Kelimeler arşivi içinde; başında "tut" olan, 6 harfli toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. tut ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tut ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tut olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Sözcüklerin anlamı için kelime üzerindeki bağlantılardan faydalanabilirsiniz.
TUTKUÇ
Ateş üstündeki kabı tutup indirmek için bez ve benzerleri şeylerden yapılan tutacak.
TUTTUK
Bir borcun ödeneceğine inanca olarak, ödediğinde geri alınmak üzere, borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey, rehin.
TUTMAN
vâzı'ü'l-yed. Bir taşınmaz malın kullanımını, belli bir süre için belirli bir tutmalık karşılığında, taşınmaz iyesinden kendisi için sağlayan kimse.
TUTCAK
Maşa biçiminde bir çeşit araç. Sıcak tencereyi tutmakta kullanılan yünden örülmüş ya da bezden yapılmış tutacak.
TUTNAK
Mahkeme kararını gösterir belge. Tutukevi.
TUTMAÇ
Dört köşe kesilmiş küçük hamur parçalarından yapılmış olan yoğurtlu çorba.
TUTĞAL
Tutkal.
TUTSAK
Savaşta ele geçen düşman, esir. Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse. Gitmesine, serbestçe hareketine engel olunan.
TUTMAŞ
Eski türkçe tutmaç: tutmaç; Tutmaç (köyü s. bk. ayrıca dutmaş.
TUTÇEK
Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan alet, lavta, forseps.
TUTULU
Tutulmuş. Tutu olarak alınmış, ipotekli.
TUTASI
Su tası. (Gedikli Şarkikaraağaç Isparta).
TUTUCU
Mevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen (kimse), muhafazakâr, konservatör. Durmalı çıkışlarda, bisikletçiye yardım eden kişi.
TUTKAL
Deri, kıkırdak vb. hayvansal maddelerden elde edilen, katılaşıp sertleşme özelliğiyle tahta, kâğıt vb. yapıştırmaya yarayan madde.
TUTIYA
Önemli, değerli nesne.
TUTMAK
Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.
TUTKAÇ
Ateş üstündeki kabı tutup indirmek için bez ve benzerleri şeylerden yapılan tutacak. Tabaklıkta gönleri parlatmak için kullanılan cila.
TUTRUK
Ocak, soba ve benzerleri şeyleri tutuşturmak için kullanılan çalı çırpı, çıra gibi kuru yakacaklar.
TUTARI
Sara hastalığı.
TUTSUK
Bir borcun ödeneceğine inanca olarak, ödediğinde geri alınmak üzere, borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey, rehin.