Kelimeler arşivi içinde; başında "tut" olan, toplam 206 adet kelime bulunmaktadır. tut ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tut ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tut olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TUTTURABİLDİĞİNE
TUTUKLATABİLMEK, TUTUKLAYABİLMEK, TUTUŞTURABİLMEK, TUTUŞTURUVERMEK
TUTARSIZLAŞMAK, TUTMAÇBAYINDIR, TUTUKLATABİLME, TUTUKLAYABİLME, TUTUŞTURABİLME, TUTUŞTURUVERME
TUTARSIZLAŞMA, TUTTURABİLMEK
TUTANAKÇILIK, TUTKALLANMAK, TUTKALTARAĞI, TUTLAŞTIRMAK, TUTTURABİLME, TUTUCULAŞMAK, TUTULABİLMEK, TUTULANDIRAN, TUTULUVERMEK, TUTUNABİLMEK, TUTUNUVERMEK, TUTUŞABİLMEK, TUTUŞUVERMEK
TUTARSIZLIK, TUTKALCILIK, TUTKALLAMAK, TUTKALLANMA, TUTKULAŞMAK, TUTTURMALIK, TUTTURUKLUK, TUTUCULAŞMA, TUTUKLANMAK, TUTUKLAŞMAK, TUTUKLATMAK, TUTUKSUZLUK, TUTULABİLME, TUTULMAZLIK, TUTULMUŞLUK, TUTULUVERME, TUTUMSUZLUK, TUTUNABİLME, TUTUNMAZLIK, TUTUNUVERME, TUTUŞABİLME, TUTUŞKANLIK, TUTUŞMAZLIK, TUTUŞTURMAK, TUTUŞUVERME
TUTABİLMEK, TUTAMAKSIZ, TUTAMLAMAK, TUTARLILIK, TUTARSIZCA, TUTKALLAMA, TUTKULAŞMA, TUTUCUBAŞI, TUTUKLAMAK, TUTUKLANIŞ, TUTUKLANMA, TUTUKLATMA, TUTUKLULUK, TUTUKSAMAK, TUTUMLULUK, TUTUŞLAMAK, TUTUŞTURMA, TUTUVERMEK
TUTABİLME, TUTAMAÇLI, TUTAMAKLI, TUTAMLAMA, TUTANAKÇI, TUTARIKLI, TUTKALSIZ, TUTKUNLUK, TUTMANLIK, TUTSAKLIK, TUTTURGAÇ, TUTTURMAK, TUTUCULUK, TUTUKLAMA, TUTULAMAK, TUTULAYAN, TUTUVERME
TUTAMLIK, TUTARLIK, TUTARSIZ, TUTETMEK, TUTGETİR, TUTİNAME, TUTKALCI, TUTKALLI, TUTKUSAL, TUTKUSUZ, TUTMALIK, TUTOKAİN, TUTOYASI, TUTSULUK, TUTTUMAK, TUTTURAÇ, TUTTURMA, TUTTURUK, TUTTURUŞ, TUTUKEVİ, TUTUKLUK, TUTUKSUZ, TUTULMAK, TUTULMAZ, TUTULMUŞ, TUTUMSAL, TUTUMSUZ, TUTUNCAK, TUTUNMAK, TUTUŞKAN, Devamını Oku »»
TUTACAK, TUTAĞAÇ, TUTALAK, TUTALGA, TUTALĞA, TUTALIK, TUTAMAÇ, TUTAMAH, TUTAMAK, TUTAMIK, TUTANAK, TUTANKA, TUTARAK, TUTARCA, TUTARGA, TUTARIK, TUTARLI, TUTKULU, TUTUGEÇ, TUTUHAN, TUTUKLU, TUTULGA, TUTULMA, TUTULUM, TUTULUŞ, TUTUMLU, TUTUNMA, TUTUNUŞ, TUTURAK, TUTURUH, Devamını Oku »»
TUTARI, TUTASI, TUTAYA, TUTCAK, TUTÇEK, TUTĞAL, TUTIYA, TUTİYA, TUTKAÇ, TUTKAL, TUTKAN, TUTKAP, TUTKUÇ, TUTKUN, TUTMAÇ, TUTMAK, TUTMAN, TUTMAŞ, TUTNAK, TUTRUK, TUTSAK, TUTSAT, TUTSUK, TUTTUK, TUTUBA, TUTUCU, TUTULU
TUTAÇ, TUTAH, TUTAJ, TUTAK, TUTAM, TUTAR, TUTAŞ, TUTÇA, TUTDU, TUTEL, TUTEN, TUTER, TUTGU, TUTKA, TUTKU, TUTMA, TUTSU, TUTUK, TUTUM, TUTUN, TUTUŞ, TUTUZ, TUTYA
TUTA, TUTİ, TUTU
TUT
TUT
Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri.
TUTTURABİLDİĞİNE
Kabul ettirebildiğince, belli bir fiyatı olmaksızın (satmak).
TUTUKLATABİLMEK
Tutuklatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TUTUŞTURUVERMEK
Çabucak tutuşturmak.
TUTARSIZLAŞMAK
Tutarsız duruma gelmek.
TUTMAÇBAYINDIR
Çankırı kenti, Orta ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
TUTTURABİLMEK
Tutturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TUTANAKÇILIK
Tutanakçının yaptığı iş.
TUTUŞTURABİLME
Tutuşturabilmek işi.
TUTARSIZLAŞMA
Tutarsızlaşmak durumu.
TUTUKLATABİLME
Tutuklatabilmek işi.
TUTUŞTURABİLMEK
Tutuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TUTUKLAYABİLMEK
Tutuklama imkânı veya olasılığı bulunmak.
TUTUKLAYABİLME
Tutuklayabilmek işi.
TUTKALLANMAK
Tutkallı duruma gelmek.
TUTUŞTURUVERME
Tutuşturuvermek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSIRIKLI
Aksırığa tutulmuş, sık sık aksıran, hapşırıklı.
AĞCI
Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ALIŞMAK
Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.
ALIKOYMAK
Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ANALIK
Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
ALAYCI
Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).
ALAZLAMAK
Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak. Sızlatmak, yakmak, acı vermek.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
AKORTSUZ
Akordu olmayan, akort edilmemiş, akordu bozuk. Birbirini tutmayan, uyumsuz.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.