Kelimeler arşivi içinde; başında "taa" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. taa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu taa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde taa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TAAHHÜTNAME
TAAHHÜTLÜ, TAALLUKAT, TAAMMÜDEN
TAACCÜP, TAAYYÜŞ, TAAYYÜN, TAAŞŞUK, TAASSUP, TAARRUZ, TAANNÜT, TAAMMÜT, TAAMMÜM, TAALLUK, TAAHHÜT, TAAHHÜD, TAAFFÜN, TAADDÜT, TAADDÜD
TAALTİ
TAAM, TAAL, TAAN, TAAR, TAAT
TAA
TAA
Küçük pencere ya da tavan penceresi. İşte.
TAAHHÜTLÜ
Taahhüt edilmiş, üstlenilmiş olan. Alındılı.
TAAYYÜŞ
Yaşama, geçinme.
TAAMMÜT
Bir işi veya suçu bile bile, tasarlayarak yapma. İşlenecek bir suçun daha önceden tasarlanması.
TAALLUKAT
Hısımlar, yakınlar.
TAASSUP
Bağnazlık.
TAAŞŞUK
Karşılıklı âşık olma.
TAALLUK
İlgisi olma, ilgisi bulunma, ilgi, ilinti.
TAARRUZ
Saldırı.
TAANNÜT
Direnme, ayak direme, inat etme, direnim.
TAAHHÜT
Bir şey yapmayı üstüne alma, üstlenme.
TAAYYÜN
Belli olma, ortaya çıkma, belirme.
TAAMMÜDEN
Kasten. İşlenecek bir suçu önceden planlayarak, planlı bir biçimde, tasarlayarak.
TAACCÜP
Şaşma.
TAAHHÜTNAME
Bir şeyi yapmayı üstüne aldığını bildiren yazılı kâğıt.
TAAMMÜM
Yayılma, genelleşme.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MUTİ
Yumuşak başlı, itaat eden.
KOKUŞMAK
Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokmak, taaffün etmek. Koklaşmak. Kişi, toplum vb. bozularak özelliğini yitirmek, tefessüh etmek.
BAĞNAZ
Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen, mutaassıp, fanatik.
ESLEK
Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren, söz tutan, yumuşak başlı, itaatli, muti.
KESİM
Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.
DİNLEMEK
İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.
DİRENMEK
Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek, taannüt etmek.
İLGİ
İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk, aidiyet. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma. Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
İADELİ
İadeli taahhütlü. Divan edebiyatında her beytin son sözünü sonraki beytin ilk sözü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı, iade.
İTAATLİ
Söz dinleyen, buyruğa uyan, itaatkâr.
GENELLEŞMEK
Genel duruma gelmek, genel bir durum almak, taammüm etmek.
MUTAVAAT
Boyun eğme, uyma, itaat etme. Dönüşlü.
KASTEN
Kasıtla, bile bile, isteyerek, zihinde tasarlayarak, taammüden.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
İTAATSİZLİK
İtaatsiz olma durumu. İtaatsizce davranış.
ALINDILI
Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.
BAŞKALDIRI
Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma, isyan. Bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme.
DOKUNULMAZ
İlişilmez, el sürülmez, taarruzdan korunmuş. Hiçbir biçimde eleştirilemez.
DİRENİM
Direnme işi, inat, taannüt. Temerrüt.
BAĞNAZLIK
Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış, taassup, mutaassıplık, fanatiklik, fanatizm.