergi toplamak işleri için ayrılan kimse. Rumeli'de çiftlik kâhyası. Acemi ocaklarında küçük aşamalı subay.
BASMAKALIP
Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan, harcıâlem, klişe. Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan bir biçimde, sloganvari.
KUDAS
Hz. İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, Hristiyanların kilisede bir kap içinde ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları tören, liturya.
YOKSULLUK
Yoksul olma durumu, yoksuzluk, variyetsizlik, sefillik, sefalet, fakirlik. Verimsizlik, yetersizlik.
ÇIRÇIL
Gemilere fıçı, varil vb. yükü yükleme, boşaltma sırasında kullanılan iki tarafı kancalı sapan.
BOMBA
Canlı ya da cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah. Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren. Büyük fıçı veya varil. Çekiciliği olan çok güzel kadın veya kız. Uyuşturucu hap.