TUT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tut" olan, toplam 206 adet kelime bulunmaktadır. tut ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tut ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tut olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

TUTTURABİLDİĞİNE

15 harfli kelimeler

TUTUKLATABİLMEK, TUTUKLAYABİLMEK, TUTUŞTURABİLMEK, TUTUŞTURUVERMEK

14 harfli kelimeler

TUTARSIZLAŞMAK, TUTMAÇBAYINDIR, TUTUKLATABİLME, TUTUKLAYABİLME, TUTUŞTURABİLME, TUTUŞTURUVERME

13 harfli kelimeler

TUTARSIZLAŞMA, TUTTURABİLMEK

12 harfli kelimeler

TUTANAKÇILIK, TUTKALLANMAK, TUTKALTARAĞI, TUTLAŞTIRMAK, TUTTURABİLME, TUTUCULAŞMAK, TUTULABİLMEK, TUTULANDIRAN, TUTULUVERMEK, TUTUNABİLMEK, TUTUNUVERMEK, TUTUŞABİLMEK, TUTUŞUVERMEK

11 harfli kelimeler

TUTARSIZLIK, TUTKALCILIK, TUTKALLAMAK, TUTKALLANMA, TUTKULAŞMAK, TUTTURMALIK, TUTTURUKLUK, TUTUCULAŞMA, TUTUKLANMAK, TUTUKLAŞMAK, TUTUKLATMAK, TUTUKSUZLUK, TUTULABİLME, TUTULMAZLIK, TUTULMUŞLUK, TUTULUVERME, TUTUMSUZLUK, TUTUNABİLME, TUTUNMAZLIK, TUTUNUVERME, TUTUŞABİLME, TUTUŞKANLIK, TUTUŞMAZLIK, TUTUŞTURMAK, TUTUŞUVERME

10 harfli kelimeler

TUTABİLMEK, TUTAMAKSIZ, TUTAMLAMAK, TUTARLILIK, TUTARSIZCA, TUTKALLAMA, TUTKULAŞMA, TUTUCUBAŞI, TUTUKLAMAK, TUTUKLANIŞ, TUTUKLANMA, TUTUKLATMA, TUTUKLULUK, TUTUKSAMAK, TUTUMLULUK, TUTUŞLAMAK, TUTUŞTURMA, TUTUVERMEK

9 harfli kelimeler

TUTABİLME, TUTAMAÇLI, TUTAMAKLI, TUTAMLAMA, TUTANAKÇI, TUTARIKLI, TUTKALSIZ, TUTKUNLUK, TUTMANLIK, TUTSAKLIK, TUTTURGAÇ, TUTTURMAK, TUTUCULUK, TUTUKLAMA, TUTULAMAK, TUTULAYAN, TUTUVERME

8 harfli kelimeler

TUTAMLIK, TUTARLIK, TUTARSIZ, TUTETMEK, TUTGETİR, TUTİNAME, TUTKALCI, TUTKALLI, TUTKUSAL, TUTKUSUZ, TUTMALIK, TUTOKAİN, TUTOYASI, TUTSULUK, TUTTUMAK, TUTTURAÇ, TUTTURMA, TUTTURUK, TUTTURUŞ, TUTUKEVİ, TUTUKLUK, TUTUKSUZ, TUTULMAK, TUTULMAZ, TUTULMUŞ, TUTUMSAL, TUTUMSUZ, TUTUNCAK, TUTUNMAK, TUTUŞKAN, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

TUTACAK, TUTAĞAÇ, TUTALAK, TUTALGA, TUTALĞA, TUTALIK, TUTAMAÇ, TUTAMAH, TUTAMAK, TUTAMIK, TUTANAK, TUTANKA, TUTARAK, TUTARCA, TUTARGA, TUTARIK, TUTARLI, TUTKULU, TUTUGEÇ, TUTUHAN, TUTUKLU, TUTULGA, TUTULMA, TUTULUM, TUTULUŞ, TUTUMLU, TUTUNMA, TUTUNUŞ, TUTURAK, TUTURUH, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

TUTARI, TUTASI, TUTAYA, TUTCAK, TUTÇEK, TUTĞAL, TUTIYA, TUTİYA, TUTKAÇ, TUTKAL, TUTKAN, TUTKAP, TUTKUÇ, TUTKUN, TUTMAÇ, TUTMAK, TUTMAN, TUTMAŞ, TUTNAK, TUTRUK, TUTSAK, TUTSAT, TUTSUK, TUTTUK, TUTUBA, TUTUCU, TUTULU

5 harfli kelimeler

TUTAÇ, TUTAH, TUTAJ, TUTAK, TUTAM, TUTAR, TUTAŞ, TUTÇA, TUTDU, TUTEL, TUTEN, TUTER, TUTGU, TUTKA, TUTKU, TUTMA, TUTSU, TUTUK, TUTUM, TUTUN, TUTUŞ, TUTUZ, TUTYA

4 harfli kelimeler

TUTA, TUTİ, TUTU

3 harfli kelimeler

TUT

Bazı kelimelerin anlamları

TUT

Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri.

TUTTURABİLDİĞİNE

Kabul ettirebildiğince, belli bir fiyatı olmaksızın (satmak).

TUTUKLATABİLMEK

Tutuklatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TUTUŞTURUVERMEK

Çabucak tutuşturmak.

TUTARSIZLAŞMAK

Tutarsız duruma gelmek.

TUTMAÇBAYINDIR

Çankırı kenti, Orta ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

TUTTURABİLMEK

Tutturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TUTANAKÇILIK

Tutanakçının yaptığı iş.

TUTUŞTURABİLME

Tutuşturabilmek işi.

TUTARSIZLAŞMA

Tutarsızlaşmak durumu.

TUTUKLATABİLME

Tutuklatabilmek işi.

TUTUŞTURABİLMEK

Tutuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TUTUKLAYABİLMEK

Tutuklama imkânı veya olasılığı bulunmak.

TUTUKLAYABİLME

Tutuklayabilmek işi.

TUTKALLANMAK

Tutkallı duruma gelmek.

TUTUŞTURUVERME

Tutuşturuvermek işi.

  -   -   -  

Anlamında TUT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKSIRIKLI

Aksırığa tutulmuş, sık sık aksıran, hapşırıklı.

AĞCI

Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ALIŞMAK

Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

ALIKOYMAK

Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ANALIK

Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.

ALGIN

Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

AĞITÇI

Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.

ALBASTI

Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

ALAYCI

Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).

ALAZLAMAK

Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak. Sızlatmak, yakmak, acı vermek.

AMA

Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.

AKORTSUZ

Akordu olmayan, akort edilmemiş, akordu bozuk. Birbirini tutmayan, uyumsuz.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ALEVLENDİRMEK

Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.