Kelimeler arşivi içinde; başında "uğur" olan, toplam 67 adet kelime bulunmaktadır. uğur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu uğur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uğur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
UĞURLANABİLMEK, UĞURLAYABİLMEK
UĞURLANABİLME, UĞURBÖCEKLERİ, UĞURLAYABİLME
UĞURLUPINAR, UĞURLAYINCA
UĞURSUZLUK, UĞURLUÖREN, UĞURLUGÜME, UĞURBÖCEĞİ, UĞURLANMAK, UĞURLATMAK, UĞURÇAYIRI, UĞURLUALAN
UĞURLANMA, UĞURLUBAĞ, UĞURLAYIN, UĞURLAYIŞ, UĞURLUBAY, UĞURLUBEY, UĞURLUDAĞ, UĞURSAMAK, UĞURVEREN, UĞURLAMAK, UĞURLANIŞ, UĞURCALIK, UĞURGELDİ
UĞURDALI, UĞURSAMA, UĞURLUCA, UĞURAÇAN, UĞURTAŞI, UĞURTEPE, UĞURLAMA
UĞURTAN, UĞURTAŞ, UĞURSUZ, UĞURMAK, UĞURSOY, UĞURSER, UĞURTAY, UĞURSEL, UĞURSAY, UĞURSAN, UĞURSAL, UĞURSAK, UĞUROVA, UĞURALP, UĞURATA, UĞURLAR, UĞURLUK, UĞURKÖY, UĞURKAN, UĞURCAN, UĞURCUK, UĞURHAN
UĞURRU, UĞURUN, UĞUREL, UĞURLU, UĞURCA, UĞURAY, UĞURAL, UĞUROL
UĞURA
UĞUR
UĞUR
Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti ya da bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı. Hedef, amaç, erek, gaye, yol. İyi nitelik, meymenet, kadem. Talih, şans. Ön veya yan. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey.
UĞURLANABİLMEK
Uğurlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UĞURLATMAK
Çaldırmak, hırsızlatmak.
UĞURLUÖREN
Tokat ilinde, Zile ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
UĞURLANMAK
Uğurlama işi yapılmak.
UĞURSUZLUK
Bazı olaylarda görülen ve insana kötülük getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan güç, kademsizlik, meymenetsizlik, nuhuset, şeamet, şomluk.
UĞURBÖCEKLERİ
Yarımküre biçiminde, güzel renkli, küçük vücutlu olup, hem etçil, hem otçul türleri bulunan kınkanatlılar familyası; gelinböcekleri, hanımböcekleri, kadınböcekleri.
UĞURBÖCEĞİ
Yaprak bitlerine düşkünlüğü dolayısıyle tarım yönünden yararlı sayılan ve kırmızı kanatları üzerinde yedi siyah beneği olan ufak kınkanatlı.
UĞURLUALAN
Bolu ili, Mudurnu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
UĞURLAYABİLMEK
Uğurlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
UĞURLAYABİLME
Uğurlayabilmek işi.
UĞURÇAYIRI
Ankara ilinde, Ayaş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
UĞURLUPINAR
Bursa kenti, Söğütalan nahiyesine bağlı bir bölge.
UĞURLANABİLME
Uğurlanabilmek işi.
UĞURLUGÜME
Kütahya şehri, Şaphane belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
UĞURLAYINCA
Gizlice, gizli gizli.
Bu bölümde tanımı içerisinde UĞUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖNDERİ
Bir yerden bir yere özellikle posta ile gönderilen paket, telgraf, mektup vb. Yolcu etme, uğurlama.
KURUTMAK
Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek. Bitki canlılığını yitirmek. Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak. Uğursuzluk getirmek, yok etmek. Cılız duruma getirmek, zayıflatmak. Yiyecek ve içecekleri yiyip bitirmek.
HAYIRLI
Yararı, hayrı olan. Uğurlu, iyi, güzel.
KUTSUZ
Uğursuz, kötü, menhus. Mutsuz, zavallı.
KUTLU
Uğurlu.
BUĞRA
Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.
KADEMLİ
Uğurlu.
ALABACAK
Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).
İYİ
İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yerinde, uygun. Bol, çok, aşırı. Doğru olan. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Esen, sağlıklı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Yeterli, yetecek miktarda olan.
ÇİFTELİ
Çiftesi bulunan. Çifte atan veya alnında çift sakar bulunan. Uğursuz. Rahat durmayan, sataşkan.
DÜZTABAN
Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk. Dar tabanlı bir rende türü. Tabanı kemerli olmayan, düz olan (kimse). Uğursuz.
KADEM
Ayak. Uğur (I).
FETİŞ
Put. Uğurlu sayılan şey. Saplantılı bir biçimde cinsel coşku uyandıran karşı cinse ait elbise, ayakkabı vb. eşya. Tapınırcasına sevilen şey ya da kimse.
KADERSİZ
Kötü talihi olan. Uğursuz.
KADEMSİZLİK
Uğursuzluk.
GEÇİRMEK
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.
HABİS
Kötü, alçak, soysuz (kimse). Kötücül (hastalık veya ur). Kötü, uğursuz.
KADEMSİZ
Uğursuz.
KARA
Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.
FATALİTE
Alın yazısı, yazgı, kader. Uğursuzluk.